ASLOLAN DNA DEĞİL KÜLTÜRDÜR

Selim Gürselgil

Yıllardır işittiğim ama hiç önem vermediğim konulardan biri de şudur: Bugünkü Türklerin DNA analizi yoluyla aslında Türk olmadıklarının ispatlanması…

Bunu daha çok Bizansçılar yapıyor: Birkaç bölgeden DNA örnekleri alıyor, bunların Orta Asya’da yoğun olan örneklerle çok az ilgisi olduğunu, Anadolu’da daha önce yaşamış Türk olmayan unsurlarla daha daha çok ilgisi olduğunu gösteriyor, oluyor sana “Türkler aslında Türk değil”…

Kaba materyalist ve felsefî olarak da geçersiz bir yaklaşım. Bu yöntemle hiçbir millet 1000 yıl önceki genlerini birebir vermez ve aslında kendisi olmadığını ispatlar. Hâlbuki hiçbir milletin 1000 yıl önceki genleri “aslî genleri” değildir. O 1000 yıl önceki genler de kendisinden 1000 yıl önceki genlerle kıyaslansa, hemen hemen aynı sonuç çıkar. Çünkü milletler ırmaklar gibidir; her gittikleri yerde, çıktıkları kaynaklardan daha fazla tesir alır ve zaman ve mesafe uzadıkça ilk hallerinden daha fazla uzaklaşırlar.

Buradan ırkçılığın bir safsata olduğunu, “ırk” diye temel bir birimin olmadığını, sadece belli başlı tarihî durumlara ırk atfedilebileceğini, bunun da bir atıftan ileri gitmeyeceğini ve gerçek bir dayanak bulamayacağını görürüz. Nasıl ki bugünkü Anadolu Türkleri, 1000 yıl önceki tarihî durumlarından bir hayli uzaklaşmış bulunuyorlar; çünkü 1000 yıldır Anadolu’da bulunan diğer unsurlarla evlilik yapıyor, burasının havasından, suyundan, gıdasından etkileniyor; dolayısiyle burada olana geldiği yerden daha fazla benziyor. Eğer ırk diye bir şey olsaydı ve bu ırk da 1000 yıl önceki tarihî durum olsaydı, o zaman bugünkü Türkler Türk sayılmaz, Bizansçılar haklı olurdu. Oysa 1000 yıl önceki tarihî durum da kendisinden 1000 yıl önceki tarihî durumla aşağı yukarı aynı farklılığı gösterir.

Milletleri genetik değil ruhî ve manevî faktörler belirler. Bugün Türkçe konuşan, kendilerine Türk diyen, Türk tarihi içinde şekillenmiş olan kimseler isterse 1000 yıl önceki atalarıyla tek bir gen alâkası taşımasın, Türktürler. Hiç olmazsa Bizanslı değildirler. Rum ve Ermeni değil, Rum ve Ermeni genleri de taşıyan, halis muhlis Türklerdir.

Ancak genler değil de manevî yapı ve özellikleri kaybedici değişimler, bir milletin ortadan kalktığına işaret sayılabilir. Bu değişimler siyasî ve kültürel saiklere antropolojik saiklerden daha fazla dayanır. Nitekim Osmanlı Türkleri ile Cumhuriyet Türkleri arasında hiçbir anlamlı gen farklılığı bulamazsınız; ama ruhî ve manevi olarak Osmanlı Türkleri ile Cumhuriyet Türklerinin neredeyse hiçbir alâkası yoktur. Çok az vardır. Bugünkü Türkler, Osmanlı Türklerinden çok, Rum, Ermeni ve Çingene psikolojisine benzerlik gösterir. Bundan dolayı Türk olmadıkları bile iddia edilebilir.

Ama dediğimiz gibi, bunun gen alışverişiyle ilgisi yoktur veya çok azdır. Maneviyattır.

Ek: Aslında bu konuya daha derin girebilirim ama popüler olmaz, slogan atamam: Evrimcilerin gen gen diye başımızın etini yemeleri, genleri sanki bize kader tayin eden ilâh yerine koymaları, oysa bir şeyin “etki edici” olmasının onun “belirleyici/gerektirici” demek olmadığı vs.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin