GENETİK, EVRİM VE YARATILIŞ


Selim Gürselgil

Genetik ilminin başdöndürücü gelişmeleri, hem evrimcilere ağır darbeler vuruyor, hem yaratılışçılara. (Burada evrimci derken mücerret bir evrim düşüncesini değil, bilhassa Darwinizmi kastediyoruz; yaratılışçı derken de bilhassa vaiz ve teolog takımını.)

Gerçi evrimciler teorilerinin kıvraklığı ve üslûplarının bilime yakınlığıyla aldıkları darbeleri savuşturuyor gibi görünüyor. Yaratılışçılar ise; yazık günâh! Vaizler “kaçanın anası ağlamaz” havasında; teologlar ise “bir daha vur, çok güzel vuruyorsun”; sapık mı ne!

Genetik, genleri, DNA’yı, DNA şifresini keşfetti. Tüm canlıların gen haritalarını çıkarıyor, yüzbinlerce yıllık bir insanlık tarihi yazmaya uğraşıyor. Burada artık Darvinizm yok; neo-neo-neo Darwinizm falan… Çünkü artık tabiî ayıklanmadan en uygunun kalımına kadar bütün Darwinist fikirler çöpte; neo-neo-neo-Darwinistler, DNA şifrelerinin birbirine dönüşümü yoluyla türden türe geçişin senaryolarını yazarak kuyruğu dik tutmaya bakıyor.

Yaratılışçılık daha vahim durumda dedik. Çünkü evrimciler her ne kadar bilimin gelişmelerine ayak uydurma telâşını sürdürüyor ve hâlen “geçerli tek açıklama” payesinde oturuyorlarsa da, vaizler için hiç farketmiyor: “Hep yalan hep uydurma!”

Teologlar bundan beter. Hani birisi “insanlık aslında beş cinsiyetli” dese ve bu da popüler olsa, hemen onlarca teolog insanlığın beş cinsiyetli olduğuna Kur’ân’dan delil getirmeye soyunur ya… “Bunlar zaten Kur’ân’da yazıyor!” “Amman, İslâm bilim ve akla uygun değil demesinler, ne isterseniz kabul etmeye hazırız!”

Bu ruh hastalığının adına “teistik evrimcilik” deniyor. Evrim teorisini olduğu gibi alıp Kur’ân’dan âyetlerle (veya İncil’den ibarelerle) kutsamaya çalışmacılık… Bunun pîri M. Abduh… C. Efganî, R. Rıza, Hamidullah diğer önderleri.. Turkish teoloji bunların müridanı. Hem de ne! Bugün İlâhiyat fakültelerine bakın, hocaların çoğu İngiliz ve Amerikan üniversitelerinde eğitim alır da gelir; almayanlar daha da çöp.

İşbu kitap, tüm bunlara meydan okuyor. Modern ilmin ve hakikî fikrin ışığında, tüm evrimci, teistik evrimci, sözde yaratılışçı düşünceleri hesaba çekiyor ve çağın İslâm biyoloji görüşünü temellendirmeye çalışıyor. Yaratılışın ve tekâmülün, her türlü laf kalabalığından arındırılmış madenine yol arıyor.

*

Bundan 25 yıl önce bir Amerikan üniversitesinde çıkarılan gen haritası, insanoğlunun geçmişini bundan 144 bin yıl önceye ve “Havva’nın kızları” dediği 18 kadınla, “Adem’in oğulları dediği” 10 adama dayandırmayı başardı.

Bu şüphesiz tam bir harita değil. Bugünkü imkânlarla tam bir harita çıkarmak mümkün de değil. Çünkü pek çok kayıp halka, batık kıta, yok olan nesil var ve bunları teorileştirmek (veriler eksik olduğu için) imkânsız.

Zaten bu yüzden de bu tür çalışmalarda “mitokondriyal Havva” ile “Y kromozom Adem”i, yani ilk kadın ve ilk erkek, hiçbir zaman aynı tarihte karşılaşmıyor.

Ama bu tür çalışmalar, insanlığın bir tek kadın ve erkek çiftinden geldiğini, yani dinleri doğruladığı için, evrimcilerin “Adem ile Havva efsanesi artık yıkıldı” yaygaralarını yıkıcı nitelikte…

Öte yandan böyle bir çalışmadan sonra bir yaratılışçı çıkıp 144 bin yıldan daha az bir insanlık tarihinden söz edecek olursa, onu da bu sözünü ettiği insanlık tarihinden kovmaktan ve primat tarihine dahil etmekten başka çare yok.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin