BATI HEGEMONYASINA MEYDAN OKUYAN 15. BRICS ZİRVESİNİN ARDINDAN…

Şevket KORAY

BRICS ülkelerinin 15. liderler zirvesi, Güney Afrika’da toplandı. Bu seneki toplantı, pek çok bakımdan önemliydi ve dünya kamuoyu tarafından çok yakından takip edildi. Özellikle Batı medyasının yorumcularının kaygılı değerlendirmeleri dikkatimizden kaçmadı. Yaşanan gelişmelere bakılırsa kaygılanmakta haklılar.

Her şeyden önce, belki de ilk vurgulanması gereken şey, Rusya ve Çin’in siyasî koruması altında Afrika’da yükselen yeni dekolonizasyon dalgasının yaşandığı yıl zirvenin Güney Afrika’da gerçekleşmesidir. Bu müthiş bir tevafuktur. Batı hegemonyasına karşı örgütlenen ve dünya nüfusunun %41’ini temsil eden ülkelerin Kapitalizmin kolonileştirmeye başladığı ilk kıta olan Afrika’da toplanmaları ve ayrıca toplantıya Batılı olmayan ülkelerinin hariciyelerinin yoğun ilgisi zirveye Bandung Konferansı havası veriyor. Ancak bu kez, “bağlantısızlar” yerine “çok-kutupluluk” söyleminin hakim olduğu zirve objektif koşullar bakımından hedefine ulaşmaya çok daha yakın.

Güney Afrika’nın iç siyasî dengeleri, Batılı yorumcular lâfı eğip bükse de, Rusya’nın Batı karşıtı siyasetiyle uyumlu bir çizgi içinde. Güney Afrika’da hâkim görüş, Afrika’da hızla yükselen ikinci dekolonizasyon dalgasına katılarak Doğu’ya dönmek yönündedir. Siyasî partilerden EEF’nin görüşü çok açık: Julius Malema sözde Uluslarası Ceza Mahkemesi’nin hukuk tanımaz satılık yargıçlarının Başkan Putin için çıkardığı tutuklama emrine karşı, bütün BRICS liderlerine başkanlar düzeyinde katılmama çağrısı yaparak “Çin Halk Cumhuriyeti, Hindistan ve Brezilya başkanlarını, Başkan Putin ile dayanışma içinde BRICS zirvesine gelmemeye çağırıyoruz. ‘Birimize dokunursanız hepimize dokunursunuz’ mesajı verilmeli” dedi. Ayrıca Devlet Başkanı Ramaphosa’ya bu sözde mahkeme kararına açıkça uymayacağını açıklama çağrısında bulunmuştu. (https://www.evrensel.net/haber/496066/guney-afrikada-putin-gerilimi-biz-putiniz-putin-de-biz )

Hükümeti temsil eden bakan yardımcısı Bapela’nın görüşleri, şer ittifakının fitne teşebbüslerinin ne kadar aciz olduğunu gözler önüne seriyor:

Bapela, sözde Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin çifte standartlı davrandığını açıkladı ve eğer yaşasaydı Nelson Mandela’nın bu karar karşısında hayal kırıklığına uğrayacağını söyledi. UCM’nin, Bush ve Blair’in Irak halkına karşı işlediği savaş suçlarında hiç açıklama yapmadığının da altını çizdi. (https://www.bbc.com/news/world-africa-65759630)

Özetle, BRICS’in Afrika temsilcisi Güney Afrika, Batı emperyalizmine karşı pozisyon almıştır ve verdiği mesaj açıktır.

Bu koşullar altında, Başkan Putin’i Dışişleri Bakanı Lavrov temsil etti. Böylece, Batı’nın kanun tanımaz eylemleri bir kez daha dünya kamuoyuna sergilendi. UCM’nin hukuk dışı kararı ile ilgili yazarımız Carlos’un İtalyan avukatı Agusto Sinagra’nin açıklamasına aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz:

(https://adimlardergisi.com/2023/03/26/gonuldas-carlosun-italyan-avukati-sinagra-baskan-putin-hakkindaki-karar-sacmalik/ )

Zirvenin son gününde Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin katılımları onaylandı.(https://brics2023.gov.za/2023/08/24/brics-chair-president-cyril-ramaphosas-media-briefing-remarks-announcing-the-outcomes-of-the-xv-brics-summit/)

Bu Batı’nın karın ağrısının ne kadar haklı olduğunu ortaya koyuyor. Batılı olmayan ülkeler kulübü BRICS; Asya, Afrika ve Latin Amerika’da mevzi ve meşruiyet kazanıyor. Öte yandan dünyanın önemli enerji ve doğal kaynak sahipleriyle büyük miktarda parasal gücü elinde bulunduran ülkeleri bir araya getiriyor. Bu genişlemeyle, BRICS ülkeleri dünya nüfusunun %46’sını ve dünya toplam gelirinin %37’sini temsil edecek. (https://twitter.com/mae_rusia/status/1694760769420681685 ) Fransız aşırı sağcı lider Philippot, dünyada en büyük 9 petrol üreticisinden 6’sının BRICS üyesi olduğunu vurguladı ve gelişmeleri “küresel jeopolitik devrim” olarak değerlendirdi. (https://sputniknews.com.tr/20230825/fransiz-politikaci-philippot-en-buyuk-dokuz-petrol-ureticisinin-altisi-artik-bricste-1074937893.html)

Batı dünyasının büyük korkularından birisi de milletlerarası iktisadi dengelerin değişmesi… Yeni Kalkınma Bankası’nın Dünya Bankası’nın yerini alması endişesi bunun en müşahhas örneklerinden birisi. Özellikle ABD’deki en büyük korku dünyanın dolarsızlaşması. Bugün bu tehlike çok sık dillendirilse de Trump’ın Amerikan kodamanlarına ikâzını hatırlamalıyız. Trump lâfı dolandırmadan şöyle söylemişti: “Para birimimiz çöküyor ve yakında bir dünya standardı olmayacak, bu iki yüz yıl içinde yaşayacağımız en büyük yenilgi olacak.” (https://www.firstpost.com/world/dollar-decoupled-donald-trump-warns-us-currency-crashing-will-no-longer-be-the-world-standard-12410392.html)

Başkan Lula da Silva, açılış konuşmasında “BRICS üyeleri arasında ticaret ve yatırım işlemleri için bir para biriminin oluşturulması ödeme seçeneklerimizi artırır ve kırılganlıklarımızı azaltır.” dedi.

(https://www.dunya.com/dunya/bricsten-dolara-karsi-ortak-para-birimi-hamlesi-haberi-702584)

Bu düşünceyi pek çok ülke savunuyor. Ama Lâtin Amerika’daki BRICS temsilcisinin kritik zirvedeki ifadeleri ayrıca önem taşıyor. Batı için yenilgilerle dolu bir yıl oldu. Brezilya’da Amerikancı Bolsonaro’nun Lula da Silva karşısında seçim mağlubiyeti, Batı’nın elini daha da zayıflattı.

Zirvede Başkan Putin “tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesi, dedolarizasyon ve karşılıklı ödemelerde ulusal para birimlerine geçiş” mesajları verirken “Rusya’nın BRICS ülkelerinin uluslararası finans sistemindeki rolünün artırılmasından ve ulusal para birimlerinin kullanımının genişletilmesinden yana olduğunu” da vurguladı. ( https://sputniknews.com.tr/20230823/rusya-devlet-baskani-putin-brics-zirvesinde-konusuyor-1074862970.html )

Rusya lideri açıkça Batı’nın Aşil topuğunu hedef alıyor. Özellikle ABD’de kontrolsüz bir biçimde artan kamu borçları doların hegemonyasına dayanıyor ve dolarsızlaşma ABD İmparatorluğu’nun sonunu getirebilir.

Zirveye katılan 70’e yakın ülkenin temsilcisinin de benzer görüşe sahip olduğu anlaşılıyor. Ne yazık ki, “yeni bir dünya kurulurken” AKP’nin zirveye ilgi göstermediğini ve Doğu’dan yana taraf olmayanın bertaraf olacağı bir döneme girilirken kuruluşundan itibaren takip ettiği Batıcı çizgiyi terk etme iradesi göstermediğini de tarihe bir not olarak düşelim.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: