DUYGULARIN SENFONİSİ – 6

ELİPS CÜMLE

Burhan Halit KOŞAN

MİM VE VAV

“Ben, üstün ahlâkı tamamlamak için gönderildim” buyuran Allah Resûlü’ne saygı ve hürmetlerimi arz ederim. Allah’ın rahmeti ve mağfireti, Efendimiz’in şefaati, bu hadisi şerîfi “bütün güzel duyguların kul plânında “mutlak eksiksizlik” olarak Allah Resûlü’nde hazineleştiğinin delilidir.” (*) içtihadı ile tefsir eden Salih Kumandanım ile olsun.

FİRKETE

Duygularımızın musikî, matematik ve diğer branşlarda bir karşılığı bir izdüşümü var mıdır? Tarih şuurumuz, matematik seviyemiz ve coğrafî koordinat bilgimiz, duygularımızın yön değiştirmesini sağlar mı? Duygularımız dilimizi, dilimiz duygularımızı etkiler mi? Açık dil veya kapalı bir dil tercihimiz, duygularımızı ele verir mi? Günümüzde saf duygulara, saf bir akla ve saf bir kalbe sahip bir fert var mıdır? Duygular, zaman mevhumunun farklı algılanmasına tesir eder mi? Hayranlık hissiyatı, bir insanın, çok daha iyi bir insan olmasını sağlar mı? Maddî refah seviyesi, duygulara tesir eder mi? Duygusal zekâ ölçülebilir mi?

ALINTERİ, İLHAMDAN ÖNCE GELİR.

Maddî refah seviye noktasında paraya hükmedenler, aynı zamanda paranın da hükmettiği insanlardır. Takdir edersiniz ki, sürekli para hakkında düşünmek mecburiyetinde kalan iki zümre vardır: Kartel olan zenginler ve yoksullar. Bir insanın aşırı zenginliği, doğal hayatını ciddi şekilde engelleyebilir. Sosyal, entelektüel ve ahlâkî açılardan da insanı çökertebilir. Sosyal açıdan hiç kimseye güvenmediği gibi, birlikte büyüdüğü arkadaşının bile arkadaşı olmadığını düşünmeye başlar. Çoğu insanın gözlerini kamaştıran şatafatlı zenginlik, aile bağlarını güçlendirebileceği gibi, para şehvetinin zehriyle parçalayabilir de.

Aşırı yoksulluğun yıpratıcı yönleri olduğu gibi, şatafatlı zenginliğin de aşındırıcı yönlerinin olduğunu bilmeliyiz. Paraya hükmettiğini zannederken, paranın hükmettiği insanların ruh halleri donuk, dikkatlerini çekecek her şeyin uyarıcı ve uyandırıcı etkisi olmamasından dolayı da merak kapasitelerini kaybederler. Para kaybederim korkusunun getirdiği kaygıyı ve kime güvenebilirim şüpheciliğinin kemirdiği bir kalp sahibi, kaybedenlerden değilse ne!

Elbette ki, refah seviyesi insan hislerinin istikametini etkilediği gibi algılamalarının ve olgularının istikamet pusulası olan duygusal zekâsına da olumlu veya olumsuz katkısı olur. Lüksü ve şatafatlı bir hayatı, muazzam bir paranın esaretinde değil, bilginin zenginliğinde, hikmetli “hayret” işlerinde, deccalin gelişini geciktirecek hayırsever işlerde, cıvıldayan bir kalbin aşk ritminde, aziz fikrin dayanışmasında ve başkalarını yoksullaştırmayan her türlü faaliyette arayabiliriz. Şaşaalı ve debdebeli bir hayatı, beton bina ve egzoz gazlarında değil, küstah romanlar ve fırıldak öykülerde hiç değil, pek nitelikli ve derinliği olan bir makalede, mandalina bahçelerinin gölgesinde ve âşıkların hüznüne ortak olmakla derman bulabiliriz…

Duygusal zekâ, bir bakıma duygularımız ile aksiyonlarımız arasındaki mesafeyi kısaltan veya uzatan ara boşluktur. Bu alan, bir nevi duygularımızın aklı olma işlevini görmektedir. Hürriyetimizin alanı diyebileceğimiz bu alanı ölçmek için psikiyatrinin bir kısım kompetanı, iyimserlik, olumlu mizah ve iddialılık ölçütlerini alırken bir kısmı da farklı ölçütleri alarak duygusal zekâyı ölçme iddiasında bulunmaktadır. Ağızlarda pelesenk olan ve popüler bir şekilde kullanılmasına rağmen ölçütlerinin belirsizliği ve referanslarının çeşitliliği, duygusal zekânın tanımlanmasını ve güvenilir bir şekilde değerlendirilmesini zorlaştırdığı gibi hâlen daha duygusal zekâ ölçümü yapılamıyor.

Emekleme safhasındaki duygusal zekâ çalışmalarına nazaran aşk, kin, hayranlık, tiksinti, neşe, hüzün, mutluluk, üzüntü, korku, şaşkınlık, sevgi, öfke ve benzeri duygu cevherleri hususunda epey mesafe alındığını bilmeliyiz. Buna rağmen, duyguların yelpazesi oldukça geniştir ve yönetmek de zordur. Bu zorluğa rağmen avantajlarından yararlanmanın zamanı geldi de geçiyor bile. Günümüzde teknolojinin getirdiği kirlenme her ne kadar insanlarımızı mantığın aforizmalarını yüceltmeye ve saygı göstermeye sürüklese de bu durum, hür insanların tutkulu bir aşkla bağlanmasına ve hayranlıklarını göstermeye engel olamıyor.

Her bir insanı, bilsin veya bilmesin, farkında olsun veya olmasın kesinlikle ve kesinlikle ulvî veya süflî değerleri temsil eden bir figür, sembol, ritüel veya nesneler üzerinden hayranlık duyduğu tarafı ele verir. Günümüzde “bayıldım, hoşlanıyorum” gibi tanımlayıcı ifadeler çok yaygın kullanılsa da hakikî bir hayranlık çok daha derin bir duygudur. Hakikî bir hayranlık, süflî olanın borazanı değil, modern idealistlerin değil, kadim idealistlerin ayak izlerini takip etmeyi gerektirir. Mukaddes ihtiyarın, “Devirmenin değil, dikmenin, dikeceğin şey için devirmenin gerçek devrimcisi olmak borcundasın!” (*) buyruğunun, kadim idealizmin biricik parametresi ve biricik formülü olduğunu ifşa edeyim.

Evet, insanları birbirine bağlayan hayranlık duygusu, bağlanan insanı bencillik pisliğinden koruduğu gibi ailesine, hısım ve akrabasına, grubuna ve yaşadığı topluma daha uyumlu hâle getirir. Ulvî bir figüre hayranlık duygusu ile bağlanan insan, büyük bir organizasyonun parçası olmanın getirdiği neşe ile vakar halini yaşamaya başlar. Kendi öz ihtiyaçlarından ziyade boyunu aşan daha büyük hayırseverliklere yönelir. Karakteri ile şahsiyetinin telif haklarını korumayı ve hiyerarşik disiplinin önemini kavramasını da sağlar. İnsanoğlunu mini minnacık çevresinden çıkararak, daha büyük dünyaya açılmasını sağlayan bu duygu, aynı zamanda kişinin cömert ve feragat ehli olmasına da sebep olur. Ulvî bir figüre duyulan hayranlığın mütedeyyin dindarlığı telkin ettiği gibi, mimarî, musikî, edebiyat gibi unsurlar da hayranlığın kültür kurumları olduğunu söyleyebilirim. Hatıratının olmasını ister misin?

Kırk gün, kırk gün batımını takip eden sürede hayranı olduğun aziz olan bir figürü-şahsiyeti düşünmeni, onu çağrıştıran, hatırlatan her şeyi özümseyerek “hayranlık günlüğü” tutmanı öneriyorum. Her gün batımı, yani akşam namazının ardından yapacağın bu faaliyetinin ardından perspektifinin yerli yerince oturduğunu, odaklanabildiğini ve çözülmez zannedilen problemleri çözebileceğini göreceksin. Aynı zamanda cesaret, dinginlik ve günümüzde pek hatırlanmayan tevekkül duygusu ile birlikte ahlâk şuurunun kendi vücudunda mayalamaya başladığını göreceğin gibi atlas okyanusunda kulaç atabildiğini kendin görecek, tebessüm edeceksin… Elif adlı eserinde, “Aşka hürmet” buyuran Kumandan’a selâm olsun!

ELİPS CÜMLE

Malûmunuz olduğu üzere dil, her bir insanın düşünce dünyası ile tefekkür buudunu inşa eder ve şekillendirir. Hani demem o ki, lisân, tefekkürün mimarı, düşüncenin mühendisidir. Aynı zamanda, duygu parametrelerini de şekillendirir. Lisânımızın öğeleri ve aynı zamanda kabulümüz olan ilk kavramımız, kelimemiz veya cümlemiz de bizim ne olduğumuzu veya ne olmadığımızı ele verdiği gibi yeryüzündeki serüvenimizin sürecini, nereye ve nasıl varacağımızın da göstergesidir. Aynada yansıyan halimiz olan lisanımız, aynı zamanda muhatabımızın da aynada yansıyan mazisi ve istikbâlidir. Hani demem o ki, muhatabımızın derûnî veya sığ, safdil veya ikircikli, marifet ehli veya beceriksiz, nazik veya kaba, kadim idealist veya modern idealist gibi ayırımlarda hangi safta yer tuttuğunu anlayabilmemizin biricik yolu, içeriğinde söz sanatını da barındıran lisânımıza olan hakimiyetimizden geçer.

Söz sanatı, dilin olağan kullanımından sapan bir ifade sürecidir. Söz sanatları, başlangıçta retorik (konuşma sanatı) ile olan bağlantılıydı. Retoriğin, söz sanatlarına, söz sanatlarının da bizlere ikram ettiği hediyelerden birisi de elips cümle kalıbıdır. Kadim idealistleri, modern idealistlerden ayıran en belirgin vasıflarının da dinî, siyasî, askerî, iktisadî, kültür ve benzeri her alandaki cümlelerinin, bilâistisna (konu ayırımı yapmaksızın) elips yapısı üzerine inşa ettikleri söyleyebilirim. Dilbilim, yüzlerce konuşma biçimini tespit edip ve bunları türlü türlü kategorilere ayırsa da elips ifade, dil dağının zirvesidir. Farkında olsak da olmasak da konuşma figürlerini hem yazarken hem konuşurken kullanırız. Prizma, yassı, düz, elips ve benzeri şekildeki cümle kalıplarının kökenlerini, retorik (söz sanatı) üslup bilimi ve dilbilimin kendi aralarında kurdukları diyaloglarında bulabiliriz. Ben bir Türküm, Atam Oğuz Kağan!

Elips bir cümle, normalde tamamlanması gereken öğeyi veya öğelerinin anlamını veya tutarlığını değiştirmeden, kasıtlı olarak atlanmasıyla oluşan konuşma veya yazma şeklidir. Elips cümle, tekrarlardan ve bariz benzerlerinden kaçınarak kuvvetlendirmek, zayıflatmak veya atlama şekli ile kısa yol etkisi oluşturduğu gibi anlaşılması gerekeni kargaşalıktan ve karmaşıklıktan kurtarır. Reddettiğini veya kabul ettiğini işaret etmekle birlikte tarif etmekten özellikle kaçınır. Cümlenin tamamlanması için gerekli, ancak ifade edileni ne belirli ne de belirsiz kalacak şekilde yeterince işitilmesini sağlayacak kelimelerin bilinçli olarak silinmesi veya şuurun farkındalığı ile yazılmaması da diyebiliriz.

Cümle öğesinin eksiltilmesine rağmen, meselenin ve metnin anlaşılmasına zarar vermez. Okuyan ve dinleyenin özneye odaklanmasını sağlayan elips cümle üslubu, ifade edildiği çağı aşarak canlı kalmasını sağlar. İşin öznesini işaretleyen kısalığına kıyasla vurgusunu çarpıcı kılar. Elips cümle kalıbı, aynı zamanda bir kısım insanın zihin dünyasında bir kısım insanın yüreğinde ve bazılarının ise kalbinde “boşluk” oluşturur. Dikkat etmenizi istirham ediyorum: Sıkıntı demedim “boşluk” dedim. Bu boşluk, okuyan ve işiten insanların hayâl gücünü geliştirmeye ve şuurlu olarak eksik bırakılan kısmı yeniden oluşturma imkânı tanır. Bu boşluk, unutulmuş kelimelerin veya unutulmuş imaların hatırlanmasının getirdiği yeni yansımalar oluşturur ki, bu durum zihnî ve kalbî algıları güçlendirmekle birlikte meseleye kudret kazandır. Elipsi, olumlu veya olumsuz da olsa kasıtlı olarak sessiz tutmanın bir güzelliği de insan evladının mazi veya istikbâle doğru zaman sıçramasını yapabilmesinin yolunu açmasıdır. “Şimdi, evet şimdi, yarın değil, hemen şimdi” prensibimizle ilâhî ve beşerî ifadelerden bir demet sunayım.

“Lâ İlâhe İllâllah M…….d’ün Resûlullah”!.. İlk ön kabulümüz olan kelimei tevhitteki bu cümle üslûbuna dikkat ettiğimiz takdirde, “Lâ” ile reddedilenlerin işaretlenmesine rağmen, tarif, tanımlama, izahat yapılmadığı gibi muhatap dahi alınmadığını fark ettiğinize eminim.

Kelimeyi tevhitteki elips, “Lâ” ifadesiyle billûrlaşıyor ve olumsuzu dışarıda bırakıyor… Mukaddes ihtiyar: “Kim pazarlıksız Allah ve Resûlü diyorsa; biz ondanız o da bizdendir!” Elips cümlelerin ve bütün cümlelerin sultanı olan kelimei tevhidin ayak izlerini takip eden bu terkipteki elips, “Kim” tabiridir ve olumluyu sarmalamaktadır. Cinsiyeti, kimliği, ten rengi ne olursa olsun ve mazisinde ne yapmışsa yapmış ne etmişse etmiş de olsa her bir insanı “pazarlıksız Allah ve Resûlü” ön kabulünün müşterekliğine davet etmekle birlikte saygı ve ihtiramla karşılanacağının da güvencesini sunuyor.

“Herkes sizden iyi söz ettiği zaman, vay halinize”… Hazreti İsa Efendimiz…

Cesurun sloganı nedir? “Kazan ya da öl” veya “Taraf olmayan bertaraf olur”…

“Seviyorum seni, tatlım, güzeller güzelim” Baudlaire; Kötülüğün Çiçekleri…

“Bu harika vücudunuz, daha da şaşırtıcı olan zihniniz” Andre Gide…

“Seni kararsız sevdim, sadakatle ne yapardım?” Jean Racine; Andromache…

“Hizmet eden onu unutmalıdır; onu kim alırsa, onu hatırlasın” Atinalı Domesthenes…

“Gül yağını eller sürünür, çatlasa bülbül” Selânik Türklerinden; Osman Nevres…

Muhataba İletilen mesajın tesir gücünü artıran ve fazlasıyla etkin olması için kullanılan bu üslûbu, Allah Resûlü başta olmak üzere bütün peygamberlerin, rey ehlinin, velîyullahın ve ulemanın kullandığını bilmenizi isterim. Ayrıca, bilginlerin ve bir kısım yazarında kullandığı elips üslûp, tarihi ve etimolojik olarak XVII yüzyılda kusurlu bir daireyi ifade eden Lâtince “Elleipsis” (kenara bırakmak, ihmâl etmek) kelimesinden ödünç alınan geometri terimiyle sistemleşmeye başladı… Karizma, kan yoluyla aktarılan bir özelliktir!

Devam edecek…

*Salih MİRZABEYOĞLU / İdeolocya ve İhtilal / Sayfa: 151

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin