EMPERYALİST REJİM ÇÖKERKEN…
Şevket Koray
I. Ahmak Liderlerin Emri Altındaki İmparatorluk-Suç Örgütü
Enflasyon ve bütçe açığı içinde can çekişen bir imparatorluğun yapması gereken son şey, İran’a saldırmaktı. Çünkü bu iğrenç saldırı, hem bütçe açığını hem enflasyonu daha da feci bir hale getirecek; okul ve hastaneleri hedef alanların ilkesizliğini ve pisliğini çok daha fazla insanın kavramasını sağlayacaktır.
Emperyalizm, Siyonizm ve bunların iç içe geçtiği suç örgütleri (Epstein Çetesi ve diğerleri) “rasyonel” değildir. Daha net şekilde ifade edelim, bu sadist oligarşinin bunak liderlerinin sisli beyinleri giderek daha fazla ahmakça kararlar alıyor.
Bütün bu sıkışmışlık ve ahmakça aksiyonlar beklediğimiz büyük zuhurun alametlerindendir.
II. Asya’nın Üstünlüğü
Asya güçlerinin silâh sanayinde Batı’nın önüne geçtiği büyük bir gerçek. İran ve Yemen, İsrail’in demir kubbesni zaten delik deşik etmişti. Üstelik, Asya’nın yeni “ağır topları” henüz kullanılmadı.
Bugün ABD hava savunmasının kendi askerî üslerini koruyacak düzeyde olmadığı gözler önüne serildi. Rusya ve Çin üretimi yeni teknoloji füzeler kullanıma girerse, Batı büsbütün hava savunmasından mahrum hale gelecektir.
Ancak bu olayın psikolojik tarafıdır. Batı’da halklar giderek, anti-emepryalist ve anti-siyonist bir eğilim içerisine girmektedir. Bugünün Batı emepryalizminin en büyük düşmanı şüphesiz ki Batı halklarıdır.
III. Gerçeklerden Kopukluk
İran’daki siyasî sistemin yerine Epstein-OnlyFans rejimi getirme projesi ahmakça bir tasarıdır. Pek çok sosyolog, herbokolog, uzman, kör taklidi yapmaktadır.
Din karşıtı söylemler sürekli kaybetmektedir. Din, dünyanın realitesidir. Hele hele ABD ve İsrail’den nefret eden İran halkı, İran devleti yerine düşmanı desteklemeyecektir. ABD ve İsrail saldırganlığı İran yönetimini daha da güçlendirecektir. Only-Fans neoliberalizmini değil.
ABD işgâli altındaki körfez ülkelerinde, halkın ABD’yi protesto etmesi bazı mumya akademisyenleri şaşırtmış olabilir. Fotoğraf şudur: Silâhlı bir Amerikan askeri elinde, sopa olan bir Kuveyt vatandaşı karşısında ellerini kaldırmıştır.
IV. İslâm Dünyası Sonsuza Kadar Seyirci kalmayacak
Dünya nüfusunun dörtte birinin dünya sisteminde (mesela BMGK’da) söz hakkının olmaması, geçici bir dengesizlik hâlidir. Müslümanlar, Mescidi Aksa’ya saldıran ve Müslüman kanı döken ABD ve İsrail karşısında orduların harekete geçmemesini meşrû görmüyor. Bunu en iyi, İslâm Dünyası’nın, bu karanlık işlerden mal, makam, mevki temin etmiş çakma siyasî eliti sezmektedir.
Müslümanlar, soykırıma uğramaya ve mukaddes mabetlerinin saldırı altında olmasına sonsuza kadar sessiz kalmayacaklar.
(İslâm dünyasında ve haricinde) halklarla siyaset arasında oluşan bu soğukluk hissi dünya jeopolitiğinin en belirliyici unsuru olacaktır.
V. Ayağa Kalkan Afrika ve Lâtin Amerika
Burkina Faso, Mali ve Nijer’de büyük bir anti-emepryalist devrim patlak veriyor. İslâm Dünyası’nın sömürgeciliğe en çok maruz bırakılmış ülkeleri, yeni bir bağımsızlık mücadelesi içine girdiler. İnsan gücü ve doğal kaynaklarıyla Batı kapitalizmini yeşerten (ve oluşan devasa birikimin en büyük hak sahibi) Afrika, artık kendi kaynaklarını gaspçılara vermeme konsunda önemli gelişmelerin merkezi haline geldi.
Asya’ya sanayi gücünü kaptıran Batı, Afrika’dan da kovuluyor, Lâtin Amerika’da yoğun bir saldırganlık içinde, emepryalizmin şeytanî kodlarını ayakta tutmaya çalışıyor.
Sömürgecelik dönemi, işbirlikçi oligarşisi, NAFTA çatısı ve neoliberal darbeleriyle on yıllarca sefalete mahkûm bırakılmış Lâtin Amerika halkları, duvarlardan ve ICE’den korkmuyorlar. Herbokologlar siyonist televizyonlarında anlatmıyor; ama kitlesel göç eğer zorunlu nedenlerden kaynaklanıyorsa şiddet yoluyla durdurulamaz. Kaldı ki, ABD demografisinin ana bileşenlerinden birisi olan Hispaniklere karşı yürütülen ırkçılığın ve devlet şiddetinin, ABD’nin iç ilişkilerinde büyük depremlere yol açtığı ve durumun daha da beter bir hâle geleceği de açıktır.
VI. İran Vesileyle
Hülâsa; bugün emperyalizm, işbirlikçi gazetecilerin ve akademisyenlerin bize göstermeye çalıştığından çok daha zayıftır.
İran’a karşı yürütülen savaştan ABD ve İsrail’in zayıflayarak çıkacağını öngörüyoruz. Sadece ABD ve İsrail taraftarları değil, onların işledikleri soykırım ve savaş suçlarına sessiz kalanlar da mevzi kaybetmeye devam edecektir. Saydığımız unsurlar neden değil, durum tespitidir. Allah nurunu tamamlayacaktır. Emperyalizmin çöküş sürecinde başka bir neden aramaya gerek yok.
VII. Bir İkâz
Bu yazının yukarıdaki satırları iki gün evvel yazılmıştı. Son hadiseler ışığında şunu görüyoruz. Bir takım, Epsteincı fısıltılar Türkiye’yi İran ile savaştırmak istemektedir. Bu fısıltıları yayanların İsrail’in sözde Arzu Mevud haritası kapsamında Türkiye’den toprak koparmasını isteyen mihraklar olduğu açıktır.
Türk Milleti, İsrail ve ABD ile ortak bir savaşa girip Müslüman kanı dökülemsine rıza göstermemektedir ve göstermeyecektir. Milleti rızası olmayan bir savaşa süreklemeye çalışmanın siyasette ciddi sonuçları olacaktır. Millî menfaatlerimize taban tabana zıt bu çağrıların İsrail devletini adına yürütülen beşinci kol faaliyetleri olduğu açıktır.
Türk Millet’i, İsrail’in yanında değil ona karşı yürütülecek bir savaşı desteklemektedir.
İsrail Türk Milleti’nin en büyük düşmanıdır.










