AfD NEYE KARŞI, NEYİN ALTERNATİFİ?

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Partinin adı AfD: Almanya İçin Alternatif…

Avrupa’da sağ partilerin yükselişi gündemdeydi ama AfD’nin, Saksonya-Anhalt seçimlerindeki zaferi, artık sağ partilerin yükselişten öte birinci parti hâline gelerek iktidarı devralmalarının da mümkün olduğunu apaçık ortaya koydu.

Batı’yı, Batı derken de tabiî ki merkez, sol ve liberal Batı’yı endişelendiren bu yeni durum aynı zamanda bizim için de dikkatle takip edilmesi gereken bir sürece işaret etmekte.

Nedir bu AfD, nereden çıktı, alternatif olduklarını söylüyorlar ama peki neyin alternatifi, kime kaşrı alternatifler? İddiaları ne?

Bütün bunları en başından anlayabilmek adına biraz gerilere gideceğiz. Osmanlı’nın yıkılıp dünyaya Batı hâkim olduktan sonra, Batı’nın da kendi içinde çeşitli maceralar yaşadığı, zaman zaman birbirinden farklı, birbirine zıt akımların hâkim olduğu malûm…

1929 krizi liberalizmaya bir darbe vurdu. Hem krizin getirdiği içtimaî huzursuzluk hem de dünyada yükselen sosyalizma, SSCB gibi bir devletin varolması, Keynes’in kabûl gören yeni fikirleri doğrultusunda pür liberalizma yerine sosyal devlet uygulamalarının da kendisine yer bulacağı yeni bir döneme girilmesine yol açtı.

1973’deki Arap-İsrail savaşının ardından artan petrol fiyatları ile yeni bir kriz tetikelendi ve bu defa krizin aşılması için sosyal devlet uygulamalarından vazgeçilmesi kabûl gördü. Yani krizin bütün yükü bu defa alt gelir gruplarının üzerine yıkıldı. Buna neo liberal dönem denildi.

Neoliberal iktisat politikaları 1979’da İngiltere’de Margaret Thatcher’ın, 1981’de ise ABD’de Ronald Reagan’ın iktidara gelmesiyle hakim paradigma haline geldi.

Neoliberalizmin en önemli isimlerinden olan eski İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher’ın, uyguladıkları politikaları savunmak adına sarfettiği “There is no alternative” (Başka alternatif yok) sözü bir motto olmuştu.

Merkel, Thatcher’ın “başka alternatif yok” sözünü, 2008 krizi sonrası bu defa kendi politikalarını savunmak adına kullanmaya başladığında takvim 2010’u göstermekteydi. ABD merkezli 2008 krizi Avrupa’yı da etkisi altına almış, Euro bölgesindeki başta Yunanistan olmak üzere İrlanda, İspanya, Portekiz gibi ülkeler krizden ilk etkilenen ülkeler olmuştu.

Merkel, AB’ni kurtarmak için Dünya Bankası ve AB ortaklığında 750 milyar euroluk kurtarma paketini yürürlüğe koyarken, “başka alternatif yok” diyerek icraatını savunmaktaydı. Kurtarma paketinin getirdiği kemer sıkma ve yoksullaştırma politikaları öfkeye yol açarken Merkel’in bu sözü de bu hissiyatla özdeşleşerek 2010’da “yılın en kötü cümlesi” seçilmişti.

Bu konjomktürde, Merkel’in partisi Hıristiyan Demokrat Birliği’nden (CDU) Bernd Lucke adlı bir ekonomi profesörünün öncülüğünde ayrılanlar yeni bir parti kurarlarken, yeni partinin adını da Almanya İçin Alternatif koydular.

Bu yeni parti, Euro’dan çıkılması ve Alman Markı’na geri dönülmesini savunmaktaydı, ulusal para biriminin ekonomideki ulusal egemenliği tesis etmenin en önemli aracı olduğunu düşünüyorlardı.

Almanlar, 2008 krizinin etkileri hafiflemeye yüz tutmuşken 2015 yılında göçmenler sebebiyle yepyeni bir krizle karşılaştılar. Çoğu Suriye’den olmak üzere milyonlarca göçmen Avrupa kapılarına dayandı ve bir milyon civarında mülteci Merkel’in açık kapı argümanı dahilinde Almanya’ya gidi. Bu durum hem Almanya siyasetinde, hem de AfD’de büyük bir kırılmaya yol açtı.

Nihayetinde bir dizi iç mücadele neticesinde partinin nisbeten ılımlı ilk kurucuları tasfiye olurken, parti daha da sağa, daha Nazizan uçlara kaydı. AfD’nin Nazizan ve göçmen karşıtı dili özellikle eski Demokratik Almanya Cumhuriyeti topraklarında ciddi bir karşılık buldu ve parti Almanya çapındaki oylarını iki katına çıkararak yüzde 12,6’lık bir oy oranıyla meclise girmeyi başardı. Parti yönetimi son şeklini Haziran 2022’deki kongrede aldı ve Alice Weidel ile Tino Chrupalla eş başkanlık görevini üstlendiler, partinin asıl yükselişi bu ikili döneminde başladı.

Weidel

Partinin savunduğu fikirler üç aşağı beş yukarı bu şekilde özetlenebilecekken, partinin eşbaşkanlarından Weidel’in portresi savunulan fikirlerle tenakûz oluşturmakta.

Tino Chrupalla ve çevresidneki ekip partinin sağ cephesini teşkil ederken Geçmişte Hayek Cemiyeti üyesi de olan Weidel neoliberallikten AfD’ye nasıl monte oldu?

Uluslararası finans kapitalin en önemli kurumlarından Goldman Sachs’ta çalışan Weidel, Almanya’nın Euro’dan ve AB’den çıkışından yana gözükse de büyük sermayenin vergilerinin düşürülmesini, asgari ücret uygulamasının kaldırılmasını, yani asgari ücretin altında çalışmanın yasal hale gelmesini savunur.

Weidel, Thatcher’ı örnek aldığı ve ona hayran olduğunu da ifade etmekteydi.

Krizlerin getirdiği yüklerden bunalan halka, bundan çıkış için yeni bir alternatif var derken, bu alternatifin bütünlüklü bir dünya görüşü ihtiva etmediğini görmekteyiz.

Evet, küreselleşme karşılar, finans kapital ve büyük şirketleri eleştirmekteler, Almanya’nın Euro’dan ve AB’den çıkmasını savunuyorlar, göçmenlerin sosyal devlet mekanizmalarından yararlanmasına karşılar, Avrupa Birliği, NATO ve LGBTİ karşılar… Almanya’nın Rusya ile olan savaşa katılmasını, Rus gaz ve petrolüne konulan ambargoları reddetmekteler. Geleneksel aile yapısnı desteklemekteler…

Göçmenlere karşı olan ve aile yapısnı savunan bu partinin lideri Weidel bir lezbiyen ve partneri de bir göçmen…

Şahsi ve basit bir şey değil bu, içinde oldukları çelişkileri en açık ve net şekilde yansıtan bir tablo.

Eleştirilerini sisteme değil de göçmenler gibi farklı yönlere kanalize etmekteler. Böylece, sisteme karşı görünürken, sistemi payandalamaktalar. Tıpkı bizdeki imânsız İslâmcılık rejimi gibi. Ve bir benzer yanları da, ideolojik bir tutarlılıkları, derinlikleri yok. Geçmiş faşist hareketler, kendi içinde bir sistem ve derinlikli fikirler barındırmaktaydı ama bunların dünya görüşleri üç beş kelimelik reçetelerden ibaret.

Topyekûn red ya da topyekûn kabûl tavrından öte, nihayetinde her bir farklı siyasetin bizim için fayda ve zarar verecek yönleri olduğunu görmeliyiz. Her farklı siyasetin, bizim doğrularımızla keşsişen yönleri olduğu gibi, zıtlaşan yönleri de mevcut. Doğru siyaset, karşı tarafın iç siyasî çelişkilerinden istifade ederek yol almaya çalışmakla tezahür edecektir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin