İSYANCI BALIK, KARŞI İSYANCI SULARINDA
Oğuz BEKDEŞ
“Halk, balığın yaşadığı sudur; balık yani gerilla, ancak halkın desteğiyle var olabilir.” — Mao
ŞERH: Mao’nun benzetmesi, gerilla hareketini balığa, halkı ise suya benzetir: Balık ancak temiz ve bol su içinde yaşayabilir. Halk desteği olmadan bir isyanın uzun süre varlığını sürdürmesi mümkün değildir. Bu nedenle karşı-ayaklanma stratejileri, halkın desteğini devrimcilerden çekip devlete yönlendirmeye odaklanır.
Karşı-ayaklanma yalnızca ideolojik propaganda ile sınırlı kalmaz; maddi şartların iyileştirilmesi vaadi de önemli bir araçtır. Halk, gözleriyle ilerlemeyi görmek ister. Küçük reformlar, ekonomik tavizler veya sosyal yardımlar halkı ikna etmek için kullanılır. Refah güçlü bir silahtır; ancak geriye yıkık bir toplum bırakmak anlamsızdır. Bu yüzden devlet, halkın hayat şartlarını kısmen iyileştirerek ayaklanmanın cazibesini azaltmaya çalışır.
Çoğu zaman bu reformlar sathi kalır: Köklü değişimi engelleyen, halkı kendi celladının yanında yer almaya ikna eden geçici çözümler sunulur. Anti-kolonyal mücadelelerde sömürge yönetimleri, küçük çaplı toprak reformlarıyla halkı yatıştırmış; öğrenci hareketlerinde üniversiteler komiteler kurarak talepleri ertelemiştir. İşçi sınıfı doğrudan eyleme geçtiğinde ise karizmatik politikacılar devreye sokularak hareketin enerjisi tüketilmiştir.
Reform ve ideoloji işe yaramadığında karşı-ayaklanma çıplak şiddete başvurur. Sömürge otoritesi, halkı atomize ederek yani parçalayarak yeniden tesis edilebilir.
Sonuç olarak karşı-ayaklanma üç temel araçla işler: İdeoloji, reform ve şiddet. Bunların hepsi aynı amaca hizmet eder: Halkın desteğini devrimcilerden çekmek ve egemenliği sürdürmek. Mao’nun balık ve su benzetmesi bu gerçeği yalın biçimde ortaya koyar: Halk desteği olmadan balık yaşayamaz.
Genel anlamda, karşı ayaklanma, yıkıcı, muhalif, isyancı ve devrimci aktörleri bastırmayı amaçlayan gizli eylemleri ifade eder. İsyancı hareketleri meşruiyetsizleştirmek ve tecrit etmek ve içtimai, politik, ekonomik ve istihbarat üssü olarak hizmet edebilecek, halklar arasındaki desteklerini zayıflatmak için söylem, ideoloji ve iletişim üzerinde kontrol sağlamak amacıyla psikolojik savaşa dayanır. Gerilla savaşındaki taktik ve stratejik avantajlarını etkisiz hale getirmek ve aynı zamanda devletin ve emperyal gücün meşruiyetini tahkim etmek için isyancı grupları coğrafi ve içtimai olarak tecrit etmeyi içerir. Dolayısıyla, karşı ayaklanmanın etkili olabilmesi için, egemen ideolojinin, bir halkın devlete olan bağlılığını sürdürmek, güçlendirmek ve yeniden yapılandırmak için bilgi ve iletişim akışını kontrol etmesi gerekir.










