BATI’NIN ÜSTÜNLÜĞÜ TEHLİKELİ BİR YANILGI

FT Deutschland’ın eski eş yayın yönetmeni Wolfgang Münchau’nun yorumu.


Batı’nın üstünlüğü tehlikeli bir yanılgı

Kibir ve cehalet, Ukrayna ve İsrail’deki vekalet savaşlarında ve Çin ile girdiği iktisadi mücadelede belirleyici olabilir.

Wolfgang Münchau

New Statesman

22 Kasım 2023

David Cameron Birleşik Krallık’ın Ukrayna’yı “ne kadar sürerse sürsün” destekleyeceği sözünü verdi. Tahmini siyasi ömrü yaklaşık bir yıl olan biri için bu, hayal görmenin sınırlarında gezinen bir vaat. Müttefiklerimizin zaman ufkunun yanlış tarafında her zaman bir seçim ya da başka bir müdahaleci hadise var.

Ukrayna ve Orta Doğu’da gelecek pek çok ihtimali barındırıyor. Görkemli bir zafer bunlardan biri. Ama mutlak bir yenilgi de öyle. Batı, Ukrayna ve İsrail’deki vekalet savaşlarını ve Çin’e karşı yürüttüğü iktisadi savaşı da kaybedebilir. Erime senaryosu bir öngörü değil, akla yatkın bir netice.

Bu nasıl olabilir ki? Batı, Çin ya da Rusya’dan çok daha zengin. Orduları daha üstün. ABD hala teknoloji alanında dünya lideri ve pek çok etkileyici aygıt geliştiriyor. İstikrarlı siyasi sistemlerimiz var. Bu neden tartışmayı kapatmıyor?

Bunun birkaç sebebi var. Birincisi, Batı’nın sosyal dokusu parçalanıyor. Brexit ve Donald Trump’ın yükselişi, statükonun liberal savunucularının öngördüğü gibi anomaliler değildi. Brezilya’da Jair Bolsonaro var. Arjantin, ülkesinin merkez bankasını kaldırmak isteyen ultra liberteryen Javier Milei’yi seçti. Trump bir kez daha ABD başkanlığı için ciddi bir aday. Mali krizler, parasal kurtarmalar, mali kemer sıkma ve aşırı hevesli küreselleşmenin birleşimini Batı’nın siyasi istikrarsızlığının derin sebepleri olarak görüyorum.

İkinci olarak, Batı’nın küresel iktisadi çıktıdaki payı 1980’de yüzde 60 iken bugün (IMF’nin ülkeler arasındaki alım gücü paritesine dayalı ölçümüne göre) yaklaşık yüzde 40’a düştü. Bu oranın daha da düşeceği tahmin ediliyor. Sönmeyen şey egomuz ve Batı’da hala dünyayı yönettiğimize dair hissimiz de sönmedi.

Üçüncüsü, iktisadi zorlamayı haddinden fazla kullanmamız, yaptırımlarımızın yöneltildiği ülkeler ve bağlantısız ülkeler tarafından da tepki görmemize neden oldu. Ayrıca yaptırımlarımız işe yaramıyor. Batı menşeili lüks mallar Moskova ve St. Petersburg’daki mağazalarda yaygın olarak bulunmaya devam ediyor. Bu mallar Orta Asya ve Orta Doğu’daki üçüncü ülkelerden kamyonlar dolusu geliyor. Batı’nın Rus petrolüne uyguladığı tavan fiyat da başarısız oluyor, zira Rusya ve alıcıları bunu aşmanın yollarını buldular. Yaptırımların asıl amacı Vladimir Putin’in Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşı finanse etmesini engellemekti. Savaşın üzerinden neredeyse iki yıl geçmişken Rusya, silah üretimi yakında Batı’nın Ukrayna’ya yaptığı askeri sevkiyatı geçebilecek bir savaş ekonomisine dönüştü. Bu durum Batılı uzmanların öngördüğünün tam tersi. Yaptırımlar, kibir ve cehaletin bir sonucu olarak mutlak bir fiyasko oldu.

Dördüncüsü, rakiplerimizin sofistikasyonunu hafife almaya devam ediyoruz. Çin, ABD’nin yüksek performanslı yarı iletkenlere dönük yaptırımlarına kendi yarı iletkenlerini üreterek karşılık vermeyi başardı. Ağustos ayı sonlarında ABD yönetimi yetkililerinin Huawei’nin son akıllı telefonunda gelişmiş bir mikroçip kullanabildiğini öğrendiklerinde yaşadıkları şoku çok iyi hatırlıyorum. 2022’de yayımlanan Chip War (Çip Savaşı) kitabının yazarı Chris Miller, yarı iletken üretim tesisi kurma konusundaki başarısız girişimi nedeniyle Çin’i alaya almıştı. Onun anlatısı da Çin’i hafife alıyordu. Çinli öğrencilerden Britanya ve ABD’deki prestijli üniversitelerde eğitim görmeleri için her yıl on binlerce dolar ve pound aldığınızda, bir şeyler öğrenmelerine şaşırmayın. Geçen yıl sadece Birleşik Krallık’ta 150 bin Çinli öğrenci vardı.

Elektrikli araçlarda Çin, Almanya ve Japonya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük otomobil ihracatçısı haline geldi. Burada siyasete, iş dünyasına ve akademiye yansıyan bir model var. Batılı liderler ve entelektüeller, dünyanın hakkında çok az şey bildikleri bölgelerini küçümsüyorlar.

Bu başarısızlıkların toplamı. Ukrayna’daki savaşın sonucu tamamen açık. 18 Eylül’de İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, biri Afrikalı bir politikacı kılığına girmiş bir çift Rus komedyen tarafından yapılan şaka telefon görüşmesinde “her tarafta yorgunluk” olduğunu ve savaşı sona erdirme konusunda bir planı olduğunu itiraf etmişti.

Putin bu yorumu ilgiyle kaydetmiş olabilir. Bu noktada Putin’in en mantıklı hareket tarzı mümkün olduğunca uzun süre savaşmaya devam etmek. Bunun nedeni kısmen savaş çığırtkanlarının savaşları sürdükçe işlerinde daha güvende olmaları. Ama aynı zamanda, savaşın hedefini Batı’ya karşı bir mücadele olarak yeniden çerçevelendirdikten sonra, toprak kazanımıyla yetinmesi ve Ukrayna’nın geri kalanının NATO ve AB üyesi olacağı fikrini kabul etmesi mantıklı olmayacaktır. Putin, Şi Cinping’de Batı’ya karşı savaşta yeni bir ortak buldu, her ne kadar kıdemli bir ortak olsa da. Peki neden ABD seçimlerinden önce barış arayışına giriyor? Trump kazanırsa, Rusya şüphesiz daha iyi bir anlaşma elde edecektir. Özellikle de Batı’nın dikkati İsrail tarafından dağıtılmışken Putin’in direnmesi mantıklı olacaktır.

Bu arada Batı, bağlantısızlar dünyasındaki müttefiklerini kaybediyor. Fransa’nın eski Afrika sömürgeleri isyan halinde. AB Orta Doğu’yu kaybetti. ABD Latin Amerika’nın bazı bölgelerini kaybetti. Bunlar eskiden stratejik ortaklıklardı. Çin, Şili’de bir numaralı yatırımcı haline geldi. Çin ve Rusya Afrika’da oldukça aktifler. Artık bizim takımımızda oynamıyorlar.

Sunset Boulevard’ın yaşlanan film yıldızı ve Hollywood’un yarattığı en hayalperest karakterlerden biri olan Norma Desmond’u hatırladım. Bir ona “Eskiden büyüktün,” der. “Ben hala büyüğüm, küçük olan filmlerdi,” diye cevap verir.

Çeviri: Emre KÖSE

Kaynak: https://emrekose.substack.com/p/wolfgang-munchau-batnn-ustunlugu

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin