YENİ BİR KARALAMA KAMPANYASI

Kamuoyunda çıkan fotoğraflarda Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu ile Anayasa Başkanı Haşim Kılıç’ın geçmişteki birlikteliklerini belgelemek maksatlı bir çalışma yürütüldü. Gerekçe ise; “Salih Mirzabeyoğluna ihanet etti, şimdide Akp ye ihanet ediyor” olarak gösteriliyor. Cumhurbaşkanlığı’na adaylığı güdemde olan Haşim Kılıç’ın, bu yönde bir girişiminin olması AKP ye ihanet ettiğini gösterecek kimilerine göre. Şunu ifade etmek isteriz ki; AKP’ ye ihanet edenler, ihanetin şekli, sebebi v.s. her ne ise… Bizi ilgilendiren Salih Mirzabeyoğlu’na AKP hükümetinin reva gördükleridir. Bizzat bu hükümetin uyguladığı hukuksuzluklar, haksızlıklar ve işkenceler. Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük kapsamındaki süreçte atılan yalanlar, yerine getirilmeyen sözler, vaatler. Asıl ihanet budur. Salih Mirzabeyoğlu’nun cezaevinde oluşu AKP Hükümetinin Müslümanlığa, insanlığa, ihanetidir. Elbette ki bir ihanetten bahsetmek için ihanet edenin bir takım hususiyetlere haiz olması, mânâya malik tutum sergilemiş olması gerekir ki hainliğinden bahis açılabilsin. Eğer böyle bir hal mevcut değilse, ki dönen dolaplar, çevrilen oyunlar, kurulan kumpaslar böyle olmadığına zaten işaret ediyor. O yüzden gelişen son olaylarda farklı hissiyatlar içine giriyoruz. Haşim Kılıç’ı nakavt etmek isterken Salih Mirzabeyoğlu üzerinde de yeniden karalama yapılmak isteniyor. Bir taşla iki kuş vurulmak isteniyor kısacası. Kamu oyunda, fikir adamı hüviyetinden dolayı zulüm gördüğü kanaatinin yaygınlaştığı ve her görüşten gazeteci, yazar, akademisyenin”Salih Mirzabeyoğluna Özgürlük” kampanyasına dahil ve hemfikir olduğu bir süreç yaşadık. 28 Şubat la hesaplaşmanın düğümü ve doruk noktası olarak görülen Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu na “terörist”, “elebaşı” yaftası yeniden yapıştırılıyor. Haşim Kılıç safdışı bırakılmak istenirken, İbda mimarı malzeme edilerek yine bir itibarsızlaştırma süreci başlatılmak istenmektedir. Aynı zamanda da yerine getirilmeyen sözlerin, icraata dönüşmeyen vaatlerin utancı, Salih Mirzabeyoğlu’nun halen cezaevinde oluşunun ayıbı yeni bir karalama kampanyasıyla aklanmaya çalışılıyor. Zannediyoruz birçok t.v. programında soru olarak yöneltilen “Salih Mirzabeyoğlu meselesi” kendisini ve ekibini epey rahatsız etti. Ülkenin zirvesine kurulma hayalindeki Tayyip Erdoğan için elbette ki Salih Mirzabeyoğlunun özgür oluşu bir tehdit ve risk olarak görülüyordur. Kişisel çıkarları ile egosu, Dünya Çapındaki Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun yaşadıklarına seyirci ve sessiz kalmasına neden oluyor. Bununla da yetinilmeyerek ucuz politik hesaplara malzeme edilmeye çalışılıyor. Şu bilinmeli ki ” yanlış hesap İBDA dan döner.” “Küçük dağları ben yarattım” edasındaki bu şahıs her hesabın üstünde ALLAH’ ın hesabı olduğunu da unutuyor çoğu zaman. Zeliha ARSLAN

SAYIN ALİ OSMAN ZOR TV5 TE GÜNDEMİ DEĞERLENDİRDİ

“Anlaşılan hükümet herkesten biat ve itaat bekliyor. İbdacılar, İbda liderinden başka kimseye biat etmez!” Adım Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ali Osman Zor TV5’in konuğuydu. Saat 15.00’de yayınlanan Kadir Öztürk’ün sunduğu “Gündeme Yansıyanlar” programına çıkan Zor, Haşim Kılıç’ı Salih Mirzabeyoğlu ile birlikte gösteren fotoğrafları değerlendirdi. Zor’un programda yaptığı konuşmanın satır başları şöyle: Şu an cezaevinde yatan bütün siyasi tutsaklara, ideolojilerini ayırmadan selam söylüyorum. Onların özgürlüğü için ben ve arkadaşlarım mücadele etmeye devam edeceğiz. Cezaevlerinde bu ülkenin samimi anti-emperyalist insanları yatıyor, onlara selam olsun. Fotoğraflar 88 yılında Ankara’da bir konferansta çekildi. İmza günü vardı, biz de oradaydık. Fotoğraflardan biri sohbet toplantısında, diğeri de Ankara Garı’nda Mirzabeyoğlu’nu uğurlarken çekildi. Önemli olan fotoğrafların hangi bağlamda ne maksatla yayınlandığı… Yayınlayan site, fotoğrafları, C. Başkanlığı seçimleri çevresinde, Haşim Kılıç’ı hedef alarak yayınlanmış. Mirzabeyoğlu C. Başkanı adayı olmadığına göre de Kılıç’ın hedef alınmasından maksat, RTE’nin önünü açmak. Biz, bu haberi servis edenler ve manipülasyon yapanların resmettiği gibi bir Haşim Kılıç tanımıyoruz. Satmak, ihanet etmek farklı kavramlar. Ben Haşim Kılıç’ın verdiği bir zararı hatırlamıyorum. AKP iktidarı sürecinde yalanın da içinde olduğu öyle bir ahlâksızlık rejimi kuruldu ki bu tabana kadar sirayet etti. AKP öncesi baskı ve zulüm dönemlerinde bile böyle bir şey olmadı. 28 Şubat’ta bile; ahlaksızlık yapıldı ama çapı bu muydu? Siz anneniz-babanızdan aldığınızla müslüman olmasaydınız, şu bakara-makara, yolsuzluk manzaralarına bakarak müslüman olur muydunuz? Bu günkü yapı, gerçeği perdelemek suretiyle kendi ikballerini gözetiyor. Gülen’e karşı anti-emperyalist söylem. Peki Irak’ta ne oldu, Libya’da? Anti-emperyalistsen, Irak’taki Amerikan işgâline ne diyorsun? Yakana Yahudi’nin taktığı cesur insan madalyasını niye fırlatıp atmıyorsun? Söylemde gerçekler dile getiriliyor ama pratikte yalan. Salih Mirzabeyoğlu niçin içeride? Çünkü o gerçeği temsil ediyor, anti-emperyalizm, vatanseverlik, ahlâk, dindarlığı temsil ediyor. Gaz aldık… Kimin gazını aldınız? İsrail’in Filistin’de yaptığı zulmü kalbinde hissedip tepki koyanların gazını aldınız, Van münit diyerek. Hamas’ı Katar’a gönderdiler, kimin eliyle gönderildi hepimiz biliyoruz. Katar Amerika’nın, İsrail’in çiftliği. Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük davasını avukatları yürütmektedir ve avukat heyetinin başı da Hasan Ölçer’dir. Avukatlar yeniden yargılama maksadıyla müraacat çalışmasına devam ediyorlar. Başvuru konusu Mirzabeyoğlu’nun uhdesindedir. Mirzabeyoğlu’nun avukatlarına söylediği de, “ben ne zaman dersem o zaman başvuru yapacaksınız”. Bu fotoğraflar sadece servis edenlerin değil, birçok arkadaşımızın elinde var. Sadece yayınlayanlarda olan bir şey değil. Algı üzerinde oynanıp, düşman algısı… İktidar, adalet, kalkınma vs diyerek müsbet algı oluşturdu. Mirzabeyoğlu 17 yıldır cezaevinde ve 17 yıldır hukuk yok, 17 Aralık kırılmasından sonra devlet de yok. Hükümetin kararları hukuk yerine ikame edilmeye çalışılıyor. “adalet”se, Mirzabeyoğlu’na yapılanlar meydanda, “kalkınma”dan anladıkları AVM dikmek, yolsuzlukla mücadele ise meydanda, yolsuzluk diktası var. Dün, Ergenekon denilerek, bütün muhalifler bir torba içine konularak o insanlar etkisizleştirilmeye çalışıldı. Dün Ergenekoncu diye saldıranlar, bu gün bu fotoğraflar üzerinden Ergenekoncularla birlik görüntüsü veriyor. Bu gün birçok polis sürülüyor, ailelerine bakın, hep türbanlı insanlar; yarın RTE, “beni Perinçek kandırdı” derse ne diyeceğiz? Metiner’in, “biatsa biat, itaatsa itaat” söylemi var, anlaşılan hükümet herkesten biat ve itaat bekliyor. İbdacılar, İbda liderinden başka kimseye biat etmez, bizim biatımız Kumandan Mirzabeyoğlu’nadır. Kumandan hiçbir parti ve görüşe eklemlenemez. 

ÇAY VE MÜZİK

ÇAY VE MÜZİK LEHVA: 1 Ekim 1992… Câmide, saf saf oturanlar… İmâm birşey anlatıyor… Sanki MÜZİK bahsi… Yanımda sakallı ve SARIK’lı bir genç bir soru sorunca, orada bulunan rahmetli YESARÎ Asım Arsoy, “bu soruyu her yerde soruyor musun?” diyor… Hem sorduğu soruyu sormanın doğru olmadığı, hem de o soruyu her yerde soracak girginliği olmadığı kasdıyla… O genç de, “bu mevzuda temayüz etmiş arkadaş var!” diye, Yesarî Asım’ın sözünü bana çeviriyor… Sonra biri, benim hakkımda KÂZIM Albayrak’a “kendi söylüyor ama, gazete küpürlerini bir getirin de bakalım!” demiş… Kâzım, gazete küpürlerini almak için safta bulunan birinden para istiyor… Ben, eski gazeteleri alması için para verebileceğim… Sonra, Kâzım ve Mehmed Tarakçı, yavaş bir sesle bana, ÇAY demlendiğini söylüyorlar… Fazla adam gelmesin diye yavaş bir sesle… Ben sevinçle koşup zıplayarak bir çiti aşıp bahçeye girerken, KAYA Balaban, çok ÇAY içeceğimi imâ ederek, “eyvah, Hayran Hanım yandı!” diyor… Bu arada, ÇİT’i zıplayarak aşmış olmam takdir edilmekle edilmemek arasında!.. * Çay içmeyi bir tören adabına döndürmüş eski Çin’den kalma bir söz: “İyi demlenmiş bir çayda, Kâinat’ın dengesi vardır!”… İngilizce, THE-Harf-i tarif, kelimeyi muarife eden, belli kılan: 15: BD-İBDA… Fransızca, THE: Okunuşu Te, “Çay” demek… Fransızca, TE-Seni, senin, sana: 400: TE harfinin ebcedi; bu harf, Allah’ın “Kâabid-Kısıcı, sıkıcı” ismi, ESİR mertebesi ve Kamer menzillerinden “Kalb” ile ilgili… ÇAY: 14: TAHA-Huruf-u mukattaadandır. Allah Sevgilisi’nin “Sin” mânâsında bir ismi ve Esseyyid Abdülhakîm Arvasî Hazretleri’nin Şeyhi’nin Şeyhi ismi… ZİCAC-Karanfil. (Ahmed Hâşim’den: Bir katre alevdir bu karanfil, / Kalbim acısından bunu bildi!): 14: IZDIRAB-Acı, elem, vesvese… İCADE-Tag. Köpek. Zelil. Tekâmülü gereken. Hayat. Basiret: HİDB-Kambur. Ezel… Dİ-Dün, dünkü gün: 14: UDRİC-Sarı kaftan. Hızlı ve çok yürüyen at. “Sararmış, solmuş sıfat. Vücud. Haste, istenen. Geçen”… VAZ-Terketme, bırakma: 14: VEHC-Alevli olmak. Alev ile yanmak. Parlamak. * Hakas Lûgatı’nda, ÇAY-Yaz, sıcak mevsim. “Yazı. Nefs. Sin”: ÇAY-Hakas Lûgatı’nda, “Boş yer. Hürlük”. (Şekil veren ve kendi o şekil olmayan Heba maddesinin meydana getirdiği yokluğu dolduran ve yokluğu yokluk olarak tesbit eden ilk madde Esir’in, sonra varlık mertebeleri hâlinde şekil ve suret kabul etmesi; önce ve sonranın bir izafiyet kaydından ibaret birliği… İDRİS Aleyhisselâm, 16 sene yiyip içmeden riyazetle, hayvanî şehvet denilen bütün beden arzularından arzularından kurtularak, en yüksek mekân yüceliği Güneş’e mekân tutturuldu; ruhanî makamı, amelle edinilen… İLYAS Aleyhisselâm suretinde ikinci nübüvveti olarak Lübnan’a indirildiğinde ise, akıl şehveti denilen arzularından sıyrılınca, Alevden bir at şeklinde dağdan çıkan temsil olmuş kendi hâline uygun bu ata binerek en yüksek mekanet yüceliğine erdi; bilgi ile erilen… İDRİS Aleyhisselâm suretinde “Kuddüsî” hikmet, İlyas Aleyhisselâm suretinde “İynasî” hikmet tecellisi… İynasî hikmet, beşeri suretiyle insan ve ruhanî suretiyle meleklerle ünsiyetin müşterek vasıflarından… Nasut denilen İnsanla ilgili ve melekut denen –Allah’ın her mahlukun ona mahsus yanında tecelli eden– âlemleri arasında, Berzat’ta iki berzah ünsiyeti!) * İspanyolca, ARROYA-Çay. Dere. (Nehr: Dere. Çay. Genişlik, vüs’at… Nehr: Boğazlamak. Kesmek. Sadr, göğüs. Namazda sağ eli sol elin üzerine koymak… Kamer menzillerinden, “kesmek, boğazlamak”; 21 harfi, Allah’ın Aziz ismi ve madenler mertebesi ile ilgili… Tıb’: Nehir. Çay… Tıb’: Gölge… Tıbb: Hekimlik): 418= 1417: NECİB Fazıl Kısakürek… İspanyolca, RİACHUELO-Çay: 265: NİRİX-Kürtçe, “Nefs muhasebesi” demek… ASKALE-Serab. Kuru ot. Kurd. Ezel yönü. Vehim: 265: İSRAC-Yakma, yandırma. (Üstadım’dan bir mısra: Yaklaştıkça daha sıcak bölmeler!)… MUTAYERE-Uçurup gönderme. Uçurma: 265: KISRAK-At. * ÇAYA-Hakas Lûgatı’nda, “Kalça” demek: 16: HIRİDAD-Müşteri, talib. (Yay Burcu, unsuru Ateş, tabiatı Sıcak-Kuru, türü Birleşik, yıldızı “Müşteri”, vücutta tesir yeri Kalça ve Uyluklar, cinsiyeti Dişi, simya’da İcâd safhası… Balık Burcu, unsuru Su, tabiatı Soğuk ve Nemli, türü Birleşik, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, simya’da Yansıtma safhası)… Kıpçak Lûgatı’nda, ÇAYAN-Kırkayak. Akreb. Çok ayaklı. (Yengeç Burcu, unsuru Su, yıldızı Ay, vücutta tesir yeri “Göğüs-Karın-Bâtın”, simya’da Deberan safhası… Akreb Burcu, unsuru Su, yıldızı Merih, vücutta tesir yeri Tenasül organları, simya’da Ayırma-Istıfa, seçme safhası): 66: SU… ÇAYAN-Hakas Lûgatı’nda, “taş sanduka, lâhid” demek. (Sin. Mezar taşı. Şahide): 66: ÇAYAN-Hakas Lûgatı’nda, “Tabiat, yaratılış. Yaratan” demek. (Allah’ın hayat sıfatı suya işledi ve herşey çift olarak sudan yaratıldı. Su, yaratıcı değil, yaratılandır!) * CAY-Mekân yer: 14: GIYAB-Görünmemek. Göz önünde olmamak. Arka. Arkasından… İNS-İnsan: 111: MEKÂN. (Halk Âlemi, Berzâh âlemi’ne nisbetle mekân hükmündedir; Berzah âlemi de Allah’ın Zât Âlemine nisbetle!)… HAZAİR-Duvar ve çitle çevrili yer, mezarlık. Küna. Kuşatan: 1100= 101: AKAK-Çok sıcak olmak. (Nar-ı Beyza: Ateşin, müntehasında “bürüdete-soğukluğa” dönmesi… Bürüde: Kesik baş… Bürde: Hırka. Sıfat… Bürd: Bilmece… İngilizce, Bird: Kuş. Can)… MUSE-Arı. Nahl. “Arı Beyi, müz”: 111: SAHABÎ * İngilizce, CAY: Yassı ve kumluk kıyı adası. (Okunuşu kay, key)… Kıpçak Lûgatı’nda Kay-“Nereye?”: 111: Kay-Yağmurlu birlikte yağan dolu… Kıpçak Lûgatı’nda Kay-Kaymak. Ayağı kaymak: 111: Kay-Uygur Lûgatı’nda “Kaç?” demek… KAY: İstifra. Kusmak, çıkarmak… KAY’: Yağmurlu hava… KAY’: Kedi. Sinnevr. “Parlak insan. Uslûb sahibi”… KAYY-Fakirlik. “Yokluk, nur”… KEY: Şah. İyi. Giyinmek… İngilizce, CAYENNE-Çok acı birkaç çeşit toz kırmızı biber. Hint biberi. Arnavut biberi. (Rüyâda gelen mânâ: Adıyaman Şeyhi, Muhammed Raşid Hazretleri, Adıyaman İstanbul arasında Mehdî için acı biber gergefi dokuduğu söylüyor. Mehdî için; ve Mehdî’nin kim olduğu sorulunca beni gösteriyor!): 130: DA’VA Cetveli’nde Ye harfi’nin sayı değeri ve Allah’ın “Yasin” ismine işaret ediyor… KİYAN-Yıldız. Tabiat. (Cayanne’nin okunuşu, Keyen, kayan). * YEVMİYE: Mart 1983… Fas veya Cezayir’den gelen gençle birlikte iki-üç kişi…. “Sultan Abdülhamid’in piyano çaldığı gibi bir iddia var, siz ne dersiniz?” suâline Üstadım’ın verdiği cevabtan sonra, devamı soru ve cevab: “Yâni, dinî yönden müzik hoş karşılanmıyor diyerek…”; sorunun kasdı tercüme ediliyor… “Dinî yönden… Bu da yanlış bir telâkki… Şunu aynen yazın: MÜZİK, İlâhî tefekküre yaklaştığı kadar mübaha yaklaşır. Fitneliğe ve kötülüğe iltifat ettiği kadar da harama yaklaşır… Yoksa asla yasak değildir! Bu bir fıkhî mesele midir? O zaman Mevlevîler’i tekfir etmek lâzım gelir… Yâni nefsanî olduğu mertebede yanlıştır… Abdülhamid ise, en büyük diyanetperver Padişâh olduğuna göre, böyle bir şeyi irtikab etmez! Sorularınız tamam mı?” * MUZÎK-Sıkan, sıkıştıran. (Muzi’: Meydana çıkaran, açığa vuran… Muzi’: Gayb eden… Muzi’: Aydınlatan, ışık veren… Müz: Derin düşünce. Sanat iradesi suretleri… Uygur Lûgatı’nda, Muz: Buz. “Meser, buz, soğuk. Meserret, sevinç, nefâd”… Kıpçak, Muza: Yusyuvarlak. “Kusursuz”… Kıpçak Lûgatı’nda, Müz: Boynuz. “İçinden yel geçen. Helezon”… Kıpçak Lûgatı’nda, Müz: Ucret. Karşılık… Yevmiye: Yevm gün ve yevmiye günlük ücret… Arabça’da “havadis”in gün kasdıyla birlikte bir terkib hâlinde kullanılışını hatırla… Karşılık: Halife. Havuz… Te harfi: Allah’ın “Kâabid-Kısıcı, sıkıcı” ismine, Esir mertebesine ve Kamer menzillerinden Kalb’e işaret eder… Müze: Uygur Lûgatı’nda “çizme, ayakkabı” demek… Kafş: Yemekten lezzet alma. Gust. Ekl. Cemetmek, toplamak. Pabuç… Kafs: Sevinç, nefâd. Hayvanın ayaklarını bağlamak. “Yol, yolcunun aynı. Yol din. Hollanda Lûgatı’nda yol ve yok aynı yazılışta iki kelime”… Ayakkabı, ayağa sıfat olan… Balık Burcu, unsuru Su, yıldızı Müşteri, vücutta tesir yeri Ayaklar, simya’da Yansıtma safhası… Ayak; yerden alan müşteri, amel. Eğer dinlerine sadık olsaydılar, Allah’ın geçmiş ümmetleri de ayaklarından rızıklandıracağını hatırlayınız… Ayak, amel; ve ayak altı topyekûn Kâinat. Kürsî mertebesinin Arş altı bir semâ tabakası oluşunu hatırlayınız; Arş’ın kaidesi gibi… Ve insanın fiilinin, dininin aynı olarak kuruculuğunu!): 950: MARTİR-İspanyolca, “Şehîd” demek. (Ahenk: Düzgün tarz ve gidiş. Muvazen ve denge sırrı ile birlik bu mânânın beden ve mânâ cihetini “Muzîk” bahsinde gördük… “Allah güzeldir, güzeli sever!” ölçüsü malûm; Allah’ın Bedi’ ismi, hem yaratıcı, hem güzel anlamındadır. Güzel yaratan da… Süryanice’de Bedi’, İbda’ demek; benzersiz yaratıcı… Değerler, ruha nisbet işidir; “güzel” değer ölçüsüne tâbi’ Musiki de, güzel sanat eseri olmasını, ahenk hakikatinin “doğru ve iyi” birlikteliğinde bir birlikle alâkada buluyor… Ahengin musikide ses kompozisyonu tertibi ifâdesi yanında mücerret anlamı, onun insan kanına kadar sari mahiyetini gösteriyor… Uygur Lûgatı’nda, Ahen: Ahenk. Melodi… Ahen: Demir. Sert. Hadiyd. Anlayış. Zincir, silsile. Kılıç. Kalem… “Kalem, kılıç, insan, varlık, nur, gayb”… Hemze, Allah’ın Bedi’ ismi, İlk Kalem mertebesi ve Kamer menzillerinden “Seretan” ile ilgili… Zı harfi, Allah’ın Azîz ismi, madenler mertebesi ve Kamer menzillerinden “Sa’du’z Zabih-Kurbanlık, boğazlanan, boğazlayan” ile ilgili… Musikî izinde olsun, ahenk hakikatinin şu tevafukuna dikkat: “Ahenk: 76: Sehabe-Tek bulut”… En keskin müşahhasla en keskin mücerred arasında görünen mânâ, bilinen ve aranan arasında böyle!)… İspanyolca bir kelime, MARTİRİO-Acı, ıstırab, arzu. Şehidlik, şehâdet: 967= 1966: TA’YİD. “Bayram etmek” + YOLUMUZ, Hâlimiz, Çaremiz. (Üstadım’ın 1966’da Eskişehir’de dinlediğim ilk konferansı)… TAHT-“Abdülhakîm Koltuğu” + SEYYİD Abdülhakîm Arvasî: 1966: NECİB Fazıl Kısakürek + Mehdî Salih İzzet Mirzabeyoğlu. ÜÇ ADIM LEHVA: 21 Mayıs 1986… 12 rakamı, herhâlde 13 yerine… “Tas” kelimesi “taş” çıkmış… Spor toto’da basketbol bahsi ve sayısı… Adile Teyzem, Esad Said, babam, annem… Babam, anneme güler yüzlü ve lâtife kılıklı, “ben sana demiştim, acele ettim!” diyor… Yerde büyük harflerle dikine duran tuğlalardan yapılmışı andırır klüp adının yanına, bu TAŞ’ı ekliyor… BEŞİK-TAŞ mı? * ONİKİ: 96: MAZMAZ-Allah Sevgilisi’nin Tevrat ve Suhuf-u İbrahim’deki ismi… AMİNE-Allah Sevgilisi’nin annesinin ismi. “Emin, emin olunan”: 96: ALTUN-Sabir… ENDAM-Beden. Vücud. Vücudun tenasübü, muvazeneli oluşu. Letafet. İntizam ve üslûb: 96: MİHAN-Büyükler, ulular… VEK’-Akreb sokması: 96: VEKA’-Ayak parmaklarından baş parmağın –ibham, mübhem–, şehadet parmağı üstüne gelmesi… NE’ME-Nağme, ses. Ahenk: 96: KEVLEM-Fülfül denilen –acı– karabiber cinsi… ONİKİ: ON-İKİ… Kıpçak Lûgatı’nda, ON-Sağ taraf: 56: ON-Mustakim, doğru… Kıpçak Lûgatı’nda, ON-İyi, selâmet: 56: ON-Sararıp, solmak. “Deberan. Bozat. Yeni şekil ve renk almak üzere anlamında, Kamer menzillerinden Heba mertebesi ile ilgili “Deberan” menzili hatırlanmalı!”… İKİ: 41: İKİ-Kıpçak Lûgatı’nda, “Bozat” ve “Dübb-ül Asgar”ın iki yıldızıdır ve çölde yön bulunur. (Yengeç-Seretan Burcu, unsu su, yıldızı AY, vücutta tesir yeri “Göğüs, karın, batn, kemer” bölgesi, simya’da “Deberan-Bozat” safhası… Seretan, Kamer menzillerinden, İlk Kalem mertebesi ve Allah’ın “Bedi’-Yaratıcı” ismi ve Hemze ile ilgilidir… İkizler Burcu, unsuru Hava, yıldızı Utarid, vücutta tesir yeri Akciğer ve Kollar, simya’da Sabitleme safhası!)… İngilizce, TWO-İki: 31: PİÇA-A-PİÇ-Yengeç. Çok ayaklı. Nesebi olmayan. Bulut… Gull-Kelebçe. Bağ. Tutan. (Kelb: Köpek. Kelbeteyn: Kerpeten. İki köpek. İki iz süren. Üst ve alt çene. Tutan. Kıskaç… Kerpeten: Kerbe-Ten… Kerb: Yeri sürüp aktarmak. Yakın olmak. Gam, keder, endişe. Bakara, toprak aktaran, öküz… Ten-İngilizce, on: 451: Salih Mirzabeyoğlu… Öküz: 119… 119+451: 570: Sistem… Üstadım’ın “Çile” isimli şiirinden: “Ben miyim arzı taşıyan öküz?: 2472: İsticabe-Duanın Allah tarafından kabul edilmesi… Keleb: İplik yumağı, iplik… Üstadım’ın “Çile” şiirinden: Diz çök ey zorlu nefs, önümde diz çök! / Heybem hayat dolu, deste ve yumak. / Sen, bütün dalların birleştiği kök; / Biricik meselem, Sonsuza varmak…)… UHUD-Dağ ismi: 13: DÜVAB-İşi birbirine ulaştırmak. * TAS-Kab. Eksik. Gayb. Sene. Kel. Kul. Hizmet eden. Dış taraf, zâhir. Tase, kaygı. Taş: 70: ARZ-Takdîm. Bir büyüğe bir şeyi hürmetle vermek. Bir kimseye bir şeyi izhâr etmek. (Kâinat, insana sunulandır… Topyekün kâînat Lûgat’ta toplu… Takdim ediliş yazım KKM, bende Lûgat şifresi: Dil, gönül, kâinat nizâmı!)… TAŞ-Sır. Gizli, kuytu. Fal, talih. Taşmak. (Tag: Taşkın. Köprü. Köpek. İz süren. İcâd… Kelb-Köpek. İplik yumağı. Zelil. Su’, gölge: 53: “Dünya Çapında Bir Hâdise”… Kaptan Kusto Müslüman, takdimimin alt başlığı, hâdisenin gün ile birlikte anılıyor oluşuna nisbetle, şöyle bir mânâdır da: “Dünya Çapında Bir Yevmiye!”… Bütün Yevmiyelerimin baş köşesinde!): 701: TAŞŞ-Yağmur çisintisi. Rahmet çisintisi, Kâinat… DÜNYA Çapında Bir Hadise: 1053= 54: ÜÇ ADIM… AHMED-Allah Sevgilisi’nin “en çok hamdeden” mânâsında bir ismi. (Her şeyden önce yaratılan Muhammedî Nur’un mahiyetini, Allah Adem Aleyhisselâma bildirdi: “Bu nur, ismi gökte Ahmed, yerde Muhammed olan ve zürriyetinden bir Peygamber’in nurudur. O olmasaydı, seni de, yer ve göktekileri de yaratmazdım!”… Sultan 3. Murat: “Ehad’tan oldı zâhir çünki Ahmed /Çü geldi âleme dindi Muhammed”… Allah’ın kendi Nur’undan yarattığı Nur-u Muhammed, O’nun Nuru ile doğrudan ilgide, Ehad’tan: BİR’den, şiddetli Bir’den, Mutlak Tevhidi mümkün olmayan BİR’den. Yaratılışlarından sonra, Allah Sevgilisi’nin Nübüvveti’nden önce meleklerin Ahmed ismiyle tanıdıkları… Veda Haccı’nda, “Zaman devrini tamamlaya tamamlaya gaye-var oluş gayesine, noktasına erdi!” buyurduğu üzere, baş son ve son baştır da, O’nun gelişiyle Ahmed’in nuru tecellisinin sıkıntısı –taşan–, Muhammed ismi ile dindi; topyekün Kâinat O’nun içindi meselesi… “Dindi” lâfzını, “Ehad’tan Ahmed, din Muhammed” şeklinde de tâbir edebiliriz… Din, Allah’a eriş yolu olarak, bütün tarifleriyle O’nda tamamlığı gözüken… İslâm: Teslim olunan… Teslim olunan; inanmayanın da Allah’ın kulu ve ister istemez Allah Sevgilisi için yaratılan insanlık kadrosu ferdi olması bakımından onun içine girdiği, onun künhünü de gösteren… Bu yüzdendir ki, ümmeti için “İslâm” ve “İmân” bir iken, inanmayanlar için bir değil… Bu husus, âyet ve hâdîslerle de sabit… Dikkat: Kasıd, “Muhammedî Din” değil; Allah’ın vahyettiğidir din… Adem Aleyhisselâm’dan Allah Sevgilisi’nin Nübüvveti’ne kadar, bütün Peygamberler’e gelen dinler, ismi ne olursa olsun, İslâm’dır; her Peygamber’in getirdiği de, kendi ümmetinin dışında, inanmayanları da Allah’ın kulu ve Peygamber’in kadrosu içinde gösteren… Allah Sevgilisi’nin getirdiği, hepsinin hakikati içinde, son ve kâmil din; İsmi de İslâm… Ayetle de bildirilen husus, “Biz İslâm olduk!” diye O’na “mihnet” borcu gibi söylenen bir kavim hakkında; ve Hadîs’te, Allah Sevgilisi’nin “Siz İslâm oldunuz, ama İmân’da değilsiniz!” buyurması… Bu ayırım, “teslim olma”nın mevzuları boyunca, hikemiyattan siyasete ve Devlet şekline göre temel kavramları ihtiva ediyor… Meselâ Osmanlı’da, çeşitli dinler yahud dinsizlerden mürekkeb bir yapıya bakıp, “Osmanlı lâik bir devletti!” denemez. Kimin nasıl, hangi şartlarda tâbi’ olduğuna dikkat; bu, kendi Allah ve Sevgilisi’ne imân etmiş İslâm ümmeti merkezi etrafında bir oluşumdur!): 1054: NECİB-Asil. Soylu. Allah Sevgilisi’nin bir atının ismi * TAŞŞ-Yağmur çisintisi. Rahmet. Kâinat. (Karaçay-Malkar Lûgatı’nda, Taş-kab: Üzülmek. Kederlenmek. Çok kaygılanmak. “Taş Beşîk”… Karaçay-Malkar Lûgatı’nda, Taş-ay: Gözden kaybolmak. Yok olmak. “Ay taşkını”… Kulaa-Büyük taş. Suyu emerek kopan balçık. Ağız ağrısı. “Diş ağrısı”: 306: İdam-ı Nefs… Şev-Gece. Leyl: 306: Müsevver-İhâta olunmuş. Kolun bilezik takılan yeri): 701: RATK-Ulaşmak, yetişmek. Ratık, bitişik etmek… ALBATR-Ak taş, ak mermer. (Albatros: Uzun kanatları olup çok yükseklerde uçan bir deniz kuşu. “Anka kuşu”… Albatros: Albatr-Us… Us: Büyük kadeh. Beden. Akıl… Kıpçak Lûgatı’nda, Ağ: Ak. Beyaz… Kıpçak Lûgatı’nda, Ağ: İplik, tel gibi şeylerden örülen kafes… Ve, Ağ: Yükselmek, yukarı çıkmak… Yine, Ağ: Akmak. Taşmak. Tag… Rüyâ’da gelen mânâ, yıldızım Tag-ı Sagir hatırda… Abdülhakîm Koltuğu’nun mermer yan taşları: Bitki ve hayvan tortularından ve Yeryüzünün göbeğindeki Magma denilen ve yeryüzüne Lâv olarak çıkmış hâlinden oluşan üst tabakaya yakın “tortu taşı” denen cinsten olan mermer, işaret edilen kelimelerle birlikte düşünülsün!): 309: SERLEHVA-Yazıda başlık. (KKM)… HAŞ-Kalb: 309: HURUFİYE-Harfler. “Nefs, yazılı şeyler, sin”… ARVASÎ-Bir dağ ismi: 308: HARAK-Ateş, nâr… MAGMA-Maden, gaz, taş vesaire karışımı, hamur kıvamında yerkürenin göbeğindeki Ateş tabakası. (Yerkürenin, dıştan içe doğru soğuması ile oluşan kabuk tabakası ve Magmadan çıkan Lâvların meydana getirdiği kaya ve taşların bir kısmının ufalanmasından meydana gelen Toprak örtüsü; herşeyin kendisinden yaratıldığı Hebaî Su’dan olma Esir maddesi, Esir maddesinden meydana gelen onun temsilcisi Ateş unsuru, Hebaî Su’nun temsilcisi Esir’den olma su, yine Esir’den olma Toprak ve Hava. Esir’in sözkonusu 4 unsuru, birbirine dönüşüm içinde, Kâinat’ın bütün maddî varlıklarının çeşitli kıvamlarda bulunan… Böyle bakınca, Toprak oluşumunda, Mineral, mercan, mikroskobik canlılar, suda ve karadaki bitkiler ile hayvanlar da, taşlaşarak, dağılarak onun keyfiyetinde olabilen. Dağların, kayaların, taşların, toprakların oluşum çeşitleri, –çeşitleri!–, bunun içinde; tasniflerde, toprak oluşumundan bahsedilirken bitki, taş ve kayalardan bahsedilirken topraktan olmuş olanları gibi, “hangisi önce?” benzeri sorulara cevap böyle… ADÎM Eski Mısır’da, Tufan sonrası babası Budaşir’in ruhuna danışarak yeraltı mağarasından memleketi idare eden ve derin bir mağarada deniz suyunu arıtarak tatlı su elde eden bir mit kahramanı… Budaşir: Buda-Şir… Buda: Varlık… Şir: Aslan. Süt… Aşir: On… Aslan Burcu, unsuru Ateş, yıldızı Güneş, vücutta tesir yeri Kalb ve Sırt, simya’da Sindirme safhası… ADÎM: Yok olan… Adm: Gazab eden… Adm: Deve kuyruğu. Öküz kuyruğu. “Su sığırı, manda kuyruğu”… Kuyruk, taşandır… İngilizce, Ox-Öküz: 11: On pîr… Yunanca, Oxigen-Oksijen. Meşhur olarak hava ve suda bulunan gaz: 72: Oxi-Gen… Hadîd: Demir, çelik. Sert, kuvvetli olan. Çabuk kavrayışlı. Öfkeli. Hudut komşusu… Hadîd: Dağ eteği. İçinde yağmur suyu biriken çukur yer. Vakt. Yeryüzü… Dehudüdü-Oniki: 35: Dall-Delil olan. Yol gösteren. Gözeten… Cebl-İbda. İhtira: 35: Cebel-Dağ, yüksek tepe. Bir kavmin, ilim ve fazilette büyüğü… Beşiktaş: 1034= 35: Cülb-Su olmayan bulut. “Bulutlar gibi geçen dağlar”… Boğa Burcu, unsuru Toprak, yıldızı Zühre, vücutta tesir yeri Ense ve Boğaz, simya’da Sabitleme safhası): 1082: İMAN-(Hadîs: “Gün gelecek, imân elde ateş tutmak gibi olacak!”… Varlık cihetinden başka, ateş’in imân ile âlâkalandırılması, ruhî-bilgi meselesi… Te harfi, Allah’ın “Kâabid-Kısıcı, sıkıcı” ismi, Esir mertebesi ve Kamer menzillerinden “Kalb” ile ilgili… Asgaran: Kalb ile dil… “Aklı olanın dini de olur!”; mümin veya inançsız, fiili “dininin-yolunun” aynı, hepsi Allah’ın isimlerinin tasarrufunda olarak, bu mânâda “Allah indinde din İslâm’dır!”… Din ile imân arasındaki fark, Allah Sevgilisi’nin ümmeti için aynı şey olması gerektiğinden, mesele yok; inançsıza gelince, onun imânı örtülü kalmış olarak, hakikati İslâm’da, ama bu onu kurtarmaz… İslâm, aklı olanın dini de olur hakikatin aslı; imân ise kalb işi… Bahsi geçen Hadîs’te, İmân’da olmanın çetinliği yanında, içinde bulunduğumuz devre âit bir mânâyı da sezebiliyoruz… Te-Ebcedi: 400: Taht-Arş. Kaide. Kürsi… Taht’ın “Altta” mânâsı, Arş’a bağlı bir sema tabakası olan Kürsî’yi, Allah Sevgilisi’nin Hadîsleri’nin mücadelesi’nin yapılacağı bir devir olarak gösteriyor ki, bu husus da, “Ben Kur’ân’ın mücadelesini yaptım, benden sonra Hadîslerim’in kavgası yapılacak!” diye O’nun tarafından buyurulanla tamı tamına uyuşuyor… Kısaca: Abdülhakîm Koltuğu çerçevesinde anlatılanlara hep dikkat!)… TAB’AN-Yaradılıştan, doğuştan: 82: DÜZİNE-Oniki parçadan ibaret takım. (Vücuttaki tesir yerleri ve Simya safhaları bakımından 12 Burcu hatırla!)… BENGİ-Esrarkeş. Esrara mübtelâ. “Sır tiryakisi”: 82: KİMYA-Var olan bütün maddelerin elemanlarını araştıran, onların yapısını, bir araya geliş biçimlerini, değişik şartlarda ortaya çıkan tepkilerini, yeni terkibler elde etmeyi sağlayan ilim dalıdır. Gayesine nisbetle, her çeşit madde nitelemesine giren dalları, tabiî ki tıb, bu bakımdan insan bedenî ve ilâç yapımı mevzuu. Ruhun bedende tecellisi ile ikisinin karışımı olarak beliren nefsin bu iki kutbunun karşılıklı alışverişine mevzu olmak bakımından, irca ruh kutbuna, yaradılış sebebi Aşk da onula ilgili. Bundan sonra, “mecazî” mânâda Aşk kasdı ile de kullanılır bir tâbirdir. İmâm-ı Gazâlî Hazretleri’nin “Kimya’yı Saadet-Saadet Kimyası” isimli eseri misâl… ABİ-Suda yaşayan suda meydana gelen. Kurbanlık nefs payı. (Ze-Zi-Zu; Allah’ın Hayy ismi, Hava mertebesi ve Kamer menzillerinden “Zu-Sahib”… Zı harfi, Allah’ın Aziz ismi, Madenler mertebesi ve Kamer menzillerinden “Sa’du’z Zabih-Kurban olan, kurban kesen, boğazlayan, boğazlanan”a işaret eder!): 82: TIBA-Tabiat. Yaradılış. (Ayn harfi, Allah’ın Bâtın ismi, Tabiat mertebesi ve yıldızlarının dizilişi gerdanlığa benzediği için “Ikd-el Süreyya”da denilen Kamer menzillerinden Süreyya!) * YEVMİYE: Yapmacık zannedilmesinden korkuyorum ve ona pek bir şey söylemiyorum… Bana rahatlık verdiği gün ve kendisinden bahsetmemi iltifatla teşviki, her neyse, deyiverdim: “Efendim, öyle oluyor ki, bazen ayakta durabilmeme, –durulabilmesine!– bile hayret ediyorum!”… Heyecanla, “yeter!” dedi; bunlar benim bu güne kadar hiç kimseyle konuşamadığım şeyler! (Ondan sonra pek sek bu sözümü, “Salih’in bir sözü var!” diye kullandı!)… TAB’AN-Yaradılıştan, doğuştan: 82: İMÂN… TABAN-Işıklı, parlak. Parlayan Güneş. (Taban’dan, topraktan gıdalanma meselesi: Lâm, “parlamak, melâme, düşkünlük, zelillik, nurî, ezel, bir şeyin başka bir şeye benzeme noktaları” gelir ki, Şah-ı Nakşibend Hazretleri’nin “bize ne geldiyse zelillikten geldi!” ve “Allah’ın isimleri ve sıfatları tartışmasını bırakın, varlıktan size ne gelirse yokluğa salın; sonra hakikat size zaten zuhur eder!” ve melâmilik yolunun makamsızlık olması gözönünde tutulduğunda, tabanda “sır, ışık” gıdasının alınması hissedilir değil mi? Varlıktan ne gelirse yokluğa salmak; neticede eksikliğini duyduğun kadar alıcısındır. Her şeye sari bir mânâ: “Bir şeyin başka bir şeye benzeme noktalarını” fark etme… Melâmi tarikinde olmak, zelil bahsi çerçevesinde anlaşıldı mı, elbette onun hâline ermiş olanla, o yolda birine bağlı olduğunu söyleyen arasındaki duruma dikkat: “Ben melamiyim!” demekle, o yüksek hâlde olmak aynı şey değil… Bahsin imânla tevafuku, sadece imânın her şeyden doğabileceğini değil, aynı zamanda irfanla her şeye sarkılabileceğini de anlatıyor. Nitekim, zelillik kökünde birlik, güzellik ve çirkinlik formlarının ondan oluşu ile ilgili. Güzel veya çirkin, mevzuuna ve yerine göre, Şerait’e uygun veya aykırıdır; bu mânâya da dikkat… İspanyol ressam Dally’nin sözü Ben güzelin ressamıyım, Picasso ise çirkinin!): 454: MÜTEVECCİH-Teveccüh etme, yönelme. Bir yere doğru yola çıkan. Birine karşı iyi düşünce ve sevgisi olmak. İhsan ve iltifat üzerinde olmak. Pîr-i fâni olmak… NETAİC-Neticeler: 455: FIRKA-İ NACİYE-Kurtuluş yolu… BÜYÜK DOĞU: 1060= 61: TABEN-Akıllılık. * TABAN, ayağın altı, ayakla birlikte akla gelen de yürümek; çeşitli mânâlar ifâde ediyor… BAKAR-Öküz. Dana. Sığır. (Bakr, “yarmak” demek olduğundan, öküz bir hayvan temsilcisi, hayvan da toprağı sürdüğü için “Bakar” denmiştir!): 302: KAPTAN Kusto Müslüman. “KKM”. (Noktalı harfler ebcedi)… DERVİŞ Muhammed-“Noktasız harflerle”: 302: MİRZABEYOĞLU…. ARVASİ: 308= 1307: BAKARA-Öküz. Sığır… Kıpçak Lûgatı’ndan, SIR-Sığır. Sıyır: 261: SIR-Şiddetli ateş ve soğuk su… SIR-Gizli tutulma: 261: SÜRA-Gece seyri. “Miraç”. (Hadîs: Müminin miracı secdededir!”… Topyekün Kâinat ve varlık sırrı, kalbte!)… İngilizce, EARTH-Toprak, kara, yeryüzü: 610: TA’LİK-Asmak. Geciktirmek. Mübhem bırakmak. Tefsir… TABANKEŞ-Yayan yürüyen. Piyade: 332: ISRAM-Derviş olmak. * ADEM: 45: ADIM-Yürümek. Meyl. Araştırmak… METRİS-BANDIRMA: 1045: LEDİG-AKREB ve Yılan gibi hayvanlar tarafından sokulmuş olan… Hollanda Lûgatı’nda, STAP-Adım. Teşebbüs: 463: STEP-İngilizce, “adım” demek… İngilizce, PACE-Adım. Yürüyüş: 11: ON-PÎR. (Mehdî’yi hamil 10 pîri hatırla)… Portekiz dilinden, PASSO-Adım: 129: LATİF-Allah’ın bir ismi, “Cinler-Gizliler” mertebesi ve “Mukaddem min-ed delâl; Öne alınmış delil, takdim”e işaret eden Be harfiyle ilgili… 2 PASSO-İki adım: 248: İKİ SALİH… MİRZA: 248: MUHAKKİK-Hakikati belli olmuş. Hakikati araştırıp bulan… 3 PASSO-Üç adım: 387: FARUK-Hak ile Bâtılı birbirinden ayıran. İslâm’da Devlet reisi remz şahsiyeti Hazret-i Ömer’in lâkabı… ÜÇ IŞIK ve ADIMLAR isimli eserlerim hatırlanmalı… ÜÇ Adım: 387: ÜÇ Salih… 3 PASSO: SALİH Mirza. * KUDSÎ Hadîste: “Bana nafile ibadetlerle yaklaşan kulumun işiten kulağı, gören gözü, eli ve ayağı olurum, o benimle işitir ve görür, tuttuğu şeyi benimle yakalar ve benimle yürür!”… Bedir Savaşında Allah Sevgilisi’nin attığı okun isabeti hakkında, Âyet’te, “Onu sen atmadın, Allah attı!” buyurulması… Hadîs’te: “Dünya öküzün boynuzunda duruyor!” denilmesi… Ay şeklinde boynuzlar ve boynuz, içinden “hava” geçen; nefes, hayat, hüviyet… Salih Aleyhisselâm’da tecelli eden Fütuhî hikmet; hiç beklenmedik zamanda tecelli eden, dağın yarılarak içinden deve ve yavrusu çıkması mucizesi… Üstadım’ın AKINCI GÜÇ fışkırışı üzerine IŞIK isimli ithafı: “Hiç beklemediğim bir zamanda, hiç beklemediğim bir mekândan bir ışık fışkırdı!”… Âyet meâli: “Allah bir şeyin olmasını dileyince, Ol der ve o şey de olur!”… Emir Allah’tan, oluş kendinden – kendinden zuhur… Lâm: Zelil… Elif: Hiçbir mertebesi olmayan Allah… Bir yönü Allah, öbürü yönü kul: Allah ile Kul, yaratıcının yaratışında ilgili… ÜSTADIM’ın ESSELÂM Şiirinden: “Lâmelif, elif lâm / Ben mecnun o Leylâm / Hasreti Kerbelâm /…….. incilâm / Ne bir harf ne kelâm / Esselâm Esselâm!”… Mecnun: Zelil… Muhyiddin-i Arabî Hazretleri: “Her şeyi bilen Elif ve Lâm kucaklaştı / İki sevgili gibi – Avam ise uyumakta / Yüce ayaklar birbirine dolaştı / Bana bir haber geldi iki harften / Şübhesiz kalb mânâyı kucakladığında / Onda var etme ve yok etme ortaya çıkar!” * Not, TABİAT: Allah’ın yaratması ile ilgili bu mertebe, dört unsurun belirişiyle ilgili olarak, “Sıcak-Kuru, Kuru-Soğuk, Sıcak-Nemli, Soğuk-Nemli” diye ayrılır… Levh-i Mahfuz ve Tabiat mertebelerinden sonra, HEBA mertebesi: Yaratılan hakikatlerin hakikatine en çok benzeyen, Heba’dır. Hebâ, Allah’ın âlemin suretlerini içine açtığı şeydir. Sonra nuru ona benzer yapmıştır; Nur, Hebâ içinde bir suret, ona en çok benzeyen de Hava, havaya en çok benzeyen Su, suya en çok benzeyen maden, madene en çok benzeyen de ahşab ve bağırsak gibi şeyler… LAMELİF’te, Lâm’ın Elifi’ni bilmek, Elif’in zâtlarını bilmek ve mertebelerin varlığını yüceltmek için… ELİF ve LÂM, bütün suretleri gerçek anlamda kabul eder, çünkü onların bütün hakikatleri kendilerinde topludur. Hangi şey kendini onlara empoze ederse, kendilerinde o şeyden bulunan hakikati izhar ederler; İBDA Diyalektiği’nde, “Başkasının nefsiyle ilgilenmekten rahat bulur!” diye belirtilen sır! (*) Ölüm Odası – B-7 – 202 İBDA Yayınları

SON SİYASİ GELİŞMELER IŞIĞINDA İSTİŞARE TOPLANTISI

ADIM Fikir-Kültür-Siyaset Platformu tarafından, Son siyasi gelişmeler ışığında istişare toplantısı 20.04.2014 Pazar günü Saat: 14.00’da ADIM Fikir-Kültür-Siyaset Platformu salonunda gerçekleşecektir. Tüm halkımız davetlidir. Adres: Hürriyet Mah. Dr. Cemil Bengü Cad. No: 48 / 3 Çağlayan İSTANBUL İrtibat Tel: 0212 234 27 10 – 0538 730 73 73

MİRZABEYOĞLU İSTİSMARINDA SON NOKTA!

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde kendi zincirlerini kırmak isteyen CHP ve MHP’nin ortak adayı olacağı iddialarının konuşulduğu bir dönemde, Salih Mirzabeyoğlu ve Haşim Kılıç’ın birlikte çekinmiş oldukları fotoğraflar basına servis edildi. Herkesin üzerinde mutabık olduğu birşey varsa o da, fotoğrafların basına servis edilmesinde ZAMANLAMANIN MANİDAR olduğu… Çeşitli çevrelerden farklı dozda ve yönde tepkiler gelmeye başladı, gözlemlediğimiz kaydıyla, AKP’li bir grup fotoğrafların kendi partileri tarafından servis edildiğinin farkında olmasına karşın, bunu ahlâki bulmuyor, aynı zamanda Haşim Kılıç’ın Erdoğan’ın köşke çıkmasında bir engel olabileceğine de ihtimal vermiyor. Bir diğer AKP’li grup, Salih Mirzabeyoğlu’nu terörist olarak görüyor, Haşim Kılıç’ı da Salih Mirzabeyoğlu’na olan geçmişteki yakınlığı sebebiyle şaibeli ve suç potansiyeli taşıyan birisi olarak lanse ediyor. Bu çerçevede Erdoğan’ın istediği kanunları veto edenlerin başında olan hukukun başındaki adam hem bulunduğu konumdan hem de muhtemel Cumhurbaşkanlığı adaylığından geçmişindeki bu illegal(!) görüntüsü sebebiyle azledilmesi gerektiğini düşünüyor.. Bir diğer AKP’li grup ise, Haşim Kılıç’ın Büyük Doğu/İbda ekolünden gelmesinin bir sakınca doğurmadığını, bunu hem bir skandalmış gibi sunanların yaptığı ahlâksızlığı, hem de Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük diye basbas bağırılırken samimiyetsizliklerini partidaşları olan bu çevrenin yüzünü vuruyor.. Mirzabeyoğlu’na karşı kin ve hased besleyen iktidar dışı çevrelerde de işler karışık, onlar arasında Mirzabeyoğlu konusunda geçmişte gösterdikleri kin ve nefretin yanlış olduğunu farkedip, özgür kalmasını isteyenler bugünlerde gitgide çoğalmakta, aynı grup Mirzabeyoğlu üzerinden geçmişte AKP’yi tek oyuyla kapanmaktan kurtaran Haşim Kılıç’ı vurmaya kalkmıştı. Yalnız aradan geçen yıllar içerisinde bu zümrenin bile Haşim Kılıç’ın Cumhurbaşkanlığı adaylığına sıcak bakması aslında Erdoğan ve ekibini tutuşturdu.. Yalnız Salih Mirzabeyoğlu ismi üzerinde bir grubun hâla kin ve nefreti devamlılığını koruyor. Bu grup gerek cemaati kendine öncelikli hedef olarak oturtması, gerek Erdoğan’la da yaptığı pazarlıktan istediğini alması hasebiyle, kısacası şu veya bu sebeplerle Erdoğan’a köşk yolunda da destek veriyor. Ve geçmişte bu zümre yayın organlarında Haşim Kılıç İBDA-C ilişkisi puntolarıyla ortalıkta yaygara koparırken biz ibdacılardan o dönemde, Haşim Kılıç ve Mirzabeyoğlu’nun birlikteliklerini belgeleyen fotoğraf başta olmak üzere her türlü dökümanı ısrarla rica etmişler fakat tarafımızdan bu istekleri defaatle reddedilmiştir. Çünkü İBDA’cıların meşrebinde ”İSPİYONCULUK YOKTUR!” Kim kendisi dışındaki iki taraf arasındaki kavgada, bir tarafı diğerine İSPİYONLUYORSA, BİLİNSİN Kİ, O İSPİYONCULUĞU YAPANLAR KESİNLİKLE ve KESİNLİKLE İBDACI DEĞİL, KERHANE DÜZENİNİN, OROSPU KARI TIYNETLİ MEMURLARIDIR!” Neden bu kadar sert konuştuğumuza gelince, cevabı Salih Mirzabeyoğlu’nun bir röportajındaki şu ifadelerinde saklı: ”-Benim, ”Uluslararası Af Örgütü Türkiye Masası Sorumlusu” Jonathan Sugden ile ”Kıvam Hukuk Bürosu”nda bir görüşmem oldu… Yanımda Hayrettin Soykan da var… Sadece ben değil, o adamlar ”İBDA-C Panik operasyonu” dolayısıyla işkence gören diğer arkadaşlarım da görüşmüştü… Aynen şunları söylemiştim: Benim mizacım kuru kuru şikayete ve yakınmaya müsait değil; herşeyin bir günü olur… Ama sade vatandaşların bile işkenceye uğradığı bir memlekette, anlatılanların yalan olmadığını belirtmek için konuşurum.” [1] Evet, gören görmüştür elbet, yine de açalım; Salih Mirzabeyoğlu sadece fikir adamı değil, kendisine işkence eden devleti, Batılılara şikayet etmeyecek kadar mertlik suyunu kaynağından içmiş bir Şahsiyettir! Ve O’nun bağlısı olduğunu iddia edenler de, bu tür durumlarda aynı mertliği göstermekle mükelleftirler. Bir de İktidar dışı çevrelerde ve sol camia içinde, Salih Mirzabeyoğlu’yla Haşim Kılıç’ın resimlerinin servis edilmesine, Mirzabeyoğlu’na duydukları saygı dolayısıyla şöyle bakanlar var: ”Haşim Kılıç vakti zamanında alâkam yok derken yalan söylemiş. Ve Salih Mirzabeyoğlu gibi bir değeri satmıştır.”Bu bakış açısı fotoğrafları servis edenlerin muradına mutabık bakış açısı değildir, ama tamamen murada aykırı bir yönü de yoktur. Vakaya dair diğer bir bakış açısı da, iktidar dışı çevrelerden muhalif İslâmcı gruplardır; buna göre;Haşim Kılıç’ın Cumhurreisliği adaylığında ve mevcut görevinin icrasında İBDA ve Salih Mirzabeyoğlu’yla bağlantılı olan geçmişinin hiçbir tehlike olmadığını öncelikle belirtmişlerdir. ”Hadisenin özünün MİRZABEYOĞLU’nun kendisi ve Haşim KILIÇ’ın zor durumda kalma sebebinin MİRZABEYOĞLU’nun muteber bir şahsiyet olmadığı varsayımı üzerinden yapılan algı operasyonu olduğunu” net bir şekilde ortaya koymuşlardır! Evet toplumun çeşitli tabakalarındaki yansımaları az çok şekillendirdikten sonra, gelelim fotoğrafları basına servis edenlere ve asıl amaçlarına: Fotoğraflar”furkanhaber.com”kaynaklıdır. Ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı’nın önündeki bir engel olarak görülen HAŞİM KILIÇ’ın aday olmasını daha aday olmadan KILIÇ’ı itibarsızlaştırarak engellemek bu münasebetle de Cumhurbaşkanlığı’nda Tayyip Erdoğan’ın önünü açmak maksadıyla kamuoyuna böyle bir servis yapılmıştır. Evvelâ burada, fotoğrafların kaynağı olan ”www.furkanhaber.com” çevresinin yaptıkları haberin Salih Mirzabeyoğlu ve İBDA fikriyatının geleceğine dair bir adım değil, tamamen Tayyip Erdoğan ve iktidarının geleceği adına yapılmış olduğunun bilinmesi gerekmektedir. Hatta SALİH MİRZABEYOĞLU’na ÖZGÜRLÜK DAVASI kapsamında gelişmeleri takip eden Sayın Salih Mirzabeyoğlu, Avukatları’na geçen aylarda ”Kendisinin belirleyeceği bir tarihte, Anayasa Mahkemesine yeniden yargılanma için şahsi başvuru yapılacağını” bildirmiştir. Bu çerçevede, Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hesapları için, Anayasa Mahkemesi Başkanı HAŞİM KILIÇ’ın SALİH MİRZABEYOĞLU’yla olan bağlantısı üzerinden kamuoyu önünde zor durumda bırakılmaya çalışılmasıyla birlikte, HAŞİM KILIÇ o koltukta oturmaya devam etse bile, ANAYASA MAHKEMESİNE SAYIN MİRZABEYOĞLU’nun isteğiyle, kendi belirleyeceği tarihte yapılacak olan şahsi yeniden yargılama başvurusunun da olumlu neticelenme imkânı kapanmıştır. Bu noktada ”İBDA’cı olduğunu iddia eden” ”furkanhaber.com” çevresinin SALİH MİRZABEYOĞLU’nun ismini günlük politik hesaplarına alet etmeleri İBDAcılıkla değil, Erdoğan’ın işine geldiği için, ancak AKP’lilikle bağdaştırılabilir. Bununla birlikte İBDA Hareketinin Lideri olan Sayın MİRZABEYOĞLU’nun özgürlüğü yolundaki hukuki imkân kapılarının da kapanmasına sebep olmaları hasebiyle de Sayın MİRZABEYOĞLU zındanda bile, arkasından hançerlenmeye çalışılmış, özgür kalmasının yolu, ERDOĞAN’ın siyasi geleceği uğruna adı geçen çevre tarafından tıkanmıştır. Şunu da belirtmek istiyoruz ki, HAŞİM KILIÇ Salih Mirzabeyoğlu’nun özgürlüğü için bulunduğu konumda çalışmalar yapmıştır. Yani Salih Mirzabeyoğlu’na HAŞİM KILIÇ’ın herhangi bir ihaneti yoktur. Bir kimse ben İBDACI değilim diyorsa da, hiçkimse ona sen İBDACIsın diyemez. Haşim Kılıç da İBDACI değilim dediği andan itibaren İBDACI değildir. Ve kimse İBDACI olmak zorunda da değildir. Zorla güzellik olmaz. Haşim Kılıç’ın İBDACI değilim demesi de veya davasından dönmesi de O’nu hain yapmaz. Kişilerin davalarına zarar vermeden fikir değiştirmeleri ayrı birşey, bulundukları davaya affedilemez zararlar vererek oradan ayrılmaları ayrı birşeydir. Bu ince çizgiyi belirtmek zorundayız. Toparlayacak olursak:HAŞİM KILIÇ İBDACI değildir, yalnız SALİH MİRZABEYOĞLU’nun arkadaşıdır. SALİH MİRZABEYOĞLU’nun bütün arkadaşları da İBDACI değildir. O’nun arkadaşı olmak suç hiç değildir. Ve gurur duyulacak birşeydir. HAŞİM KILIÇ ”furkanhaber”,”timeturk”, Şamil Tayyar” gibilerin iddia ettiği gibi MİRZABEYOĞLU’na ihanet etmemiştir. Lâkin, yukarıda alıntı yaptığımız yeri tekrar hatırlatıyoruz:”Benim mizacım kuru kuru şikayete ve yakınmaya müsait değil;herşeyin bir günü olur… Ama sade vatandaşların bile işkenceye uğradığı bir memlekette, anlatılanların yalan olmadığını belirtmek için konuşurum.”[2] Sayın Mirzabeyoğlu ve O’nun ortaya koyduğu İBDA fikriyatının bağlısı olduğunu iddia eden hiçkimse, İSPİYONCULUK yapmaz. Hele hele, Lideri olarak kabul ettiği kimsenin faydasına değil, zararına neticelenecek böylesi bir İSPİYONCULUĞA Tayyip Erdoğan’ın siyasi ikbali için yeltenmez. Hele hele Lideri olarak Mirzabeyoğlu’nu gördüğünü O’nun ortaya koyduğu İBDA dünya görüşünü benimsediğini söyleyenlerin Salih Mirzabeyoğlu’nun geçmişini sırf Tayyip Erdoğan’a katkı sağlasın diye, günlük politik hesaplara alet etmez, bir İBDACI ERDOĞAN’ın değil, MİRZABEYOĞLU’na katkı sağlayacak işlerin içerisindedir. Ve gerçek bir İBDACI MİRZABEYOĞLU’nun hayatını, ismini, şahsiyetini, neidüğü belirsiz kamuoyu pazarına bedava mal bulmuş gibi sunmaz, sunamaz! Gerçek bir İBDACI ERDOĞAN’ı MİRZABEYOĞLU’nun muradına uygun bir şekilde, kendi politikalarına alet eder, ama MİRZABEYOĞLU’nu canından aziz bilir! O’nu özgürlüğünün önünü kapatma pahasına istismar etmez! O’nun özgürlüğünün hukuki olarak ANAYASA MAHKEMESİNE ŞAHSİ YENİDEN YARGILAMA BAŞVURUSUYLA olabileceğini bilir ve ANAYASA MAHKEMESİ BAŞKANI’nı kendi marifetiyle AKP’nin dümen suyuna ters düştüğü için kendi LİDERİ üzerinden itibarsızlaştırıp, sonra da, ÖZGÜRLÜK SÜRECİNİN ÖNÜ TIKANDIĞINDA, yine MİRZABEYOĞLU’nun ”Benim özgürlüğüm önemli değil, aslolan ümmetin özgürlüğüdür!” sözünü kullanıp, Aslolan Salih Mirzabeyoğlu’nun özgürlüğü değil, Tayyip ERDOĞAN’ın cumhurbaşkanlığıdır demeye getirmez. Mirzabeyoğlu’nun kendi sözlerini, Mirzabeyoğlu’nun canına okumak için kullanmaz. O’nun çilesi üzerinden her adımda, davasına ihanet etmez! Her sözünde, her hamlesinde Mirzabeyoğlu’nu bir de kendisi dost görünüp arkasından hançerlemez! İBDACILIK bu değildir! O fotoğrafları ERDOĞAN’ın CUMHURBAŞKANLIĞI için piyasaya sürenler! İBDACI DEĞİL, sadece İBDACI’yım diyen, İBDA’dan öğrendiklerini, MİRZABEYOĞLU’nun aleyhinde, ERDOĞAN lehinde kullanan, İBDA’nın meşrebine aykırı siyaset güden ve SON DEVRİN EN BÜYÜK DİN MAZLUMUNU’N pir-u pak ismini,çilesini, şahsiyetini, geçmişini kendi politik İSPİYONLARINA çeşni edecek kadar gözüdönmüş; KESİNLİKLE ve KESİNLİKLE İBDACI DEĞİL, ANCAK ve ANCAK KERHANE DÜZENİNİN, OROSPU KARI TIYNETLİ MEMURLARIDIR!” Kaynakça:[1 ve 2: Salih Mirzabeyoğlu – Adımlar, İBDA Yayınları, 1997 shf:108]

TV5’DEYİZ

Gündeme dair meseleler hakkında görüşlerini bildirmek için, ADIM Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Sayın Ali Osman Zor, yarın saat 15:00’da TV5’de Kadir Murat Öztürk’ün sunduğu Günden Yansıyanlar adlı programa canlı yayın konuğu olarak çıkacaktır. 

BAŞYÜCELİK DEVLETİ BAYRAK NİZAMNÂMESİ VESİLESİYLE

Şehidimiz Nuray Zor hanımefendiye ithâfen, açılışını gerçekleştirdiğimiz Resim Sergisi’nde, en çok dikkat çeken çalışma, şüphesiz “Başyücelik Bayrak Nizamnâmesi”ydi. Bu çalışmanın ortaya çıkışında birkaç temel motivasyon söz konusudur, diyebiliriz. Bunlardan birincisi, şüphesiz, içinde yaşadığımız “ihtilâl durumu” şartlarıdır… Yepyeni bir Devlet ve Sistem projesi olarak Başyücelik Devlet ideali, Mimarı Kumandan Mütefekkir Salih Mirzabeyoğlu’nun eserleri boyunca ortaya koyduğu “tam ve mükemmel bir bütünlük” arzeden BD-İBDA Dünya Görüşü’nden yola çıkarak, “nisbetleri tam ve mükemmel olan” Başyücelik Devlet Bayrağı olarak ortaya konmalıydı. Devlet-i Ebed Müddet geleneğimiz bunu gerektirir. Bu aynı zamanda, BD-İBDA’yı, yığınlara ve çileli kafalara, sisteme tek alternatif olarak vazederken, onun her şeyiyle eksiksiz ve hazır bir sistem olduğunu “bayrak” tasavvuru ve motifi ile de ifâde etmenin gereğidir. Zira “Bayrak” demek, “Devlet” demek… Başyücelik Devlet Bayrağı tabiî ki bizzat Kumandan Salih Mirzabeyoğlu tarafından ortaya konulmuştu. Fakat, onun 1995 yılında yayınlanan “Başyücelik Devleti” isimli eserine özenle kapak yaptığı “Başyücelik Devleti” Bayrağı, gerekli özen gösterilmeden kullanılıyordu… Bu da bu çalışmayı yapışımızın ikinci gerekçesi; Nerede İBDA ve “Başyücelik Bayrağı” söz konusu edilse, “şöyle mavi bir zemine üç hilal, bir de yıldız kondurduk mu tamamdır!” gibi bir mantıkla özensiz ve nisbetsiz karalama hâlinde Bayrak çiziktiriliyor… Dergiler, internet siteleri vesair… Fakat, hiçbir biçimde şekilciliği kabul etmeyen İBDA, bize öyle geliyor ki, BAYRAK meselesinde, son derece ŞEKİLCİ olmayı ihtar ediyor… “Şekilciliği” özellikle kullandık… Daha doğru bir ifâdeyle, NİSBETLERİ TAM VE MÜKEMMEL OLAN ŞEY… Bir DEVLET için BAYRAK böylece ortaya konmuş oldu… “Bayrak demek, Devlet demek”… Ve “Bayrak”, bir milletin en kıymetli sembolü. İslâm Tarihi’nde Bayrak-Sancak en büyük motivasyon kaynağı REMZ-SEMBOL olmuştur daima!.. Başta Arabçada “kartal” ve “karakuş” mânâsına gelen, “Ukab” adıyla bilinen Allah Resûlü’nün Bedr’de açtığı Sancak-ı Şerif… İnsanoğlu, nüfusu arttıkça yeryüzüne dağılmaya, birçok yerde bir “topluluk” ifade etmeye ve dolayısıyla topluluklar hâlinde birbirinden ayrışmaya başlamıştır. Bu ayrışma, inanç, ekonomik, coğrafi veya aile/ırk gibi sebeplerin üzerine oturmuştur. Sebep ne olursa olsun, ortak bir gaye etrafında bir araya gelmiş olan topluluklarda, peygamberlerden devşirilen temel bilgiler çerçevesinde bir “anlayış” ve “dünya görüşü” oluşmuş ve bu topluluklar zamanla bu temel üzerinde yükselen bir “gelenek” altında yaşamışlardır. Sebeplerin, şartların, öğretilerin ve geleneklerin neticesinde birbirinden farklı toplumlar şekillenmiştir ve bu durum, toplumlar için köklerini ve hedeflerini, kısaca “kim oldukları”nı tarif etme ihtiyacını doğurmuştur. “Öteki”nin, neden öteki olduğunun izah ihtiyacı… Rum Suresi 22. Âyet’te meâlen: Ve O’nun âyetlerindendir, semâların ve yerin yaradılışı ile dillerinizin ve renklerinizin ihtilâfı. Muhakkak ki, bunda bilginler için elbette âyetler vardır… buyrulmuştur. Öyle anlaşılıyor ki bu ihtilaf, Allah’ın bir dileğidir ve kaçınılmazdır. Kendisini tarif etme ihtiyacı oluştuktan sonra sıra bunun usulüne, “nasıl?”ına gelmiştir. Bir yandan hikâyeler, efsaneler, şiirler, kitâbeler ile tarif etme gayreti sürerken, bir yandan da hayatın dinamizmi içinde bu tarif metotları, bizzat tarif edilecek kimliği zenginleştiren unsurlara dönüşürler. Bu türden bir zenginleşmeye ulaşan toplumlar için tarif, daha uzun cümlelere ihtiyaç duymaya başlar. Bu vaziyet de, bir “remz-sembol” gerekliliğini doğurmuştur. Sembol, bir kelime ve bir söz gibi ifâde şekilleriyle oluşturulabilse de genelde “şekil”leri kullanma yoluna gidilmiştir. Bu şekiller de, belirli renklerde bir hayvan, bitki veya gök cismi olarak, çevrede görülen “eşya”dan seçilmiştir. Bu seçilen “şey”e bütün bir mânâ yüklenir ve sembolleşir. Belli bir zaman sonra o sembol görüldüğünde, o sembolü seçen topluluğun tarifi meydana çıkmıştır. Ayette geçen “dil”in serüveni de ihtimâl ki buna benzer. Zira, İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun ısrarla üzerinde durduğu vechile, nihâyetinde dil de bir semboldür. Seçilen sembol, günlük kullanıma genelde bir bez parçasının üzerine işlenmesiyle geçmiştir ve zamanla ebatı ve renk tonlarına kadar tam bir ölçüye, nizâma oturtularak, mutlak bir kıymete bürünmüştür ve “bayrak” ismiyle anılır. Bugün de bir milletin, varlık ve bağımsızlık sembolü ile tarih hatırlatıcısıdır. Milleti millet yapan tarihiyle beraber istikbâle ulaştırıcısıdır. Temsil ettiği mânâların üst üste eklenmesi sürekli olarak devam eder ve dolayısıyla sembolleştirdiği değerler hiç durmadan zenginleşir. O yüzden bayrak, bir milletin olduğu kadar, hayatın dinamizminin de sembolüdür. Bayrak, dinamizmini kaybeden bir millet için mânâsını kaybeder ve mânâsını kaybeden bir milletin, varlığını devam ettirebilmesi mümkün değildir. Düşen ve kalkan bayraklar üzerinden girişilecek bir tarih muhasebesi, bu fikrin delilidir. Bu çerçevede bakıldığında görünecektir ki, Başyücelik Devlet İdeali’nin Sembolü hâlinde Başyücelik Devlet Bayrağı, BD-İBDA’nın dil çarşafında ortaya koyduğu “yaşanmaya değer hayat”ın en canlı ifâdecisi; 500 yıldır maruz bırakıldığı içten ve dıştan saldırılar karşısında İslâm Milletinin ihyâ edicisidir. Başyücelik Devleti Bayrağı; üç Hilâl, ÜÇ IŞIK Sembolü. Es-Seyyid Abdulhakîm Arvasî Hazretlerinin, soyadı kanunuyla, tabiri caizse bir neseb ifâde eden ek olarak isminin sonuna seçtikleri “Üçışık”tan mülhem. Seyyid Abdulhakîm Arvasî Hazretleri, Ahmet Necip Fazıl Kısakürek Hazretleri ve İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu… Bu noktada, Kumandan Mirzabeyoğlu’nun Ölüm Odası B-7 adlı eserinin geçtiğimiz hafta tefrika edilen 197. bölümden şu kısmı iktibas etmek zaruridir:

TV5’İN FERASETİ

Dün, içimizdeki Tayyip dinine imân etmiş Fatih’te “yasadışı” faaliyetlerini sürdüren “sızma” ve “süzme”lerin Haşim Kılıç’ın İBDA Mimarı ile beraberliğini gösteren fotoğrafları medyaya servis etmesi Türkiye’nin gündemine oturmuştu. Medyada en ferasetli değerlendirme TV5’den geldi. ifadesi haricinde habere imzamızı atıyoruz. Bu ifadenin sehven yazıldığına inanıyoruz; çünkü, Akıncılar teşkilatının hem isim babasının, hem de kurucusunun Sayın Mirzabeyoğlu olduğunu TV5’deki kardeşlerimizin de bildiğine eminiz. Bu vesileyle bu “sızma” ve “süzme” Tayyip dinine mensup satılmışları adım adım takip ettiğimizi ve bizim bunlarla hiçbir benzeşen yanımızın olmadığını, dolayısıyla İBDA Hareketini takip eden çevrelerin bizi bunlarla karıştırmaması gerektiğini bir kez daha deklere ediyoruz. Haşim Kılıç üzerinden Mirzabeyoğlu’nu yok etme planı! Hükümete yakınlığı ile bilinen yandaş Time Türk adlı haber sitesi bugün akıllara ziyan bir habere yer verdi. Haşim Kılıç’a son günlerde beslenen kin yıllardır Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük diyenler tarafından kendi siyasi istikballerini korumak adına Mirzabeyoğlu ve yapısını kullandıkları üslupla illegal göstermeye başladılar… Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yaklaştığı ve adaylık sürecinin ülke gündeminde sık sık konuşulması ülke gündeminin en önemli konularından biri haline geldi. Başbakan Erdoğan’ın da Cumhurbaşkanlığı koltuğu için aday olacağı iddiaları beraberinde kamuoyu ve algı operasyonunun başlatılmasına neden oldu. Hükümete yakınlığı ile bilinen yazar ve medya kuruluşlarının adaylık için Erdoğan üzerinden kampanya yürütüp ‘tek adam’ gösterilmesi siyasi çevrelerce şimdiden tepkilerin hedefine oturdu. Cumhurbaşkanlığı adaylığı için Abdullah Gül ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın da ismi geçiyor. AYM’nin son günlerde verdiği kararlardan sonra Haşim Kılıç üzerinden sistemli bir karalama kampanyası başlatıldı. Time Türk adlı haber siteside “İşte Haşim Kılıç’ın saklanan sır fotoğrafı” başlıklı bir habere imza attı. Haber, Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın 28 Şubat sürecinde önce idam cezasıyla yargılanıp sonra ‘ağırlaştırılmış müebbet hapis’ cezasına çarptırılan, Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli İnfaz Kurumu’nda yatan İBDA-C Fikriyatı’nın Lideri Salih Mirzabeyoğlu’nun yönettiği Gölge dergisinin Ankara temsilciliğini Haşim Kılıç’ın yaptığı idi. Haberde herşey buraya kadar normal. Haberde geçen “Haşim Kılıç’ın o dönem entellektüel bir fikir dergisi olan Gölge Dergisi’ndeki çalışmasını neden inkar ettiği ve Mirzabeyoğlu ile olan yakınlığını neden sakladığı anlaşılamadı. Oysa Kılıç’ta o dönem İBDA Fikriyatına yakın durmuş ve bu yönde çalışma yapmıştı!” ifadeleri aslında İBDA-C’nin illegal bir yapı, Mirzabeyoğlu’nu ise bu yapının illegal bir lideri olarak ilişkilendirmekten öteye geçmiyordu. Böylece haberde kullanılan dille Haşim Kılıç’ın da yasa dışı işlere bulaştığını, İBDA-C ile bağlantısı var geçmişi temiz değil algısını oluşturmaktan başka bir mana ifade etmiyordu. AKP hakkında açılan kapatma davasının 1 oy farkla ‘kapatmama’ yönünde gerçekleşmesinde ise Haşim Kılıç’ın payı büyük oldu ve her zaman minnetle yad edildi. Ne oldu da bir anda Haşim Kılıç hedef tahtasına oturtulup Mirzabeyoğlu’nun mazlum oluşu hiçe sayılıp üzerinden Kılıç’ın geçmişi kurcalanmaya başlandı? Salih Mirzabeyoğlu ve Haşim Kılıç fotoğrafı üzerinden haber kurgulayanlar Akıncılar teşkilatında Başbakan Erdoğan’ın Mirzabeyoğlu’nun reisi olduklarını unuttular! Salih Mirzabeyoğlu’nu siyasi istikballeri uğruna adeta yem olarak kullanıp illegal biri olarak ilişkilendirip bu yönde haber kurgulayan, dil oluşturanlar büyük bir ahlâksızlığa imza atmış oldu. Balyoz, Ergenekoncu, ve KCK’lılar bir bir gibi serbest bırakılmışken türlü türlü işkencelerden geçmiş, tek kişilik hücreye hapsedilmiş Salih Mirzabeyoğlu üzerinden Haşim Kılıç’a deyim yerindeyse vurmak Salih Mirzabeyoğlu’na özgürlük diye nara atan muhafazakar demokratların ve şakşakçılarının samimiyetini gözler önüne sermiş oldu. Haşim Kılıç’a beslenen kin üzerinden Salih Mirzabeyoğlu’nun uçurumdan atmaya çalışan bu şakşakçılara, iki yüzlü yandaş medyaya gereken ders verilmelidir. EMRE GÜRBÜZ – TV5HABER.COM Haber Koodinatörü twitter.com/gurbuzemre

İletişim

ADIMLAR Fikir Kültür Siyaset Dergisi Sahibi ve Sorumlu Müdür: Aydın Alkan Adres: Gürsel Mahallesi, Çampark Sk. No: 16 Daire: 4 (Çağlayan Adliyesi Karşısı) Kağıthane / İSTANBUL Telefon-GSM: 0544 487 1999 Mail: adimplatformu@gmail.com

Sitene Ekle

Üye Ol Üye Girişi Sitene Ekle İletişim ADIMLAR Ali Osman ZOR Makaleler A.O.Z Ropörtajlar Adımlar Platformu İstişare Toplantıları Faaliyetlerimiz Editörden Gündemimiz HABER BÜYÜK ASYA TÜRKİYE Gündem Sosyal Patlama Çadır Tiyatrosu … Read More