DOĞRU TAVIR İÇİN DOĞRU ANLAYIŞ GEREKİR
Selim GÜRSELGİL
İsraill’le gemi ticareti durdurulsun meselesinde, bana kalırsa, İslami kesim iktidardan yine olmayacak bir şey istiyor. Bunu zaman zaman yapıyor İslâmcılar. Mesela 5-6 ayda bir “Atatürk’ü Koruma Kanunu Kaldırılsın” kampanyası yaparlar. Hiçbir yerden buna “olur” veya “olmaz” şeklinde bir cevap da gelmez. Talebin bir muhatabı yok. Ama yine de ne olur ne olmaz hesabı 6 ayda bir tekrar ederler.
Bu da öyle bir şey sanırım. Olmayacak bir şey istemek. Aslında İslami kesim bunu isterken epey vites de küçülttü. Kapıyı “Mehmetçik Gazze’ye” diye açmıştı. Tabiî ki bu talep bir karşılık görmedi. Derken talebi küçültmeye karar verdi: “İsrail ile yapılan gemi ticareti durdurulsun.” Sonuç değişmedi: muhatap yok.
İşin ironik tarafı, İslami kesim vites küçülteyim derken belki de büyültmüş olabilir. Ben bundan pireleniyorum. Çünkü bu gemi ticaretinin -başındaki demiyelim de- içindeki kimseler, kamuoyunda yazılıp çizildiğine göre, öyle “Sarı Çizmeli Mehmet Ağa” değil. Pek çoğu yöneticilerimizle ya kan bağı olan veya muhabbeti yolunda olan kimseler. Böyle olmasalar bile, ortada ciddi bir para var, gemiler durursa para trafiği de durur. Para sözkonusu olunca da bilindiği gibi ilkedir, ülkedür bu tür şeyler ikinci plana düşer.
BBC Türkçe’de mi ne, Gazze soykırımının başladığı günlerde İsrailli bir iş adamıyla yapılan bir röportaja denk gelmiştim. Adama soruyorlar: Sizce ticarî ilişkiler bundan zarar görür mü? “Hiç sanmıyorum” diyor, “Çünkü Mavi Marmara’da, Davos’ta, elçiler geri çekilirken bile ticaret devam etti. Yine öyle olacaktır.”
Sizin anlayacağınız o iş yaş. İslami kesim havanda su dövüyor. Yetkililerden yapamayacakları bir şey istiyor.
Gelgelelim bunların konuşulması, bilinmesi, yüksek sesle dile getirilmesi şüphesiz iyidir. Hz Ebu Bekir Efendimiz, “idrak, aczi idraktır” der. Aczi idrak etmek, kuru hamasetle üstü örtülen acı gerçekleri idrak etmektir. Bu da tüm idrakın başıdır; taşlar yerine oturmaya başlar.










