SALİH MİRZABEYOĞLU’NUN FİKRİYATINI ANLAMAK İÇİN

Selim Gürselgil

– I –

Ben 35 yıllık Salih Mirzabeyoğlu okuyucusuyum. O’nun yazdığı hemen her şeyi okumuşumdur. Hatta defalarca… Yine kendisiyle 3 yıl kadar hapis yattım ve pek çok şey konuşma imkânım oldu. Bu tecrübe ile söyleyeyim;

Salih Mirzabeyoğlu’nu anlamak için İslâm klâsiklerinden mutlaka bilinmesi gereken üç eser:

  1. El Munkızu Min’ed-Dalâl, İmam-ı Gazali
  2. Füsus’ül Hikem, Muhiddin-i Arabî,
  3. Mektubat, İmam-ı Rabbanî.

Bunlara ilâve etmek gerekirse;

  1. Fîh-i Mâfih, Mevlânâ Celaleddin-i Rumî
    Ve diğer Ehl-i Sünnet büyüklerinin eserleri zenginleştirici olabilir. Erzurumlu İbrahim Hakkı, İsmail Hakkı Bursevî başta…

Günümüzden;

  • Ruh’ül-Furkan Tefsiri, Mahmud Ustaosmanoğlu
  • Risale-i Nur Külliyatı, Said-i Nursî

gibi eserler idrakı derinleştiricidir. Ve idrak derinleştikçe Salih Mirzabeyoğlu’nun eserlerine nüfuz o derece artacaktır.

Aynı şekilde, Batı klâsiklerinden de belli bir kültür birikimi gerekli olacaktır. Bunlar arasında edebî ve fikrî ayrımı yapmayalım. Hatta doğrudan doğruya aksiyona ve politikaya dönük eserleri de katmak gerekir.

İsim vermek ne kadar doğru olur bilmiyorum. Batı tefekkürünün büyüklerini herkes biliyordur. Salih Mirzabeyoğlu, özellikle “Üç Büyük” olarak, Sokrat, Goethe ve Bergson’un isimlerini verir. Ancak onun Batı felsefesinin hemen bütün başucu kitaplarını, Hegel’den Kant’a, Nietzsche’den Sartre’a, Marx’tan Lenin’e kadar incelediğini biliyoruz. Yine edebiyatta Tolstoy’u, Dostoyevski’yi, Balzac’ı, belki özellikle Zweig’ı, Papini’yi ve belli başlı tümünü yakinen bildiğini söyleyebiliriz.

Sanat anlayışında özellikle İtalyan estetikçi Benedetto Croce üzerinde durur. Psikanalizle, özellikle Freud ve Jung ile derinden ilgilenmiştir. Yeni fiziğin hemen tüm teorileri ve tezlerini, özellikle Kuantum mekaniğini yıllarca araştırmıştır. Biyolojiden sosyolojiye, matematikten ekonomiye kadar belli başlı ilimlerin tümü üstüne çalışmış ve yazmıştır. Ki hukuk tahsili gördüğünü ve bu alanda da yazdığını bilmek gerekir.

Ama bütün bunlar yerine, belki de başlangıç için bizden Batı tefekkürüne açılan pencereler şeklinde şu isimleri verebiliriz:

  1. Seyyid Ahmet Arvasi, özellikle “Kendini Arayan İnsan”
  2. Hilmi Ziya Ülken, tüm eserleri.

– II –

Salih Mirzabeyoğlu’nun Fikriyatını anlamak için daha dolaysız bir yol haritası da vardır. Bu fikriyat, özellikle Necip Fazıl’ın eserlerinden ilham alınarak oluşturulmuştur:

  1. Çile: Şiirler
  2. İman Ve İslâm Atlası: İlmihal
  3. İdeolocya Örgüsü: Büyük Doğu davası ve onun temel fikirleri.

Bu üç eser, Üstad’ın mutlaka bilinmesi gereken en önemli eserleri sayılabilir. Bu üçünden sonra Üstad’ın en çok bilinmesi gereken eserlerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Tasavvuf Bahçeleri
  2. Rabita-i Şerife
  3. Başbuğ Velilerden 33
  4. Veliler Ordusundan 333
  5. Çöle İnen Nur
  6. Peygamber Halkası
  7. Hazret-i Ali
  8. Batı Tefekkürü ve İslam Tasavvufu
  9. Tarih Boyunca Büyük Mazlumlar
  10. Son Devrin Din mazlumları
  11. Ulu Hakan Abdülhamid
  12. Büyük Vatan Dostu Vahidüddin
  13. Yeniçeri
  14. İhtilâl
  15. Menderes
  16. Babıâli
  17. Cinnet Mustatili

Ve yine Üstad’ın Hitabeleri ve Konferansları: Dünya Bir İnkılap Bekliyor, Hesaplaşma vs. Edebî eserleri: Bir Adam Yaratmak, Reis Bey, Esselâm vs.

Üstad, gerek fikrî eserleriyle, gerek edebiyatıyla yeni bir hassasiyet getirmiştir; İslâmî düşünceyi (İslâma Muhatap Anlayış) yenileme davasının metodunu göstermiştir. Bu özelliğiyle de Salih Mirzabeyoğlu’nun fikriyatına temel teşkil etmiştir.

O’nun, belli bir sayıdan sonra “Necip Fazıl ve Yeni Dostları” imzasıyla çıkardığı Rapor’lar, Salih Mirzabeyoğlu’nun da yazılarının yayınlandığı, fikrinin en değerli ve tartışmalı bölümlerinden birini teşkil eder. Salih Mirzabeyoğlu Rapor’larda geçen bu fikirleri Kavgam adlı 2 ciltlik eserinde yeniden tasnif ederek yayınlamıştır.

– III –

2015 yılında şöyle bir kitabım yayınlandı:

Kitap, 2011-2014 arasında, Salih Mirzabeyoğlu’na Özgürlük Kampanyası kapsamında, malûm sözlükte yazdığım tanıtıcı denemelerden oluşuyordu. Üslûbu sözlük üslûbu ve sallapatiydi. Sonradan İbda Mimarı’nın bu üslûbu çok beğenmediğine ilişkin bir sözü nakledildi bana:

– Keşke böyle yazmasaydı!

2. baskısında elbet düzelteceğim. Yalnız gençler arasında epey ilgi gördüğünü, epey istifade edildiğini belirteyim. Piyasada son birkaçı kalmış, bulunabiliyor olabilir. İlk fırsatta yenilenecektir.

    Bana kalırsa Salih Mirzabeyoğlu okumaya, 1980’lerde verdiği eserleriyle başlanmalıdır:

    1. İbda Diyalektiği
    2. İslama Muhatap Anlayış
    3. Necip Fazıl’la Başbaşa
    4. Gölgeler (roman)
    5. Dil ve Anlayış
    6. İktisat ve Ahlak
    7. Hikemiyat
    8. Şiir ve Sanat Hikemiyatı
    9. Hukuk Edebiyatı
    10. Kayan Yıldız Sırrı (Şiir)
    11. Marifetname (Batı tefekkürü)
    12. Kökler (İslâm Tasavvufu)

    Salih Mirzabeyoğlu’nun 1970’lerin sonlarında yaptığı çalışmalar, O’nun, Üstad’ın fikir laboratuvarından geçerli rapor aldığı eserleridir:

    1. Bütün Fikrin Gerekliliği
    2. Kültür Davamız
    3. İstikbal İslamındır
    4. Aydınlık Savaşçıları (çok sevilen bir destan)
    5. İdeolocya ve İhtilâl (Üstad’ın İhtilâl kitabından mülhem)
    6. Önsöz… 2000’lerde Münşeat adıyla tekrar yayınlandı ve muhteşem bir şiir/hikmet tarzı ortaya koydu.
    7. Anafor (serbest şiir)
    8. Yaşamayı Deneme (roman)
    9. Damlaya Damlaya (çok ilginç bir deneme kitabı)
    10. Müjdelerin Müjdesi (Hikâyeler)
    11. Kavgam (Rapor’lar ve Üstad’la karşılaşma hikâyesi)

    Salih Mirzabeyoğlu, 1990’larda ilk önce, gözaltına alınma ve tutuklanma hikâyesi “İşkence”yi yayınladı. Onu, istihbaratçıları yıllarca peşinde koşturan 6 ciltlik Tilki Günlüğü romanı takip etti. Salih Mirzabeyoğlu’nun iştikak (etimoloji) ilmine ilk kez girdiği, bazılarınca rüya tabirnamesi, bazılarınca eylem günlüğü olan bu eser, bağlıları tarafından çok büyük bir ilgi gördü. Mirzabeyoğlu bu ciltlerin ardından, bir nevi onların özeti mahiyetinde Hırka-i Tecrid’i yayınladı.

    90’larda Salih Mirzabeyoğlu’nun yayınlanan diğer eserleri şunlar oldu:

    • Hakikat-i Ferdiyye (siyer)
    • Sahabilerin Rolü ve Manası
    • Yağmurcu (Jung, Castaneda, Daniken vs gibi kimseler çevresinde açıklanamayan olaylar ve tasavvufî bağlantıları)
    • Üç Işık (Konferanslar)
    • Adımlar (Röportajlar)
    • Parakuta (Paranın Romanı)
    • Başyücelik Devleti (Büyük Politika)

    Büyük Muztaribler adlı dünya düşünce tarihine bakışını ihtiva eden 4 ciltlik dev eserinin ilk cildi de 90’ların sonunda, hapishaneye girmeden hemen önce yayınlandı. Diğer üç cildi hapiste yayınlandı ki, bu eser gerçekten bomba gibidir. Dünya fikir atlası mahiyeti taşır. Son cildi şaşırtıcı şekilde Divan Edebiyatı üstünedir.

    Salih Mirzabeyoğlu 2000’li yıllarda hapiste ve telegram işkencesi altında eser vermeye devam etti:

    • Sefine (Kuantum fiziğinin tasavvufi bağlantıları)
    • Telegram (Zihin Kontrolü, Şamanizm ve tefekkür)
    • Elif (Resim sanatı ve İslami resim)
    • Furkan (Ebced Sözlüğü)
    • Erkam (Matematik ve Tasavvuf)
    • Berzah (Biyoloji ve Hayatiyat ilmi)
    • Madde Nedir? (Marksizm, Diyalektik ve Tasavvuf)
    • İman ve Tefekkür (Büyük Tefekkür ve Tasavvuf kitabı)
    • İnsan (2 cilt, Ebced Tevafukları)
    • İnsan (Psikoloji, Antropoloji, Ruhiyat)
    • Esatir ve Mitoloji (Münşeat/şiirimsi tarzda kaleme alınmış Peygamberler Tarihi ve mitoloji ansiklopedisi)
    • Ve Ölüm Odası.

    Bu görüşüme katılmayanlar ve eleştirmek isteyenler olabilir ve bundan mutluluk duyarım, Mirzabeyoğlu’nun, yeni başlayanların henüz el sürmemesi gereken bazı eserleri vardır: Son yazdığı, şimdilik 5 cildi yayınlanan “Ölüm Odası” bunlardan biridir.

    Ölüm Odası, Salih Mirzabeyoğlu’nun -sanırım- ruhça en yükseğe çıktığı, fakat her zihni zorlaması kaçınılmaz, ebced hesaplarıyla dolu son çalışmasıdır. Benim kanaatimce onu en son okumalıdır. Hatta “ben anlıyorum” diyecek ve şerhini yazacak kimseler beklenmelidir.

    *

    Aklıma komik bir şey geldi. 90’larda emniyette İslamla Mücadele Masasına Fetocular bakardı. Her gözaltına aldıklarına şunu sorarlardı:

    – Tilki Günlüğü nedir? Nasıl anlamalıyız?

    Bir odaya alıp önüne kâğıt kalem koyarlardı, “şuraya yaz” derlerdi. Bana da dediler. Ben de yazdım:

    – Ol mahiler ki derya içredirler, tanımazlar deryayı. Biz de öyle, okuruz ama bilmeyiz.

    Gelip bir fasıl da bunun üstüne geçtiler, onlarla dalga geçiyormuşum diye. Halbüse doğruydu yani; ne dalga geçicem?

    Çoktur Tilki Günlüğü’nün hikâyesi. JİTEM adam kaçırıp sorgulamıştır, “Tilki Günlüğü’nü anlat” diye. Özellikle yabancı servisler çok üzerinde dururlardı. Tilki Günlüğü’nü anlarlarsa olacakları önleyebileceklerini düşünürlerdi.

    Bir romanın, edebiyat çevrelerinin değil de istihbarat çevrelerinin dikkatini çekmesinin sanat tarihine geçecek ilk örneğidir Tilki Günlüğü.

    Bundan daha hayret verici yönü de, okuyucusunu adeta romanın içine davet eden, ona başvurmadan içinde bulunduğu şartları kavrayamaz hale getiren, ona “egoloji-ben bilgisi” veren bambaşka bir eser olmasıdır.

    Salih Mirzabeyoğlu, o yayınlanmadan önceki Nokta dergisi röportajında, onun hakkında şöyle demiştir:

    – İçinde bulunduğumuz yüzyılın bir nevi topoğrafya haritası.

    Zamanın resmi. Ruhun resmi. Anlatılmaz yaşanır bir deneyim.

    Bir Cevap Yazın

    Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

    Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin