BOP EŞ BAŞKANI’NDAN ABDÜLHAMİD ÇIKARTMA HOKKABAZLIĞI

BOP EŞ BAŞKANI’NDAN ABDÜLHAMİD ÇIKARTMA HOKKABAZLIĞI

Gustav Le Bon adlı Fransız sosyolog ve antropolog, “Kitleler Psikolojisi” isimli kitabı dikkat çekicidir. Le Bon eserinin “Kitlelerin Düşüncelerine Tesir Eden Faktörler” bölümünün ikinci kısmında yer alan “Vehimler, Hayaller” başlığı altında şöyle bir hüküm verir:

Kitleler hiçbir zaman gerçeğe susamamıştır. Hoşlarına gitmeyen mantıksızlıklar karşısında, gerçekdışı eğer kendilerini çekerse, ilahlaştırarak buna yönelmeyi daha üstün tutarlar. Onları hayâllere çekmesini bilenler onlara hâkim olurlar ve hülyalarını ortadan kaldıranlarda onların kurbanı olurlar.”

Milliyetçi-muhafazakâr çevrelerde 2. Abdülhamid Han’ın değeri malum; Cennet mekân – Ulu Hakan 2. Abdülhamid Han!.. Bu değerin bilinmesinde en büyük emek şüphesiz Necip Fazıl‘a aittir. Bu kısa girişten sonra asıl meseleye geçelim…

İktidar çevrelerinin, Erdoğan’ı adeta putlaştırıcı fikir ve beyanlarını biliyoruz: “Ona dokunmak ibadettir”, “doğduğu şehir mübarektir”, “bizim için adeta ikinci peygamberdir” ve saire. Bu sapıklıkların yanında belki biraz “masum” sayılan bir benzetmeyi ele almak istiyorum. Sıradan sempatizandan duysak belki gülüp geçeceğimiz hezeyanları, kendi sahasında temayüz etmiş kişilerden duyunca, Erdoğan’ı 2. Abdülhamid Han’a benzetme ucuzluğunu görünce, karşımızdaki kitle psikolojisinin vahametini daha iyi kavradık.

Mezkûr eserde geçen “Kitleyi oluşturan bireylerin zihnî düzeydeki üstünlüğü bu prensibi ortadan kaldırmaz. Bilgisiz ve bilgin, bir kere kitle içinde bulununca olayları objektif olarak gözlemlemek bakımından aynı yetenek düzeyine inerler” hükmünün doğruluğunu müşahede ederken, içimizdeki öfke yerini acıma hissine terk etti!

Belki de Abdülhamid Han’ı az buçuk Üstad’dan tanımasak, sistem içi ve sistem için gerekli sahte kutuplaşmalardan mütevellit manzaraya bakıp, bu hezeyanlara inanabilirdik.

2. Abdülhamid hakkında bilinen en meşhur hadise; Siyonist Lider Theodor Herzl‘ın Filistin’de küçük bir çiftlik karşılığı Osmanlı Devleti’nin Düyun-u Umumiye borçlarının tamamının silinmesi ve Sultan’ın şahsına yüklü miktarda rüşvet teklifini elinin tersiyle itmesidir…

Şimdi herkesçe bilinen bu apaçık olguya karşılık Siyonist – Haçlılarla ve onların tabiriyle “at pazarlığı“na tutuşup “Bağdat’a ilk bomba düşer düşmez 8.5 milyar dolar alınacak” şeklinde ifâde edilen Yüksek Kaldırım pazarlıklarında milyon kere daha alçakça bir pazarlık yapmakla, Abdülhamid Han’ın bu tavrı arasında nasıl bir benzerlik kurulabiliyor?!

Fiîlen ifâde edip etmemeleri pek önemli değil, hâl dilleriyle “Abdülhamid Han hiçbir şeyden haberi olmayan, reel-politikten anlamayan, ayakları yere basmayan uçuk idealistin tekiymiş! Sermayenin dini imanı olmaz! Yahudi sermayesi de olsa alıp başımın üstüne korum, hem toprakları satın aldıktan sonra yüklenip gidecek değiller ya?” dediklerini gönül rahatlığıyla ifâde edebiliriz…

Yine Ulu Hakan’ın 1890 yılında Fransız Akademisi üyelerinden Marki De Bonnier’in Efendimiz (S.A.V)için hakaretamiz ifâdeler kullandığı dramasını Fransa, ABD ve İngiltere’de oynanmasını engellemesine karşılık, CHARLE HEBDO‘cuların taziyesine Başbakanlık seviyesinde katılması nasıl izah edilir?!!

Yukarıda kabaca iki misâlle belirttiğimiz tezadı-münasebetsizliği idrak etmek için çok da zeki olmaya gerek yoktur. Asgari aklî ve mantıkî melekesini yitirmemiş her insanoğlunun anlayacağı zıtlığı insanlar idrak edemiyorsa “idraklerin iğdiş edilmesi”nin hangi raddede olduğuna dair fikir sahibi olabiliriz.

Bende uygulanan şekliyle bu operasyonun Amerikan istihbarat örgütleriyle alâkası nedir bilemem ve ucuz tarafından CIA’ya bağlayacak değilim; bununla beraber, davam ve mânâm da göz önünde tutulmak üzere söyleyebilirim ki, BENİ TÜKETMEK VEYA AMAÇLARI DOĞRULTUSUNDA KULLANMAK İSTEYENLERİN AMERİKAN MAHREÇLİ “YENİ DÜNYA DÜZENİ” MÜNADİLİĞİ İÇİNDE BULUNMALARI BU MEVZUDA DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN ÖNEMLİ BİR HUSUSTUR.” (Salih Mirzabeyoğlu, Ölüm Odası / b-Yedi -Giriş-, 1. Cilt, İBDA Yayınları)

TELEGRAM meselesinin felsefî arka plânı alakaları bir tarafa, kullanılan âlet-cihazlar olarak teknolojinin zirvesi olduğunu söyleyebiliriz. Telegramcıların ferdî plândaki esas hedefi Salih MİRZABEYOĞLU’dur. Ferd planındaki hedefe karşılık, aynı Telegramcıların temsilcisi oldukları gücün toplum plânında boş duracağını düşünmek abes olduğuna göre; toplum üzerinde KİTLE PSİKOLOJİSİ’ne yönelik manipülasyonlarına kayıtsız kalmak, işi savsaklamaktır.

Seçimler öncesi “İsrail düşmanlığı” üzerinden müslümanların iradesini gasbedenlerin, seçimlerden sonra İsrail’le dost ve müttefik oldukları, İsrail’e muhtaçlık şeklindeki beyanları karşısında hiçbir ciddi tepki olmayışının Pentegon’a bağlı propaganda makinesinin topluma uyguladığı TELEGRAM olmadığını kim iddia edebilir.

E. Doğan ŞEYHOĞLU

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: