ÖLDÜRÜLEN POLİS VE EBRAR SİTESİ DAVASI; İNSANLIK KATLEDİLİYOR

Maraş depreminde en çok ölümün gerçekleştiği Ebrar Sitesi davasına devam edilirken, L Blok davasında sanıklardan Tevfik Tepebaşı ve Ahmet Doğan’ın tahliyesine yapılan itiraz reddedildi.

Ebrar Sitesi’nde 18 blok yıkılmış ve 1400 kişi yaşamını yitirmişti; blokların davası ayrı ayrı görülüyor.

Mahkemenin tahliye kararında, şu ifadelere yer verildi:

“Sanıklar Ahmet Doğan ve Tevfik Tepebaşı’nın tahliyesine ilişkin ara karara Cumhuriyet Savcısı tarafından itiraz edilmiş ise de dosyaya giren Konya Teknik Üniversitesi’nde görevli bilirkişiler tarafından hazırlanan raporun 39. sayfasında davaya konu binanın zemin kat ve asma katında ticari olarak kullanım için tadilat yapıldığı, bu sırada buralardaki duvarların kaldırıldığı ve bu eylemin binanın deprem davranışını olumsuz etkileyen yumuşak kat ve zayıf kat davranışını tetiklediği, binanın yıkılmasına etki ettiği hususuna yer verildiği ayrıca zemin etüdü raporunun içeriğinin yetersiz bulunduğu…”

“Adalet saraylarını değil, 1400 can için gerçek adaletin yerini bulduğunu görmek istiyoruz”

Ebrar Sitesi’nde yakınlarını kaybedenlerin ailelerinin değerlendirmesi:

“Ebrar Sitesi Kooperatif yönetim kurulu başkanı Ahmet Doğan, savunmasında ‘ben öğretmenim, inşaattan anlamam, neden tutukluyum?’ derken, 1163 sayılı Kooperatif Kanunu’na göre, bir konut kooperatifi yönetim kurulu başkanı, konut yapımına ilişkin amaçları gerçekleştirme, yönetim ve denetim sorumluluğunu yerine getirmekle yükümlüdür.”

Müteahhit ve kooperatif başkanı, blokta gerçekleştirilen tadilattan doğan olumsuzluklardan sorumlu tutulamayacakları gerekçesiyle tahliye edilmişler kısacası.

Ortada büyük bir yanlış var. Yanlış olmasa 1400 insan niye ölsün?

Peki bu yanlışın sorumlusu kim?

O diyor ki, “ben değil,” bu diyor ki “ben değil”…

Müteahhit Tevfik Tepebaşı, önceki savunmalarında, “deprem büyük, yer çürüktü!” demişti, olanca pişkinliği ile…

Ahmet Doğan’ın savunması ise evlere şenlik: İnşaattan anlamam.

İyi de paraları yemekten gayet iyi anlıyordunuz.

Hem öğretmen, hem de anlamadığı işin başına geçmekte beis görmüyor…

Ve bütün bunlar göz önünde olup biterken, devlet, “baba” nerede? Ahali bile bile ölüme gönderilmiş, devlet seyretmiş. İlgilenmemiş bile. Neyle ilgilenmişler? Devletlülerin başında o kadar yoğun iş var ki… AKP, 22 senelik iktidarında, her önemli ihaleden önce, Kamu İhale Kanunu’nu değiştirmekle meşgûl… Neredeyse her ay yeni bir kanun… Önemli ihalelerin kime gideceği, paraları kimin cukka edeceği gibi gayet mühim meseleler varken, işten anlamayan tamahkârların da altta bir yerlerde bu yağmadan pay almaları elbette hakları…

Ruh enkâzını ortaya seren bir durum, İstanbul’da bir polis memurunun bir genç tarafından öldürülmesi sonrasında ortaya çıktı.

Gencecik yaşında onlarca sabıkası, suç aydı olan genç, en nihayetinde bir polisi öldürerek gündeme geldi.

Ölen de öldüren de bu vatanın gencecik evlatları… Fırsatları olsa, imkân verilse belki ne büyük işler başarabileceklerdi.

Deprem büyük bir maddî enkâz bıraktı, onbinlerce de ölü… Ama esas enkâzın mânâmızda olduğunu ortaya çıkardı. Enkâz mânâmızda; zira maddesine tahakküm edemeyen ruh, ruhtan değildir! Her türlü alet ve hamle, nefsin emrine amade kılınmış vaziyette; kanunları istediklerinde nasıl değiştirebiliyorlar, nefslerine dokunacak bir tehdit sezdiklerinde nasıl teyakkuza geçebiliyorlar… Ve bu mânâ enkâzı saltanatını sürmeye devam ediyor…

Katil gencin annesinin feryadı her şeyi izâha yetiyor:

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin