İRAN’IN DELİ VE ÇILDIRMIŞ HÂLİ
Dr. Fatıma es-Samadi (El-Cezire Araştırma Merkezi ve İran uzmanı)
Savaş başlamadan kısa bir süre önce Devrim Muhafızları komutanlarından biri bana savaşın çıkma olasılığının %70 olduğunu söyledi. Ve devam etti: Dünya İran’ın sabırlı, sükunetli, hikmetli ve engin tutumuna alıştı fakat onun deli ve çıldırmış halini henüz görmedi.
Savaş başladıktan sonra da İran’daydım, yine Devrim Muhafızları komutanlarından biri bana şunu söyledi: Biz Ayetullah Ali Hamaney’e “elimizde sizi nükleer bombadan bile koruyacak bir sığınak var, lütfen izin verin güvenlik protokolünü uygulayalım” dedik. O da bize “tüm halka bu imkanı sunacak mısınız?” diye sorduktan sonra teklifimizi reddetti.
İran halkına Hamaney’in Rusya’ya kaçtığını ya da sığınaklarda yaşadığını söylüyorlardı. Fakat eviyle neredeyse bitişik olan ofisinde şehit olduğu ortaya çıktığında onun en azılı düşmanları bile sokağa çıktı ve Hamaney’i kalplerinde tarihi efsanevi İran hükümdarlarından biri olarak kodladı.
Artık Devrim Muhafızları’nın kontrolünü İslam Devrimi’nin beşinci nesli ele geçirdi. Bu gençler daha az tecrübeli fakat kesinlikle daha cüretkar. Mesela bu nesilden bir komutan bana, yaşlı neslin basiretsiz olduğunu, İsrail’e karşı çok sabırlı olduklarını, dolayısıyla İsrail’in İran’ı zayıf sanmasına sebep olduklarını ve İsrail’in bundan cesaret alarak Heniye ve Nasrallah’ı şehid ettiğini söylemişti.
Hamaney’in İran’la ilgili hedeflediği ve “zirve” olarak kavramsallaştırdığı bir merhale vardı. “Zirve” ve “Büyük Savaş”. Ona göre İran o zirveye ulaşması lazımdı ve o zirveye ulaştıktan sonra “Büyük Savaş”ına başlaması lazımdı. Zirveye giden yolda İran’a yapılan taciz ve saldırılara cevap vermek İran’ı yıpratacaktı. İşte bu yıpranmalardan yüz çevirmelere “stratejik sabır” deniyordu. Yani “stratejik sabır”, “büyük savaşa” hazırlıktı. İran tek ve büyük bir savaş yapma planlıyordu. Onu da “zirve” merhalesinde başlatacaktı.
Çeviri: Abdurrahim Ay
Kaynak:










