KÂİNÂT PLÂNI VE TÜRKİYE SİYASETİ

Selim Gürselgil
Bilindiği gibi bazı fizikçiler kâinatı, “üstünde sayısız solucan delikleri olan bir yüzük şekli” diye tasavvur ediyor. Solucan delikleri denilen, kara delikler; mekânda ilerledikçe zamanda geriye gidilen… Yüzüğün ortasında ise “zamansız mekân” dedikleri bambaşka bir âlem…
Sezgileri güçlü bir ressam Türkiye’nin siyasî atmosferini şekle dökse, herhalde bundan daha güzel bir tasavvur olamazdı: Üstünde sayısız solucan delikleri olan ortası boş yüzük; madde kadrosunda ileriye gittikçe zamanda (ruhta) geriye doğru gidiyor. Sıfır zamana doğru…
Ama ne varsa bu solucan delikli yüzükte değil, ortasındaki boşlukta var. Fizikçilerin “zamansız mekân” demesi, sadece başka kavram bulamadıkları için. Yoksa zamansız mekân olur mu? O boşluk, halktır. Çepeçevre kuşatılmış görünse de asıl varlık odur ve son sözü o söyleyecek…
Burada halk derken biz de mazrufu değil, zarfı kasdediyoruz. Daha doğrusu Hak demeliydik; “halkın dili Hakk’ın dilidir” hikmetinin işaret ettiği Emr’in, nihai kararın ifadeye geçmiş hali…
Siz solucanlarınızla hayal yolculuğunuza devam edin. Geleceğiniz yer halk meydanı!
Aslında solucan deliği yerine “kurtçuk yeniği” de diyebiliriz. Bu kurtçuklar tıpkı elma kurtçukları gibi ülkeyi yiyor, delik deşik ediyorlar. Maddede ilerledikçe ruhta geriye gidiyorlar. Zamanın sıfır noktasına doğru bir vehim yolculuğu. Ve orada onları bekleyen bir son var.
Bu bir benzetme, ama gerçeğini yüzde yüz andıran bir benzetme… Peki binlerce benzetme ve tartışmalar içinde biz neden bunu çekip alıyoruz?
Çünkü Büyük Doğu-İbda, İslam tasavvufu ile Batı tefekkürünün ve fikirle siyasetin irtibatını gösteren tek mihrak. Oradan biliyoruz.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin