ULU HAKAN’DAN ŞİÎLİK ÖĞRENİN

Kendilerince çok keskin Osmanlıcılık yapan, Ulu Hakan Abdülhamid Hân’ı güya yere göğe sığdıramayan ama esasında ne Osmanlı’yı ne de Ulu Hakan’ı zerre kadar anlamamış olanlara karşı Osmanlı ve Ulu Hakan’ın Şiîlik hakkındaki politikalarına bir göz atalım…

Şia, tarihte Hristiyanlarla savaşmamıştır değil, savaşamamıştır. Zira Hristiyanlarla arasında Osmanlı vardı, savaşmaları coğrafî olarak mümkün değildi. Diğer yandan, Osmanlı’nın zayıflayıp emperyalist taarruzların başladığı dönemde Portekizliler İran’a saldırdı ve Şiîler de Hristiyan emperyalistlerle savaştılar.

Bir diğer önemli savaş da meşhur Kut’ül Amare zaferidir. Hani şu İngilizlerin yenildiği, büyük darbe aldıkları, onbinlerce asker ve generallerinin esir düştüğü ve Cumhuriyet döneminde dahi bir dönem bayram olarak kutlanan Kut’ül Amare zaferi… Kut’ül Amare zaferi, bölgede yaşayan Şiîlerin Osmanlı’ya verdiği destek sayesinde gerçekleşmiştir. Bu desteğin verilmesine, İngilizler karşısında Şiîlerle Sünnîlerin birlik olunmasına sebep olan doğru politikalar ise Ulu Hakan’ın eseridir ve İslâm Özkan bunu şöyle aktarır:

Osmanlı döneminde Şii-Sünni Yakınlaşması

Osmanlı İmparatorluğu’nun en fırtınalı dönemi olan 19. yüzyılın son çeyreği, sadece bir toprak savunması değil, aynı zamanda bir zihniyet devriminin de sahnesiydi aynı zamanda. II. Abdülhamit, Batılı emperyalist güçlerin “böl ve yönet” stratejisine karşı, İslam dünyasının kadim ayrılığı olan Sünni-Şii gerilimini bir “İslam Birliği” potasında eritmeye çalıştı. Bu politika, sadece siyasi bir manevra değil, aynı zamanda tarihsel bir kırılmanın onarılma çabasıdır.

Abdülhamit döneminde İstanbul, sadece bir başkent değil, tüm Müslüman aydınların, özellikle de İranlı münevverlerin sığınağı haline gelmiştir. Padişah, Cemaleddin Afgani gibi karizmatik figürleri İstanbul’da ağırlayarak, Şia dünyasının entelektüel damarlarına nüfuz etmiştir. İranlı aydınlara uzatılan bu el, mezhepsel farklılıkları bir kenara bırakıp emperyalizme karşı ortak bir duruş sergileme arzusunun tezahürüdür.

İstanbul’da basılan Farsça gazeteler ve İranlı muhaliflere tanınan hürriyet, Tahran ile diplomatik ilişkileri zaman zaman gerse de, halklar nezdinde Osmanlı Hilafeti’ne karşı muazzam bir sempati doğurmuştur.

Atabat-ı Aliye

Bu yakınlaşma politikasının en somut ve estetik ayağını “Atabat-ı Aliye” politikası oluşturur. Irak topraklarında bulunan On İki İmam’a ait türbelerin, bizzat bir Sünni halife tarafından devasa bütçelerle tamir ettirilmesi, İslam tarihindeki en büyük sembolik hamlelerden biridir.

Necef, Kerbela ve Samarra’daki imar faaliyetleri, sadece binaların restorasyonu değil; iki toplum arasındaki sarsılmış olan “kardeşlik hukukunun” restorasyonudur. Abdülhamit bu hamlesiyle, Şii dünyasına “Sizin mukaddesatınız, benim namusumdur” mesajını vererek, Caferiliği dışlanmış bir yapıdan, İslam’ın ana gövdesine eklemlenen bir müttefike dönüştürmeyi hedeflemiştir.

Şiilikle Barışma

Sultan’ın Caferilikle barışma süreci, teolojik bir tartışmadan ziyade, sosyopolitik bir “takrib” (yakınlaştırma) hareketidir. Bölgedeki Şii aşiretlerin ve ulemanın gönlünü kazanarak İngiliz ve Rus yayılmacılığına karşı bir set oluşturmak, bu politikanın asıl omurgasını teşkil eder. II. Abdülhamit, mezhep kavgasının sadece sömürgeci güçlerin işine yaradığını görerek, Osmanlı-İran rekabetini bir “İslam Dayanışması”na evriltmeye çalışmıştır.

Hülasa, Abdülhamit dönemi Osmanlı-İran ilişkileri, yüzlerce yıllık Safevi-Osmanlı gerginliğini aşma yolunda atılmış en cesur adımdır. Padişahın vizyonu, mezhepsel kimliklerin üzerinde “Müslüman” kimliğini inşa ederek, coğrafyanın kaderini dış güçlerin elinden alıp yeniden bu toprağın çocuklarına teslim etme gayretidir. Bu dönem, bugün dahi bölgedeki mezhep gerilimlerini aşmak için dönüp bakılması gereken bir “diplomasi ve kardeşlik” laboratuvarı niteliğindedir.

Konuyla ilgili daha geniş bilgi olmak isteyenler Cemil Hakyemez Beyefendi’nin ilgili kitabından bu malumata ulaşabilirler..

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin