BU NASIL KOKUŞMA

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Önce bir haber takılıyor gözüme:

“İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya: Düğün konvoyunda rastgele ateş eden 2 kişi gözaltına alındı…”

Koskoca Bakan’ın başka işi yok muydu da düğün magandalarının yakalanmasını açıklamayı üzerine almış diye düşünürken…

Bomba haber…

Abdurrahman Dilipak kendi hesabından paylaşmış, ben de oradan gördüm.

LobiRapor (@LokmnHokm) adlı hesaptan:

ADALET BEKLEDİĞİMİZ YARGIDAN SON HABER

720 bin dolara barona tahliye…

Hollanda’da başlatılan ‘Cherokee’ soruşturması kapsamında liderliğini Hollandalı uyuşturucu baronu Joseph Johannes Leijdekkers’ın yaptığı, Türkiye ayağındaki baronun ise Abdullah Alp Üstün olduğu ortaya çıkmış yapılan operasyon ile çete üyeleri tutuklanmıştı.

Yapılan operasyonlarda yakalanan 51 şüpheli hakkında 82 yıla kadar hapis talebiyle dava açıldı. Baron Abdullah Alp Üstün’ün de aralarında bulunduğu 15 tutuklu sanık, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı.

Geçtiğimiz temmuz ayının ilk haftası cuma gecesi 02.30’a kadar süren duruşma sonrasında mahkeme başkanı duruşma savcısının bütün sanıkların tutukluluk halinin devam etmesi talebine rağmen 15 sanığın da tahliyesine karar verdi. Tahliyenin ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, mahkemenin verdiği karara itiraz etti.

İtirazı kabul eden İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi Abdullah Alp Üstün oğlu Efe Alp Üstün, Aziz Demir, Bahadır Mert Oğur, Eric Schroeder, Selçuk Aydın ve Wilhelmus Adrianus Leijdekkers’in yeniden tutuklanmasına karar verdi. Ancak tüm sanıkların firar ettiği, yakalanmaları için çalışma yürütüldüğü öğrenildi.

Hakimin gece yarısı saldığı sanıklar arasında bulunan Abdullah Alp Üstün sıradan bir isim olmanın çok ötesindeydi.

1979 Kastamonu doğumlu olan Abdullah Alp Üstün hakkında 2011 yılında hakkında eroin kaçakçılığı nedeniyle soruşturma başlatılmıştı. İddiaya göre; İran’dan temin ettiği eroini önce Yüksekova’ya getirtiyor ve buradan Mersin’de bir depoya taşıtıyordu. Burada salça konserveleri yüklü TIR ile Ro-Ro taşıma sistemini kullanarak eroin İtalya’nın Trieste Limanı’na götürülüyordu. Uyuşturucunun son durağı ise Almanya ve Hollanda’ydı. Abdullah Alp Üstün, bu ülkelerde eroini alıcılara ulaştırıyordu.

Tahliye kararı sonrası dikkatler verilen karar ve kararı veren mahkeme heyeti üzerine çekildi.

Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) 1. Dairesi, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un da oluruyla dosyada bulunan deliller, kara para aklanmasına ilişkin hazırlanan detaylı MASAK raporuna rağmen 15 sanığın tahliye kararını veren mahkeme başkanı Oktay A. ile ilgili soruşturma izni verdi.

Soruşturma izninin ardından HSK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından tahliyelerin araştırılması için müfettiş görevlendirildi.

Teftiş müfettişleri hazırladıkları raporu HSK 2. Daire’ye gönderdi. Raporda müfettişler, İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Oktay A. ile mahkeme heyeti üyeleri Arzu A. ve Veysi G. için ihraç kararı istedi. Rapor doğrultusunda HSK, 3 hakimi de açığa aldı.

HSK 2. Daire’ye gönderilen dosyaya şok bir rapor girdi. Raporda, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına Mahkeme Başkanı Oktay A. ve suç çetesi lideri Abdullah Alp Üstün hakkında mail yoluyla ihbarda bulunulduğu ortaya çıktı.

İhbarda Hollandalı uyuşturucu baronu Joseph Johannes Leijdekkers’ın Türkiye ayağını yöneten Abdullah Alp Üstün ve çete üyelerinin İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkmadan bir gün önce mahkeme başkanı ile 720 bin dolara tahliye kararı için anlaştıkları ifadeleri yer aldı.

*

Bu haberin neresi bomba?

Bu ülke, mahkeme tahliye kararı vermişken, bu kararın nasıl takip edildiği, sonra tahliye edilenlerin cezaevi çıkışı gözaltına alınıp yeniden tutuklama kararı çıkartılarak yeniden cezaevine konduğu davalara da şahit oldu da ondan… Yani istendiğinde olmazlar olabiliyorken… Oh be iyi ki düğün magandaları yakalanmış…

Yoksa vakti zamanında bu ülkede DGM adlı mahkemeler varken, uyuşturucu davaları da bu mahkemlerede görülmekteydi. Bu davalar, “Yahu bu uyuşturucunun devletin güvenliği ile ne alâkası var!” denilerek DGM’lerden alınmak istendiğinde, anlı şanlı DGM hâkimlerinin devlete isyan bayrağını açarak, “uyuşturucu davalarını vermezük!” diye kazan kaldırdığına da şahit olmuşluğumuz ve bir çok DGM hâkiminin uyuşturucu satıcılarından rüşvet alarak tahliye kararı vermişliğinden dolayı açığa alındıklarına da vakıfız.

Tabi o zaman Kemalist rejim vardı, kokuşmuş bir rejimdi. Şimdi pürüpâk tertemiz, mis gibi İmânsız İslâmcılık rejimimiz var…

Geçmişe gönderme yapınca, geçmişte TBMM’de bolca yumruklu kavga da yaşanırdı…

Vekiller birirlerini hırsızlıkla, arsızlıkla, uğursuzlukla suçlar, daha sonra da yumruk yumruğa birbilerine girerlerdi.

Ya şimdi?

MECLİSTE ŞOK – VEKİLE SALDIRI

TBMM Genel Kurul’nda DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan, yaptığı konuşmada “AKP TÜİK eliyle her ay işçinin, memurun, emeklinin cebinden düzenli bir şekilde düzenli bir şekilde çalıyor ama bu cebinden maaşı çalınan işçinin, emekçinin, emeklinin sesi maalesef duyulmuyor. Ben de buradan o cebinden ücreti, maaşı çalınan yurttaşlar adına bağırmak istiyorum: Hırsız var! Hırsız var! Hırsız var! AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor, AKP hırsızlık yapıyor” dedi. Eski Ulaştırma Bakanı Adil Karaismailoğlu, Genel Kurul’da AKP’ye “Hırsız” diyen DEM Partili Ali Bozan’a tokat attı, vurarak üstüne yürüdü.

Sodom ve Gomore’yi çatlatmadığımız, Bizans ve Roma’yı patlatmadığımız, Kemalist diye mücadele ettiklerimizi söz sahibi yapmadığımız şu hayatta ne kaldı ki?

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin