YÖNETİCİ AHLÂKI

Mehmed KAYA

Galip Erdem, yetmişlerin Türkiye’si için: “Fert ve cemiyet olarak dertliyiz. Nereye baksak düzeltilmeye muhtaç bir durumla karşılaşıyoruz.” diyordu.

Biz de yarım asır sonra aynı manzaranın seyircisiyiz. Nereye göz atsak başıboşluk; nereye baksak bozukluk; her köşede tedaviye muhtaç bir yara, her sokak başında sahipsizlik… Böyle giderse, elli yıl sonra torunlarımız da aynı cümleleri tekrar edecekler.

Abdurrahim Karakoç’un “Şaşırdık” şiirinde dediği gibi;
Öğrenemedik hâlâ Baykuş kimdir, Doğan kim?
Vatanı parselleyen, milletimi sağan kim?
Dinmeyecek mi acep bu uğursuz fırtına?
Şamata çok, şaşırdık, gürleyen kim, yağan kim?”

Bana kalırsa bu menfiliklerin halli imkânsız işler değil. İstenirse ve irade gösterilirse, pek çok buhran bir nefeste hal yoluna konabilir.

Ben, çözümsüzlüğün bizzat korunup çözümsüzlükten beslenen bir düzenin pençesinde olduğumuza inanıyorum. Problem üreten, dertleri diri tutan bir mekanizma var karşımızda.

Mevcut VURGUNCU düzende bir zümrenin derdi, başka bir zümrenin saltanatı hâline gelmiş durumda.

Farz edelim ki yanılıyoruz; iktidar da, kurumlar da, memurlar da iyi niyetli, dertli, samimi… Peki, o hâlde niçin meseleler düzelmiyor da her geçen gün daha da kötüye gidiyor?

Öyle ya! Her gün yeni bakanlıklar kuruyorlar; bakanlıklar yetmiyor, politika kurulları icat ediyorlar; kanunlar çıkarıyorlar, yönetmelikler yayımlıyorlar; yöntemler, teknikler, stratejiler geliştiriyorlar. Maşallah fıldır fıldır çalışıyorlar.

Peki neden hiçbir sahada netice yok? Çünkü hadiseyi halkın içinde yaşayarak çözmeye çalışmıyorlar, masa başında simüle etmeye çalışıyorlar.Çözüm makamı, milletin yaşadığı acının merkezinde değil. Böyle olunca acıyı duymuyorlar.

Acıyı yüreğinde hissedenle, kenardan seyredenin bakışı bir olur mu?

Bugünün bürokratik ve siyasi iklimi, kendi insanına yabancılaşmış, duygulardan soyutlanmış. Meseleler yalnızca teorik dosyalar ve kavramlarla ele alınıyor; çözüm diye üretilenler ise masa başında çizilmiş kâğıt politikaları. Böyle olunca milletin sırtındaki yük ve yaşadığı acı hafiflemiyor.

Düşünün: Hakkâri’de yaşayan bir garibanın derdine “Finlandiya modeli”, “İsviçre nizamı”, “Alman usulü” diye reçete sunuluyor. Milletin maruz kaldığı açlığa, işsizliğe, sefâlete, Batı’nın çözümleriyle merhem olunacağı zannediliyor.

Milletin ruhuna yabancı formüllerle çare üretilir mi?

Allah aşkına, siz mevcut politikalarda adalet, liyakat, millî şuur, mefkûre emaresi görebiliyor musunuz?

Mesela milletin kalbi neye bakar?

Kendisine hakkının teslim edilip edilmediğine bakar. Böyle bir teslimat görüyor musunuz?

Nerede ADALET?

Makâmın ehline ve erbabına verildiğine inanıyor musunuz?

Nerede LİYÂKAT?

TÜRK’ün alın terine, emeğine ve üretimine dayalı MİLLÎ İKTİSAT nizâmı görüyor musunuz? Günü değil de istikbâli kurtarıcı bir iş ve hamle görüyor musunuz?

Nerede MEFKÛRE?

Ya TÜRK’ün ruh kökü olan MİLLÎ ŞUUR?

Meselelerin tamamı; bilim, fen, teknoloji ve literatürün dar kalıplarına hapsedilmiş, müfredatlaştırılmış.

Yahu, topu topu MİLLETİ SEVMENİZİ istiyoruz. Milletin kanını, canını, ruhunu sevmenizi bekliyoruz. Millet sevgisini başa koymadıktan sonra hangi formül, hangi yöntem fayda getirebilir?

Şimdi mesela ben: “Milleti sevmeliyiz.” dedim diye millet sevilir mi?

Sevilmez.

Sevgi kitaplardan öğrenilmez; ne müfredatla telkin edilebilir, ne de emirle kazandırılır. Akşama kadar kürsülerden “MİLLETİ SEVİN” desek, sevgi doğmaz. Sevgi öğretilecek bir şey değil ki. İçten gelen, yürekle yoğrulan, irade ile hissedilen bir duygu.

Abdurrahim Karakoç’un “Anadolu Sevgisi” şiirinde dediği gibi;

Anlamaz, bilmezsin sen bizim halkı,
Sevgiyi bulasın, yakına gel ki…
Kalıplar gerçeği göstermez belki
Gönül perdeleri sökülsün de gör.”

Milletin çocuğunu kendi çocuğu gibi bilecek; milletin anasını, babasını kendi anası babası gibi görecek bir irade lâzım. Milletin derdiyle yanacak, çilesini kendi nefsi gibi hissedecek, yükünü kendi omuzunda taşıyacak bir irade lâzım.

Cemiyetin yaralarına merhem olup ayağa kaldıracak olan, bu iradedir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin