HUKUKSUZLUK, İMÂNSIZLIĞIN PİÇİDİR

Alâaddin Bâki AYTEMİZ

Maraş merkezli depremlerde ölen onbinlerce kişinin ardından açılan davalarda tek bir kamu görevlisinin bile yargılanmıyor olması karşısında depremzedeler feryat ediyor: “Bütün suç müteahhitlerin mi ki sadece onlar yargılanıyor, bu yapılara izin veren, denetleyerek ruhsat verenlerin suçu yok mu?”

Geçenlerde Antalya’da yaşanan teleferik kazasında, teleferiğin olduğu ilçe belediye başkanı da tutuklanmıştı. Deprem dahil diğer benzer vakalarda hiçbir siyasetçiye, kamu görevlisine dokunulmazken, burada siyasetçisinden belediye çalışanlarına kadar tutuklamalar olması dikkat çekmiş ve bu farklı tavrın, ilgili belediyenin CHP’li olmasına yorulmuştu.

Adalet?

Lafa gelince “Adalet mülkün temelidir!” derler, partilerine ad olarak koyarlar ve bu mânâya tevarüs ettiklerini iddia ederler. Bir mânâyı sahiplenmek, yaşamakla olur. Hainler ise ihanetlerini perdelemek için lâfını eder ama pratiklerinde tersini yaparlar.

İliçte’ki madende yaşanan katliam malûm… Oraya ÇED raporu veren adam yeniden bakan yapıldı. Bir bekleyin, en azından dava neticelensin, sorumluluğu var mı, yok mu, mahkemede aklansın değil mi?..

Ama zaten yargılanmayacak olduktan sonra…

Maraş’ta 1400 kişinin öldüğü Ebrar Sitesinin zemin etüdü var mı, yok mu bakmadan izin veren adam İstanbul Çevre ve Şehircilik’te müdür yapılmış… İstanbul da deprem bekliyor ve bu deprem Türkiye için Millî Güvenlik meselesiyken… Zemin etüdü olmayan binaya izin veren adamı ödüllendirerek İstanbul’da görevlendir… Şimdi tabi burada dolayısıyla bu izinlerin verilmesinde bazı akçeli işler gündeme gelecek. Sonra bu akçeli işlerde ortaya çıkan problemlerin hallinde de mafyalar, çeteler…

Sonra ortalık çetelerden geçilmiyor…

Çeteler hukuksuzluğun tabi neticesidir.

Hukuksuzluk, imânsızlık rejimlerinin piçidir! Kendi koydukları kuralları uygulamayarak, inandıklarını iddia ettikleri değerlere tecavüz edenlerin…

Sinan Ateş cinayeti davası da esasında İmânsız İslâmcılık rejiminde çeteleşmenin, devletin hangi tabakalarına kadar yer bulduğunu göstermesi bakımından gayet mühim.

Sinan Ateş’in eşi, verdiği mücadele ile, ülkedeki siyasî dalgalanmadan da istifade ederek davayı siyasî olarak en üst makama taşımayı başardı. Hukuku, devletin tepesindeki siyasî mücadele tayin edecek. Etmiyor muydu?

Orwell’ın meşhur romanında olduğu gibi, bütün hayvan çiftlikleri, domuzlar diktatörlüklerinin ortak vasfıdır ki, hukuk önünde herkes eşit denmesine rağmen bazıları biraz daha eşittir.

Yanlış anlaşılmasın, biz tek başına diktatörlüğe de karşı değiliz. Bizde yönetim şekli yok, ruhu vardır. Yeri gelir, bir diktatör de hukuk nizâmını sağlayabilir. Bu nizamın olmadığı yerin adı ve iddia edilen şekli ister demokrasi, iste şu, ister bu olsun, ruhu, Orwell’ın tasvir ettiği domuzlar diktatörlüğüdür.

SALİH MİRZABEYOĞLU’NA YAPILAN TELEGRAM SUİKASTİ

İşte, hukuksuzluğun en ileri derecede tezahür ettiği vaka…

Kimseden gık çıkmıyor… Bizden başka kimse de hesap sorucu tavır belirtmiyor, cinayet unutturulmaya, mesulleri, siyasete dokunur diye gizlenmeye çalışılıyor.

Sonra da büyük büyük laflar.

Kimler, kimlerin piçliğini yapmakta, gördükçe iğreniyoruz!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin