TÜRK’ÜN YAPMAYA MECBUR VE MAHKÛM OLDUĞU DEVRİM


Adnan DEMİR

Türk’ün esas sorunu iktidar veya yönetilememe sorunu değildir.
Mevcut sistem içinde kim iktidar olursa olsun sorunlar katlanarak artmaya ve halkın hayat mücadelesi karşısında direnci azalmaya mahkûmdur.
Bu gün siyasetin muhalefet kanadı halkı oyalamaya ve umutlarını azaltmaya devam ededursun, bu hâlleri ile kötü gidişi tersine çeviremeyeceklerini haykırıp duruyorlar aslında…
Gelinen bu noktadan sonra Türk için kurtuluş umudu ancak inkılâp amaçlı bir devrim yapmaktır.
“İktidara şu gelsin, bu gitsin” demek artık hiçbir kıymet ifade etmiyor…
Evet, her bir suçu idamı gerektiren ve binlerce, onbinlerce suç kaydı olan bir iktidar çetesi gücü elinde bulunduruyor ve bu çete ahlâksızlıkta ve pervasızlıkta öylesine azgınlaşmış ki, halkına savaş açmış olmaktan ve halka açılan savaşın “HAK“a açılmış olduğundan gafil bir kibir abidesine dönüşmüş durumda…
Yokluk içinde olduğu her hâlinden belli olan küçük kız çocuğuna, hayırsever bir ablası tarafından ayakkabı hediye edildiğinde küçük kızın, “Abla, bunun yerine kahvaltılık alabilir miyim?“ diyen utangaç tavrı aslında anlamak isteyene her şeyi anlatıyor!
Şimdi herkes bir ekonomik kriz sürecinden ve bunun kronikleşmesinden bahsediyor. Evet, ortada kronik hâle gelen bir sorun var ama bunun adı ekonomik kriz değil.
Bu yaşanan süreç, sermayenin bir kesimden başka bir kesime aktarılma sürecidir. Yani diğer bir deyişle, tüm mal ve paranın 3000 ailede toplanma sürecidir. (3000 rakamı sembolik anlam ifade eder).
Bu sebeple Türk’ün yapmaya mecbur ve mahkûm olduğu devrim, basit bir iktidar değişikliği değil; topyekûn bir ruh ve fikir inkılâbıdır. Bu inkılâp, önce kalplerde başlayacak; sonra fikirde ve iradede billûrlaşacak, ardından cemiyet planında aksiyon hâlini alacaktır.
Bugün Türk insanının yaşadığı sefalet, sadece yoksulluk değil; imân ve ideâl yoksulluğudur. Açlık karınlardan önce ruhlara çökmüş, yılgınlık bir milletin damarlarına işlemiştir. İşte bu hâl, devrim için en verimli zemindir: Zira en büyük değişimler, en büyük sıkışmaların içinden doğar.
İBDA devrimi, işte tam burada tarih sahnesine çıkar.
Bu devrim, adaletin iadesini, hakikatin dirilişini ve insanın şerefini tekrar ayağa kaldırmayı hedefler.
Her şeyden evvel ahlâkı merkeze alır: Haramın haram, helâlin helâl olduğu bir düzen kurar.
Liyakatı esas alır: Ehliyetsiz, kifayetsiz kadroları tasfiye eder.
Üretimi ve emeği diriltir: Kuluçkaya yatırılan üretici ruhu uyandırır, halkı asalak ekonomiden kurtarır.
Millî iradeyi haysiyete kavuşturur: Yerlilik ve millîlik adı altında sergilenen sahtelikleri tasfiye eder. Yabancıya bağımlı, Batı taklitçisi bir sistem yerine kendi ruh köklerinden doğan bir nizâm kurar.
Türk’ün kurtuluşu, kendi özüne dönmesinden, kendi mefkûresini bulmasından geçmektedir. Bu devrim, bir zümrenin veya partinin değil, bütün bir milletin davasıdır.
Artık mesele, “kim iktidar olacak” meselesi değildir; mesele kim hakikate sahip çıkacak meselesidir. Her fert, bulunduğu yerde bir devrim neferi gibi davranmakla mesûldür. Önce kendi nefsinde bir inkılâp başlatmalı; yalanı, hırsı, korkuyu, menfaatperestliği söküp atmalıdır. Zira devrim, önce ferdin kalbinde başlar; cemiyet oradan inşa edilir.
Bugün yapılması gereken şey; fikirde birleşmek, hakikatin sancaktarlığını yapmak ve büyük yürüyüşe hazırlanmak… Çünkü Türk’ün önünde iki yol vardır: Ya bu devrimi yapacak, ya da tarihin çöplüğüne savrulacaktır.
TÜRK’ÜN MECBUR OLDUĞU DEVRİMİN ÇAĞRISI
Bu devrim, bugünden yarına kurulacak bir hayal değil, şimdi başlatılması gereken bir zarurettir.
Her Türk, bulunduğu yerde şu adımları atarak bu büyük yürüyüşe katılabilir:
Fikirle Silahlan: Önce oku, anla, fikrini kuvvetlendir. Hakikatin bilgisine sahip olmayan, sahte umutların oyuncağı olur.
Ahlâken Arın: Yalanı, hırsı, menfaati, korkuyu terk et. Kendi nefsinde devrim yapmadan cemiyet planında devrim olmaz.
Dayanışmayı Büyüt: Komşuna sahip çık, mazluma omuz ver, kardeşlik hukukunu dirilt. Devrim, yalnız bireylerin değil, birleşmiş yüreklerin eseridir.
Üretime Katıl: Tembelliği bırak, üret, çalış, üretici zekâya katkı ver. Ekonomik bağımsızlık, ruh bağımsızlığının teminatıdır.
Sesi Yükselt: Zulme, adaletsizliğe, haksızlığa karşı susma. Hakkı haykırmak, devrimin ilk fiilidir.
Bu adımlar, Türk’ün kendi kendini ayağa kaldırmasının ve İBDA devriminin tohumlarını toprağa düşürmesinin yollarıdır.
Çünkü devrim, bir sabah ansızın gelmez; önce yüreklerde başlar, sonra meydanlara taşar.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin