HENİYE’NİN ŞEHADETİ VE İBDA’NIN KURULUŞUNUN 40. YILI ÜZERİNE

Selim Gürselgil

İsmail Haniye’yi unutmayacağız. O bir ahlâk abidesiydi. Kendisi yurtdışında yaşamak zorunda iken ailesini Gazze’de bıraktı. Savaşa, vahşete rağmen kaçırmayı düşünmedi. Bütün çoluk çocuğu katledilince de dimdik durup, “onların kanı diğer Filistinliler’den daha değerli değil” dedi.

Bunu hangimiz yapabiliriz? Bu artık Türklerin unuttuğu bir soyluluktur. Kendi çoluk çocuğu için vahşet karşısında bile torpil, iltimas, ayrıcalık düşünmeyen bir yüce gönüllülüktür. Onun ne kadar büyük bir adam olduğunu buradan anlıyoruz. Heykelini dikemeyeceğimize göre, adını yaşatmak borcundayız.

Bir büyük şehit verdik. Allah rahmet eylesin… Gam değil. Daha büyük kahramanlar yetiştirecek bir potansiyeldeyiz. Yeter ki, dövüş ruhunu, dövüş kafasını kaybetmeyelim. Kahrolsun İsrail demekle İsrail kahrolmaz. Fakat bunu dememek de olmaz. Bu bizim dövüşen ruhumuz için gerekli bir sözdür. Kendi kendimize verdiğimiz dövüş sözüdür. İsrail’i kahredecek olansa bizim sözlerimiz değil eylemlerimizdir.

Elbet er-geç İsrail kahrolacak, pılını pırtını tarağını toplayıp, 100 yıldır işgâl ettiği mukaddes topraklardan çekip gidecektir. Onu işbirlikçisi ve hizmetçisi Batı’nın sermaye ve teknolojisi korumaya yetmeyecektir. İnsanlığa karşı sermaye ve teknoloji geçici bir üstünlük sağlayabilir; ama eninde sonunda intikam günü gelir. Bundan hiçbir kaçış yoktur. Tarihte hiçbir zalim o günden kaçamamıştır. O gün muhakkak gelecektir.

Bir Haniye gider, bin Haniye gelir. İslâm bunun garantisidir. Yeter ki Müslümanlar İslâm’ı, oturduğu köşesinden lafla tabi olunan bir din bellemesin. İslâm fiildir, aksiyondur, onun için verilen kurbanların dinidir. İslâm şehitlerin dinidir, ona şehitlerin kanlarıyla tabi olunur.

***

İbda Hareketinin kuruluşunun 40. yıldönümü, başta İslâm âlemi olmak üzere, kurtuluş ümidinde olan tüm insanlık için hayırlı ve mübarek olsun.

İbda Hareketi, İslâm inkılâbı için duyan bir kalp, düşünen bir kafa ve sıkılmış bir yumruktur. Onun ruhunun ulaştığı hiçbir yerde, güya Müslümanlık adına küfre teslimiyet, kâfirin ve zalimin hakimiyetinden memnuniyet düşünülemez. O, dünyanın neresinde olursa olsun, şeraitin hangi cehenneminde bulunursa bulunsun, daima şeriat özlemi çekmenin ve onun için duymanın, düşünmenin ve dövüşmenin rehberidir.

İbda Hareketi, beynelmilel kapitalizm/siyonizmin reddi demektir. Aynı zamanda, beynelmilel kapitalizm/siyonizme güya kalbiyle buğzederken yapıp ettiğiyle hizmet eden, onunla bir avuntu içinde uzlaşan sahte İslâmcılığın da reddi demektir. İbda Hareketi kurtuluşa giden yoldur.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin