ATTİLA

ATTİLA

Ne diyorduk? Attila’nın medeniyet tasavvuru. Neydi? Yok. Hem maalesef, hem maatteessüf yok.

Attila’da bir Türklük şuuru, Türk milliyetçiliği vs onlar da yok. Türkler’le bir ilgisi var mı? Muhtemelen var, çünkü Hunlar’dan kalan çok az şey arasında dikkati çekecek kadar Türkçe kelimeler var. Ama bu Türkçe, saf bir Türkçe değil. Gotça ile karışık bir hâlde. Gotlar barbar bir kavim. Bugünkü İsveçlilerin ataları. Hunlar, Gotları yönetimleri altına alıyorlar; bu tarihten sonra o barbar kavim, diliyle, kültürüyle Hunlara tahakküm ediyor. Yani, efendi, tebaanın kültürünü benimsiyor; kendisi ona bir kültür dikte edemiyor. Avrupa Hun İmparatorluğu’na bir bakıma Kıpçak-Got federasyonu şeklinde bakılabilir. (Eğer düşünüldüğü gibi onlardaki Türk izleri Kıpçaklıktan geliyorsa!)

Attila tuhaf. Daha çocukluğunda Latince öğreniyor. Adeta Roma’da büyüyor. Roma kültürüne ve Hristiyanlığa aşina (ki Gotlar da o dönemde muhtemelen Hristiyanlaşmış). O dönemden günümüze, özellikle Hunların tarihçileri olmadığı için birinci el kaynaklar kalmadı, ama hareketlerinden anladığımız kadarıyla Attila, bu sarmal içinde kargaşa yaşıyor;

  1. Öncelikle Romalılara ve Hristiyanlığa bir hayranlığı ve saygısı göze çarpıyor.
  2. Ama Hristiyanlığa karşı bir direniş içinde aynı zamanda; kendisi hiçbir zaman Hristiyan olmuyor, ondan farklı olduğunu biliyor.
  3. Attila’nın nefsiyle Hristiyanlık/Roma çatıştığı zaman, Attila daima nefsinin sesini dinliyor, işte o zaman Hristiyanlığın en büyük düşmanı kesiliyor, onları yok etmeye azmediyor.
  4. Öfkesi geçer geçmez, onu yine eskisi gibi “uzaktan saygı duruşu” içinde görüyoruz. Adeta Roma’ya ve Bizans’a şöyle diyor:

– “Yarınlar sizindir. Bunu biliyorum. Bunu görüyorum. (Maalesef engelleyemiyorum). Ama bugün benimdir. Bugün efendiniz benim.”

Adeta takvimin tek bir yaprağını koparıp bütün bir tarihi karşısındakilere bırakmak gibi bir dram onunki. Bu dramı oldukça derinden yaşadığını farzettirecek davranışları var.

Nitekim Türklerde bu yoksunluk hissi var, ama Moğollarda yoktur. Moğollar büyük bir hırsla İslâm’ı yok etmeye atıldılar; oysa Budist görüp Budist, Hristiyan görüp Hristiyan, Müslüman görüp Müslüman oldular. Ülkesinden sefer için çıkan bir tek Moğol bile eski adetlerine bağlı kalmadı. Diriliş Osman filmine bakmayın siz; Anadolu’ya geldiğinde şaman ayini yapan Moğol yoktu. Ya Bizans, ya Pers, ya Hint kültürünü benimsemişlerdi.

Türklerde bu direniş var. Moğol’dan bir gömlek üstün. Bir medeniyet tasavvurlarının, bir medeniyet görüşlerinin olmadığının farkındalar. Türkler “bilmediğini biliyor”; Moğollar onu da bilmiyor.

Fakat o eski yoksunluk, bugün de bizde bir dünya görüşü yoksunluğu, bir ideal yoksunluğu olarak devam etmektedir ki, çoğunda bu durum -eski Türkler’den aşağı- Moğollar seviyesindedir. Düşünün, Suriye’ye demokrasi götüreceğiz; bizim olmayan, belki bizde olmayanı. Moğolların Anadolu’ya Pers kültürünü hâkim kılmaya çalışması misali.

Bir ideal yoksunluğu, bir dünya görüşü yoksunluğu, ekmek su yoksunluğundan daha şiddetli bir yoksunluktur ki, bunu herkes anlamıyor ne yazık ki.

Ekleme: Attila’dan sonra ülkesi dağılınca yakınları Kazan yöresine çekiliyor, oradaki yerli halkla karışıp İtil Bulgarlarını meydana getiriyor. Bunlara biz “Kazan Tatarları” diyoruz. Müslüman olan ilk Türki kavimdir. Rahmetli Şevket Kazan da muhtemelen Attila’nın öz torunu.

Selim Gürselgil

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: