MONŞER KINAMASI
Selim Gürselgil
Zalim bedel ödemezse zulmü daha da artar. Tarihin 2 kere 2 dört eder gibi en basit gerçeğidir bu.
Netanyahu’nun şirretleştikçe daha da şirretleşmesi bundandır. Karşısında sadece “monşerler” -hatırlayın- var:
– Seni en sert şekilde kınıyoruz Bibi!
Mescid-i Aksa’yı kapattığında en fazla bunun olacağını biliyor. Tam da tahmin ettiği gibi olunca, bunu kendisine daha ileri gitmesi için bir teşvik olarak algılıyor.
En fazla ne olabilir ki, diye düşünüyor, İslâm ülkeleri monşerleri toplantı yapar, uzun uzun konuşur ve ortak bildiri yayınlar:
– Bibi bak seni en sert şekilden de daha sert şekilde kınamak zorunda kalacağız korkarım.
Biz bunları İslâmcılar olarak 28 Şubatta çok yaşadık. Yalvardığım oldu:
– Gelin şurada kapıyı tutalım. Bizim kızlar giremiyorsa kimse giremesin.
– Yea biz onlar gibi miyiz?
– Onlar gibi olmazsan paspasa çevirirler seni.
Dinleyen olmadı. Kapılarına gittim:
– Kapatma davası açtılar abi, durum ciddi.
– Kapatamazlar yea!
– Diyelim kapattılar, ne yapacaksın?
– Yea kapatabilirler mi, hiç öyle şey olur mu, akıl var mantık var!
O orasını düşenmiyor bile, bir de beni aklı mantığı olmamakla suçluyor. Tepkisizlik, tepkisizlik, sonunda hepimizi ezdiler geçtiler. Mesut Yılmaz çıktı ne dedi, hatırlayan vardır:
– Türban yasağına toplumdan ciddi bir tepki olmamıştır. Demek ki halk kabul ediyor.
Geçen Trump da aynısını dedi:
– Bana Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanırsan kıyamet kopar dediler. Tanıdım, hiçbir şey olmadı.
İşte bu işlerin varacağı yer burası. Netanyahu tepki görmediği için, hiçbir yaptığına karşı en küçük bir bedel ödemediği için her seferinde daha da cüret kazanıyor.
– Ne oldu Ben, yine monşer kınaması mı?
– Bilmiyorum artık basın bile yazmıyor. Diyecektim, hazır bu totoşları bulmuşken Kâbe’yi de kapatalım.
– Monşer kınaması istiyorum ama ben. Alışmışım, kınanmayınca tadı çıkmıyor.
– Taam taam ayarlarız bişiyler.










