TÜRKÜN TÖRESİ: NİZÂM
Nihan Öztürk – 17.08.2026
Adımlar Almanya
Memleket harbiden güzel.
Zaten Anadolu toprakları her daim güzeldi.
Dandik olan düzeni!
Yani nizâmı yok!
E görüyorsunuz işte; trafik meselâ, hem daha ne olsun? Devletin koyduğu yasağa kafa tutup kırmızı ışıkta duran kişinin kafasını gözünü dağıtmak nedir? Üstelik çocuğunun çoluğunun önünde? E bu terörizmdir zaten. Mevcut duruma göre her yere sinen ve her saat başı bir yerlerde haber edilen köy, kasaba, ilçe, şehir terörü. Eşkiya dağdan inmiş her yere yayılmış gibi. E düzenin olmadığı yere kurt da dadanır, çakal da, Eşkıya da…
Memleket, Türk yurdu olunca da Türkün nizâmı yok anlamına geliyor.
Bize zorla dayatılan (halk diliyle Demirkırat) zamanla tam anladığı gibi Demokrasi’nin kaymağı bulanlar tarafından keşfedildi ve bir yiyen bir daha iflah olmadı.
Kafası aydın olana Mahir demediler, Deniz demediler, Pehlivanoğlu demediler, Salih Mirzabeyoğlu demediler, Ünsal demediler düşman oldular.
Çünkü Demirkırat’a kimse karşı çıkamazdı. Demirkırat tek güç sahibiydi.
Demirkırat güçlendikçe dönem dönem zulümler, işkenceler, darağaçları, elektromanyetik dalgalar arttı.
Sonra faili meçhûller mi dersin, yok köktendinciler yaptı, yok Özalı kim ve niye zehirledi, aynı silâh her örgütte nasıl dolaşıyor gibi bir ton soru.
Uğur Mumcular, Muhsinler, Sinanlar, çeteler, paralar, para ve nihayetinde ölüm melekleri eğlencesine nasıl dönüyordu birden her şey?
İyi de bu zulüm aşkı nedir?
Hadi diyelim o.ç. muamelesi kime yapılır bilinmiyor; herkese bu zulmü reva görmek neciliktir?
Bizim töremizde zaten toplumda yer edinmeye başladığı hissedilen aşağılık şeylerin eli kolu ayağının kesilmesi. Bin yıllık töremiz değil mi “Şeriat’ın kestiği parmak acımaz!”…
Sonra anlaşıldı ki demokrasi diye yutturulan şey, aslında demokrasi ile yakından uzaktan alâkası olmayan, sırf kaymak ve bencilliğin tavan yapabildiği bir mevzuat.
Afedersiniz ama, biz Türklere bu uymaz!
Bugünki hâlini bizzat kastetmeden, asli olarak olması gereken evlerdeki derli toplu ve huzur ortamı cemiyet içindeki topluma sirayet etmediği sürece zaten büyük bir huzur ortamından bahsetmiş olamıyoruz.
Yani o dönem memleketin bir yerleri kaos içinde olsaydı Osmanlı, Balkanlar’da nasıl 500 küsür sene kalabilsin değil mi?
Ne olduysa geri kaldığımız ve değerimiz kalmadığı için. Fırsatını bulan bize yan çizdi hemen.
Yinede hakikat şudur: Nizâm, memleketin her yerine huzur ortamı sağlayacak. Görevi bu! Yani huzuru sadece İstanbul’un belirli küçük yerlerine, haramzadelerin korunaklı lüks sitelerine sığdırarak değil!
Umarım pek karıştırmıyorum meseleleri yazarken ama ne demek istediğim gayet açık ve net.
Nizâm ne?
Bize dayatılan şey ne?
Sokaklarda, televizyonlarda ve sosyal medyadaki tonlarca ezikliklerin, basitliklerin ve duymak zorunda olduğumuz anırtıların, saçmalıkların ve pohpohlamaların, katliamların, sahtekârlıkların, yalanların anlamı nedir?
Hangi yüreği efendi Anadolu evladı Zeybeği, Elazığ Gakkoş’u, Erzurum Dadaşı, Karadeniz Çepnisi, Yörüğü, Manavı, solcusu, Türkçüsü buna dayanabiliyor anlamış değilim!
Bize bir nizâm gerek arkadaş.
Dedikodular, borsalar, ihanetler dileyenin,
Toy bizim av da bizim!










