SANATÇI VE SİYASET

Selim Gürselgil

Sanatçıların, bir anda sanatı bırakıp politikaya atılmaları, sanat açısından da politika açısından da olumlu sonuç vermiyor. Sanatçıların bir siyasî görüşlerinin ve duruşlarının olmasından söz etmiyorum; bu elbette güzel bir şeydir. Ama sanat faaliyetini bırakıp mevcut partilerden birinde milletvekili olmalarından bahsediyorum. Bugüne kadar bunu yapan hiç kimsenin ülkenin siyasî hayatına bir katkı sunduğunu görmedim; artık sanat da yapmadığı için oradan da bir iflâs bayrağı. Böyle kimselerin tümü kısa zamanda kaybolup gitmişlerdir.

Pek çok örnekten söz edebiliriz. Mesela Yücel Arzen’i alalım. Sanatkâr olarak son derece değerli biriydi. İlk çıktığında, ölüp gideli epey olmuş Türk sanat müziğini mezarından kaldıracak bir istidat belirtiyordu. Piyasanın pek çok ünlü şarkıcısını besteye boğdu ve pek çok film müziği yaptı. İdeolojisini göstereceği bir devir geldi, Üstad’ın Çile’sinden enfes parçalar çıkardı. Bunun arkasından yeniden içtimaî sanata dönmesi ve önceki çalışmalarından çok daha yükseğe çıkması bekleniyordu. Çünkü bütün büyük sanatçılar bunu yapmışlardır. Önce herkesin hoşuna gidecek şeyler; sonra kendisini ifade etmeye yarayacak şeyler ve nihayet tam bir gerçekleşme. Ama bu son safhaya gelindiğinde, bir baktık Yücel Arzen milletvekili adayı olmuş ve milletvekili.

Buradan tekrar sanata dönebilir mi? Hiç sanmıyorum. Dönse bile, hani çaptan düşmüş komedeyenler olur, artık kimseyi güldürmez, birkaç şey yapar, sonra büsbütün bırakır. Zira o milletvekili koltuğuna bir kere oturdun mu, sanatla arana siyah bir perde çekilir ve artık ne yapsan, ne etsen o perdeyi aralayamazsın. Milletvekili olarak da pek bir şey olamazsın; çünkü serde sanatçılık vardır, o tutar. Kaybolur gidersin… Onun için, Yücel Arzen’i kim Ankara’ya davet ettiyse bence hiç hayırlı bir iş yapmamıştır. O yoldan çok zor dönülür.

Hayır, bari Ankara’ya giden sanatçı Kültür Bakanı falan olsa… Malûm bizde Kültür-Sanat denince muhafazakârlar turizm ve para anlar; lâikler içinse kültür sanat kafa çekmek ve ucuz konserlerde tepinmektir. Başarılı turizm ve otelcilik şirketlerinin mezesi olup gitmiştir -kaç dönemdir- kültür ve sanat… Bu bakanlığın başına bir eski sanatçı gelse, “artık sanatta söyleyecek sözüm yok, ama sanatçıların yolunu açabilirim” diye düşünse, ülkeye hayrı dokunurdu. Ama o bile bu düzende çok iyimser ihtimâl; çünkü daha fazla turiste ve dövize ihtiyacımız var.

Bildiğimiz anlamda sanat faaliyetinden çıkan kimseler, Üstad Necip Fazıl gibi büyük dava adamı da olabilirler; o takdirde sanattan ayrılmamış, sanatı “dava sanatı” haline getirmiş olurlar. Ama böyle istidatlar da çok çok nadirdir. Ekseriyeti günlük politikaya giriyor ve yok olup gidiyor. Arkasından da kolay adam yetişmiyor. Sanatta büyük yoksulluğa doğru gidiyoruz. Bâkî’nin, Fuzulî’nin, Nedim’in, Dede Efendi’nin ahfadı için felâket tablosu!

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin