DEPREMİN İKİNCİ YILINDA SAHNE ALAN UTANMAZLAR
Alâaddin Bâkî AYTEMİZ
Medyayı takip ediyoruz ve kusasım geliyor. Vay efendim vay, depremde İmânsız İslâmcılık rejimi neler yapmış da neler…
Adamlar neler yaptıklarını depremin yıldönümünde anlatabilmek için günler öncesinden hazırlıklar yapmışlar, propaganda videoları hazırlamışlar, senaryolar yazmış, filimler çekmişler… Bir hamaratlar, bir hamaratlar… Anlaşılan bunun için milyonlarca lira para da harcamışlar senin benim kesemden…
Demek ki bir şeyi istediklerinde ona hazırlık yapabiliyorlar…
Bu hazırlıkları depremden önce yapsaydınız, depreme hazır olsaydınız ya…
Kendi itibarınızı kurtarmak için hazırlık yapmayı biliyorsunuz da milletin canını kurtarmak için hazırlık yapmayı niye bilmiyorsunuz?
İlk iki gün ortada devlet yoktu be…
İnsanlar kurtarılabilecekken kurtarılamadı ve depremde ölmeyenler soğuktan donarak öldü.
Yere batsın itibarınız.
Yok şu kadar yardım yapmışlar da, bu kadar para harcamışlar da…
Utanmazlar, onları da yapmasaydınız bari…
Sanki kendi keselerinden verdiler…
Acıya bile saygıları yok…
Hani işlerine geldiği yerde, “bunu siyasallaştırmayalım” diyorlar ya, milletin acısıyla dalga geçercesine işi siyasallaştıranlar kendileri; deprem karşısındaki acziyetlerini propaganda ile örtmeye, kendilerine itibar devşirmeye, böylece siyasî ikbâllerini sağlama almaya kalkıyorlar…
Adamlar din pezevenkliği yapıyor, sevdiklerimizi kaybetmenin acısını menfaat tezgâhına düşürmeleri normal değil mi?
Ege’de deprem fırtınası yaşanıyor ya, Bakan Kurum açıklama yapıyor, “Beklenen İstanbul depremi olursa İstanbul’da şu kadar bina yıkılacak, bu kadarı ağır hasar alacak!” diye… Kaç yıldan beri aynı terane… Kaç yıldır iktidarsınız, niye tedbir almadınız? “Deprem olursa şu kadar bina yıkılacak, şu kadar insan ölecek” lafı değişmedi onlarca yıldır. Dişe dokunur şekilde, “şu kadar tedbir aldık, bu kadar insan bu tedbirler sayesinde artık ölmeyecek” denildiğini duyan oldu mu? İmar afları, çarpık kentleşme ile kötü tablo daha da karartıldı bilakis…
Rant peşinde koşmaktan, kupon arazi paylaşmaktan zaman mı kaldı?
Bugün Türkiye’de depreme hazır bir yerleşim yeri var mı?
YOK!!!
Kaç senedir iktidarsınız, niye yok!
Deprem olacak, ölen ölecek, sonra da bunlar enkaz kaldırmaya, geride kalanlara çadır-battaniye dağıtmaya gelecek, poz verecekler, iş yaptık diyecekler; öyle mi?
Fakat bu defa başka…
İstanbul depremi bir millî bekâ meselesidir.
Biz kendi acılarımızı unuttuk, milletin, vatanın derdine düştük ama tepedekiler hâlâ menfaat çekişmesinden başka bir şey yapmıyor.
Belki de böyle bir depremle sileklenip kendimize geleceğiz, kim bilir? Belli mi olur?
Not: Konuyla doğrudan alâkalı değil ama, Ege’de yaşanan depremler neticesi volkanik hareketlenmenin de olabileceği meselesi… Kumandan Mirzabeyoğlu 1999’da Metris’te tutuklu bulunduğumuz şartlar altında buna dikkat çekmiş, İstanbul depreminin eski bir volkan olan Uludağ’ı da yeniden harekete geçirebileceği ihtimaline işaret etmişti. Tabiî o zamandan bu güne devleti yönetenlerin derdi millet değil de kendi cepleri olduğundan, olabileceklere karşı, milleti kormak için tedbir alayım derdi hak getire… Hâlimiz, İstanbul’un fethi öncesi meleklerin cinsiyetini tartışan, makamlarını korumak için kliklere bölünmüş ve birbirini yiyien Bizans manzarasına ne kadar da benziyor…










