NÜKTE VE MİZAH

Burhan Halit KOŞAN

Gülüyor musun? Gülmek iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi? Gülmek fiili ile verilen mesaj her zaman aynı mıdır yoksa farklı farklı mânâlara gelebilir mi? Gülme tarzı bir insanın ne olduğunu veya ne olmadığını ele verir mi? Nükte ve diğerleri diyebileceğimiz mizah, kara mizah, şaka, ironi, lâtife, komedi, parodi, komiklik, esprinin fert ve toplumları dönüştürücü özellikleri var mıdır? Aşırı gülmek, hangi toplumlarda yaygındır?

Bana neye güldüğünü söyle, sana kim olduğunu anlatayım. Bana bir rüyanı anlat, senin ne olduğunu veya ne olmadığını söyleyeyim. İster sevdiğin ister sevmediğin bir renk, bir kelime, bir harf, bir yön, geometrik bir şekil, şöhret olmuş ya da marka olmuş bir isim söyle, seni, sana anlatayım Hani demem o ki, sevdiğimiz veyahut sevmediğimiz her bir olgu şahsiyetimizi ve karakterimizi ele verdiği gibi, algılarımız da şuur seviyemizi ele verir. Ve mizah anlayışımız da bunlardan biridir. 1 ile 100 rakamı arasında kaç tane 9 var?

Nükte, şuur seviyemizde sıçramaya sebep olduğu gibi, kalp gözümüzün açılmasına ve aynı zamanda mahmur zekâmızın hakikatle uyanmasına ve uyuklayan aklımızın güzeli, gerçeği, doğruyu ve doğrunun doğrusunu fark etmemizi sağlar. Dünya durdukça nüktenin virtüözü olan çok yakın bir tanıdığımız var: Nasrettin Hoca. Muhatabının şuur seviyesine göre kullandığı üslûbu, duygu refleksleri, davranışı, hüküm cümleleri, teşhisleri ve çözüm yollarıyla her bir çehrede tebessüm çiçeklerinin açılmasına ve kalplere hakikatin yağlıboya tablolarını nakşettiğini söyleyebilirim. Kahramana ihtiyaç duymayan insana yazıklar olsun!

Hür insanlara has nükte dışındakilerin, hiyerarşik sıralamalarına göre nüktenin yaptığı vazifeyi yerine getirme noktasında esip gürleseler ve çalkalanıp çırpınsalar da ulvî nüktenin bayağı mukallitlerinden başka bir şey değildirler. Hani demem o ki, mizah, komedi, parodi, şaka, espri, ironi, alaycılık, istihza tarzlarının arasında nüans farkları olsa da her biri, ulvî nükte sanatının kalıntı harabelerinden başka bir şey değildir. İmlâ işaretlerinden biri olan parantezin, matematikteki karşılığı çarpma işareti olduğunu biliyor muydun?

Mizah, kısıtlamalardan kurtuluştur. Kısıtlama derken, manevî otoritenin kısıtlamalarını yok sayar ve beşerî kısıtlamalara da olabildiğince riayet eder. Şiddete karşı çıkmaz, aksine şiddeti kutsar. Aynı zamanda gerçekleri iterek (bu modern çağın gerçeklik perspektifini kastetmiyorum) ızdırab ve ıstıraplarından, hislerinin hüsran dalgalarında boğulmasından ve yaşadığı hayal kırıklıklarından dolayı insanların haz almasını sağlar.

Hüzün ve elemin yerini alan bu ahmak kurnazlığının azmettiricisinin Hegel Yahudi’si ve tetikçi caninin de Freud Yahudi’si olduğunu dikkatinize arz ederim. Rakamlar, sayıların karşılığı mıdır?

Nükte, hakikatin zihniyetini inşâ eder. Mizah ise batılın inşâ ve işgâlini doğallaştırdığı gibi, gelenekten gelen alışkanlıkların ortadan kalkması için elinden geleni ardına koymaz ve haz şehvetini zafere ulaştırır. Bazıları, gerçekleştiremediklerinin hayal kırıklıklarını ve başaramadıklarının getirdiği yıkımın telâfisi için, bayağı mizaha başvurur.

Nükte, adeta “aşkın çiçek açan bir dalı” misali, insanın kendisi dışındakilere bir şefkat ve merhamet dokunuşudur. Mizah ise kendisine tapınanların başkasından nefret ettiğini ele verir. Kibirlilerin oyun alanı olan mizah, küstahlığın ete kemiğe büründüğü bir figürdür ki, hakikatin ve gerçeklerin tazyiki ile karşılaştığında kendini savunmak için içinde biriktirdiği nefret zehrini kusar ve narsis kapasitesi ile cevap verir. Dil aynasından ifade edilenin tam ters görüntüsünü inşa eden mizah, takla attırdığı kelimelerle aklın gülmesini sağladığı gibi, duygularına da sentetik uyuşturucunun halüsinasyonlarını yaşatır.

Mizah, insanların duyarlılıklarının laçkalaşması ve hassasiyetlerinden uzaklaşma riskiyle birlikte kalplerinin katılaşmasına sebep olur. Mizahtaki kelime oyunu, ayrıntılar, bir bakıma karamsarlığın iyimserliğidir. Mizah, bizi şaşırtmaktan, uyandırmaktan ve dikey bir yükseliş yerine, tam tersi duyguları hissetmemizi sağlar. Hani demem o ki, mizah, bir tür insan bilincinin dalgalanmasını sağlar ve suda boğulmanın veya darağacında asılmanın getirdiği şuur kaybının acılarını dindirdiğini, kurtulduğunun kuruntusunda başka bir şey değildir.

Bildiğim kadarıyla edep kökeninden gelen edebiyatın doğu yakasına ait metinleri çok nadir olarak insanlara tebessüm ettirir ki, tebessüm de mizahın değil nüktenin topraklarına girer. Nüktenin getirdiği tebessüm, Batı edebiyatında bolca bulabileceğimiz mizah, ironi, komedi ve soytarılık yoluyla başkalarını aşağılamanın getirdiği zevkin kahkahasından tamamen ayrıdır. Nükte, manevî olgunluğun tohumlarını serper ve aydınlığa kavuşarak dikey olarak yükselmemizi ve ilham inceliklerini kavramımızı sağlar.

Mizah ise bu modern çağın putları olan hümanizma heyulası, pozitivizm ve pragmatizm karabasanı gibi siyanür haplarını şifa olarak dağıtarak zehirler. Şarlatanlıktan beslenen mizahî figürler, müesses nizâmın çürük aydınları gibi, manevî ilkeleri ortadan kaldırmaya, ortadan kaldırmaya güçlerinin yetmediği yerlerde ise ilâhî prensipleri itibarsızlaştırmaya çalışır. Ahlâk, aksiyona geçtiği ânda edep elbisesine bürünür…

Son dönemece girdiğimiz bu bölümde mizahın, felsefe, antropoloji, dilbilim, sosyoloji ve psikoloji alanlarındaki serkeşliklerine değil, edebiyattaki izdüşümleri olan “ironi” ve “karşıt görüş” tarzları ile alâkalı birkaç kelâm yazalım, perdeyi kapatalım.

Teyze çocukları olan ironi ve karşıt anlatımın, birbirlerine benzer olsalar da aralarında nüans farkının bulunduğunu belirtmeliyim. Karşıt anlatım, kişinin düşündüğünün neredeyse tam tersini ifade etmesine imkân veren ifade biçimlendiren biridir. Karşıt anlatımda “Tövbe etmeye davet” “aşırılıktan yüz çevirmesi” gibi nasihat ve hatırlatmayı amaçlar. Muhatabının tutarsızlığını vurgulamayı amaçlayan bu tarzda tavsiye ile birlikte hafif bir ses tonu vardır.

“Rakamlar, reçete yazmamızı sağlar!”

“Çok ucuz, gözünüz kapalı satın alın!”

“Milletvekili olduğunuz için, lütfen utanmayın!”

“Akıl küpü, beni şaşırtıyorsun!”

“Tembellere karşı nazik olun!”

İroni ise karşıt anlatım ile iletmek istediğinin tam tersini iddia etmek müşterekliğine rağmen, iletmek istediği mesajını istihza, alay, küçümseme, aşağılama cümleleri ve yüzünü ekşitme mimiğiyle belirtir. Karşı çıktığı görüşleri ve sezgileri hem aşağılar hem de yüksek bir ses tonuyla belirtir. Karşıt anlatım, sohbet havasında telkin, tavsiye ve teklifi barındırır. İroni ise kan kokan havada nefretin uçuştuğu, suçlama, yargılama, hüküm kararı ve cezalandırma ile kendini açığa vurur.

Cicim, aşırı gülmek, yıkılacak devletlerin ve çürümüş toplumların bir özelliğidir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin