FİLİSTİN VE TÜRK DÜNYASI MESELESİ
Levent AKINCI
Azerbaycan Başkanı Aliyev’in Filistin’de yaşanan işgal ve soykırım hakkındaki “Filistin Arapların sorunudur” gibi yaralayıcı sözlerini insanlık dışı bulup tel’in edenlere karşı Aliyev’in sözlerini ve tavrını savunan Azerbaycanlı bir seküler gazeteci: “Karabağ işgal edilip biz öldürülürken Filistin’in vicdanı neredeydi? Ermenistan’ın yanında. Türkiye de hiç ağzını açmasın, İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke Türkiye’dir”. Gibi birşeyler demiş. Videosunu internette bulabilirsiniz. Bu gazeteciye cevaben derim ki:
Evet İslâm ülkelerindeki idarelerden İsrail’i ilk tanıyan Ankara hükümeti oldu. Anlatayım cahilciğim, şöyle oldu:
Bu gün Azerbaycan diye bir yer varsa varlığını Livaul İslâm’a yani nâmı diğer Kafkas İslâm Ordusu’na (1918) borçludur. Çırpınırdın Karadeniz Bakıp Türk’ün Bayrağına marşının ithaf edildiği ordu… Osmanlı HİLÂFET ordularının bir kolu olan ordu! Komutanı da Padişah yaveri pâyeli Nuri Killigil Paşa. Gayet iyi biliyorsunuz zaten.
Nuri Killigil Paşa 1949’da Pakistan ve Filistin Müslümanlarına mühimmat göndermek üzere iken fabrikasında çıkan şüpheli bir yangında patlama ile paramparça olarak vefat etmiştir. 1933’te kurulduğu söylenen ve Siyonist savaşçı yetiştirmek üzere Yahudileri eğiten Betar kamplarında yetişmiş bazı yerli Siyonistlerimiz yapmış olmalı bu sabotaj işini.
Bu arada, hatırlayalım, 1933’te ilân edilen ve “gökbayraktan albayrağa selâm olsun!” diyen Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti tanınmamıştı ve Türkiye’de faaliyetleri yasaklanmıştı (1). Ve bildiğimiz kadarıyla aynı yıl Türkiye’nin içinde Betar (2) adlı Siyonist kamplar da kurulmuştu. Filistin’e gidip müslüman Araplara karşı savaşmaları için Yahudileri eğiten askerî kamplar bunlar.
Nuri Killigil Paşa’nın cenazesi aynen Mehmet Akif Ersoy’un cenazesinde olduğu gibi, hiçbir resmî düzeyde katılım olmaksızın kaldırıldıktan ve meclisteki sözde soruşturma ve önerge tiyatrosu kapalı oturumda yapıldıktan ve olay ört bas edildikten sonra, evet hemen birkaç gün sonra İsrail resmen tanınmıştır! 1949.
Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti tanınmamıştır ama Siyonist İsrail tanınmıştır.
1945’te iki yüz kadar muhacir Azerbaycan Türkünü -ki, aralarında kadınlar, çocuklar ve yaşlılar da vardı ve yer yer saçından başından sürüklenerek götürülmüşlerdir-, Boraltan köprüsünde Sovyetlere iade eden aynı rejim ki, olayın canlı şahitlerinden Bekir çavuşun (3) videosu YouTubede mevcuttur, seyredelim; evet o rejim, Nuri Paşa’dan kurtulur kurtulmaz derhal İsrail’i tanımıştır. Asla Müslüman Türk halkını temsil etmiyorlar.
Devrin Ankara hükümeti, Nuri Paşa’ya, “Araplara mühimmat gönderme, Batı Araplara ambargo koydu” diyerek ihtarda bulunmuş, örtülü olarak tehdit etmiş fakat Arap sevici(?) Nuri Paşa yine de ümmetin yardımına koşmaktan geri durmamış ve canıyla da bedelini ödemiştir (4).
Yani cahilciğim, seküler Bakü rejiminin ve onu gönülden destekleyenlerin bir daha ne Çırpınırdın Karadeniz marşını (5) ne de Nuri Paşa’nın adını ağızlarına alma hakları vardır!
Nuri Paşa da Enver Paşa da HALİFE’nin askeri idiler ve de ÜMMETÇİ idiler. Nuri Paşa Filistin savaşı için İsrail’e karşı Mısır ve Suriye’ye mühimmat göndermedeki kararlılığı yüzünden öldürüldü!
Enver Paşa, Nisan 1918’de Nuri Paşa’yı, Kafkas İslam Ordusu’nun teşkilat yapısını ve vazifelerini tayin eden 12 maddelik bir talimatname verip İstanbul’dan uğurlamıştı ve o talimatnamenin bir maddesinde de “Ordu kumandanı olan Nuri Paşa’nın, İSLÂM HALİFESİ’nin Kafkasya’daki en büyük temsilcisi olduğunu” belirtiyordu. Yani atalarımız Azerbaycan’a HİLÂFET ordusu olarak gelmişlerdi!
Gelelim Filistin’in Ermenistan’ı desteklediği masalına. Ermenistan’ı destekleyen Batı Şeria’daki Mahmud Abbas rejimidir, Gazze’deki Hamas veya komple Filistin halkı değil! Bu Siyonist rejim Filistin halkının tümünü temsil etmiyor, çoğunu bile temsil etmiyor, İsrail’in orada başta tuttuğu kukla bir rejimdir!
Keza, İsrail dostu Aliyev rejimi de tüm Azerbaycan Türklerini temsil etmiyor bizim nezdimizde! Birçok Azerbaycan Türkü Filistin’in yanındadır bunun da farkındayız! Nice Azerbaycanlı kardeşimiz bu Ezan düşmanı zorba sömürge rejiminden muzdarip, bunu da biliyoruz!
Daha geçenlerde dört Batı Türkistan devleti Kıbrıs Türklerini sattı, Rum yönetimine sırnaştı (6). Bizim nezdimizde o idareler de bir kısım Müslüman Türk dünyasını temsil etmiyor.
Keza, Şamil Basayev’in, kendilerini Taşnak artıklarından kurtarmak için geldiği Azerbaycan topraklarında ihanete uğradığını anlattığı videosu da YouTubede mevcuttur, seyredelim. Orada da bahsettiği gibi, yiğit Azerbaycan Türkleri de vardı, hepsi bir değildi. Komuta kademesinden ihanet gördüklerini anlatıyordu (7).
Bir Türk atasözü der ki “beş parmağın beşi bir değildir”.
Ve yine bir Türk atasözü der ki “lafın tamamı aptala söylenir”.
Dipnotlar:
(1) https://youtu.be/ZBm-pLDr1ek?si=GJL6i1p01UJ0cFss
1933’te bu kurulan Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti Ankara hükümeti tarafından tanınmamıştır. Türkiye’de faaliyetleri yasaklanmıştır. Hani biz, ne zaman “Gazze de bizim Türkistan da!” desek, hemen Filistin’in karşısına Doğu Türkistan’ı koyup ‘önce soydaşınıza sahip çıkın Arap sevicilik yapmayın’ diye saçmalayanlar var ya, kulakları çınlasın.
1933’te Türkiye’de Betar adlı Siyonist kamplar kurulmuş… Filistinlilere karşı savaşmaları için Yahudilere askerî-istihbarî eğitim verilmiş. Hadiseyi kitaplaştıran da bir Yahudi araştırmacı Rıfat Bali… Bu kampların mevcudiyetini uzun yıllar devam ettirdiği düşünülüyor. Muhtemelen Kafkasya fatihi Nuri Paşa’nın katili de bunlar.
(3) https://youtu.be/vQ9I3bVddv4?si=WLrtfKX7JOEyOQ39
1945’deki Boraltan Köprüsü’nde Azerbaycan Türklerinin Sovyetlere iadesi hadisesinin canlı şahitlerinden Bekir çavuş, özetle söylersek, diyor ki; çoluk çocuk yaşlı kadın hepsini yer yer saçından başından sürükleyerek götürdük Rusya’ya teslim ettik ve orada karşı tarafta makinalı ile taradı öldürdüler hepsini.
(4) https://youtu.be/f-NEfS4l6OE?si=JWnYf_DR5bZxeGS2
Çırpınırdın Karadeniz marşının ithaf edildiği ordunun komutanı Kafkasya fatihi Nuri Paşa’nın, Pakistan ve Araplara mühimmat göndermek üzere iken şüpheli ölümü ve olayın mecliste kapalı oturumda görüşülüp ört bas edilmesinden birkaç gün sonra İsrail’in tanınması. 1949.
(5) https://youtube.com/shorts/xkKBpgoMyh8?si=81cc_7YLq5l-S1dn
Çırpınırdın Karadeniz marşı. Bu marş sadece Türklerin değil aynı zamanda tüm Ümmetindir. Çünkü o zaman Türk demek aynı zamanda bütün Ümmet demekti. Çünkü Türk’ün başı Halife idi. Çünkü devletin orduları her zamanki gibi, başta Türkler olmak üzere Türk, Arab, Zaza, Kürt, Boşnak, Pomak, Çerkes vs ümmetten oluşuyordu. Livaul İslam’ın başındaki komutan Nuri Paşa ümmetci idi ve halifenin temsilcisi olarak oradaydı, ömrünün nihayetinde de yine ümmet uğrunda canını feda etti! Evet 1918’de ümmet oradaydı. Kimi fiilen kimi duasıyla, gönülden. Livaul İslâm, başta biz Türkler olmak üzere, muvazzaf ve gönüllü Dağlı, Çeçen, Çerkes, Kumuk, Arap, Kürt, Zaza ve daha bir çok müslümandan oluşan ve omurgasını Osmanlı düzenli ordusunun oluşturduğu bir ordu idi. Düzenli orduda normal zamanda hangi belde ve vilayetlerden kimler asker olarak bulunuyordu ise orada da onlar ve katılan Kafkasyalı gönüllüler vardı. Çanakkale şehitliğinde gördüğümüz mozaik bu orduda da mevcut idi.
Türk dünyasındaki ezan ve tesettür düşmanı seküler sömürge rejimleri Kuzey Kıbrıs’ın değil Güney Kıbrıs’taki Rumların yanında.
(7) https://youtu.be/Oy1IuDpFqBs?si=M7SlWLSJXeK5rzVf
Çeçen başkomutan Şehid Şamil Basayev Rahimehullah, Karabağ Şuşa savaşında ihanete uğradıklarını anlatıyor. Yiğit ve sadık Azerbaycanlılar gördüğünü de vurguluyor. Hepsini bir kefeye koymuyor. O dönemde Çeçenlerle beraber bazı Arap mücahidler de Karabağ savaşına gitti, Bosna, Çeçenistan, Afganistan’daki gibi Azerbaycan’a da giden Arap gençler olmuştu diye hatırlıyorum.










