KİEV’E ASKERİ YARDIM TARAFSIZLIKLA BAĞDAŞMAZ

Rusya’nın Ukrayna’daki özel askeri operasyonunun ikinci yıldönümü vesilesiyle Rusya Büyükelçisi Aleksey Erkhov’la bir röportaj yapan TRT AVAZ kanalı, röportajı 23 Şubat tarihinde yayınladı. Sayın Büyükelçi’nin söylediklerinin büyük kısmı sansüre uğramıştı. Röportajın tam metni aşağıda. Sansürlenen kısımlar koyu kalın harflerle eklenmiştir.

Soru: Rusya’nın Ukrayna’nın doğusunda özel askeri harekat başlatmasının üzerinden iki yıl geçti. Şu anda çatışmalar her iki taraf için de sıfır toplamlı bir oyun gibi görünüyor. Peki, iki yıldır devam eden çatışmayı bir bütün olarak nasıl değerlendiriyorsunuz ve Rus yönetimi savaşın şu anki aşamasını nasıl görüyor?

Cevap. Neden sıfır toplamlı bir oyun ki? Bence genel toplam sıfır değil, daha çok eksi”. Silahlı faaliyetler sürüyor, her gün siviller, kadınlar ve çocuklar da dahil olmak üzere insanlar ölüyor. Daha geçen hafta Ukrayna’nın Rusya’nın Belgorod kentindeki bir yerleşim alanını bombalaması sonucu aralarında kadınlar ve hatta bir aylık bebeğin de bulunduğu çok sayıda sivil öldürüldü.

Çatışma, Batı’nın yaptırımları sonucunda ticari ve ekonomik bağların zayıflaması nedeniyle gözle görülür kayıplar yaşayan örneğin Türkiye gibi komşularımızın ve ortaklarımızın çıkarlarını doğrudan etkiliyor.

Dolayısıyla mevcut durumun birilerini memnun edebileceğini sanmıyorum. Elbette, pek sevilen “böl ve yönet ilkesini” pratikte uygulayarak en başından beri çatışmayı kızıştırıp şimdi de çatışmanın tırmanmasını ve yayılmasını arzulayanlar hariç.

Tam bu noktada deneyimsiz bir dinleyici veya izleyici şunu sorabilir: “Madem öyle, o zaman daha basit ne olabilir ki? Savaşı durdurun, birliklerinizi geri çekin ve daha fazla ateş etmeyin. Bunu engelleyen ne?”. Böyle bir sorunun basit olduğunu ve oluşan durum için kesinlikle uygun olmadığını düşünüyorum. Bunun birçok nedeni var.

Birincisi, karmaşık bir sorunun, ki bizim sorunumuz en karmaşığıdır, basit çözümleri yoktur. Aksini düşünen herkes çok ciddi şekilde yanılıyor. Eğer akan kanı şimdi durdurmak istiyorsak, bunu bizi bir veya iki yıl içinde yeniden savaşmaya zorlamayacak bir şekilde yaptığımızdan emin olmalıyız. Bunun için de mevcut çatışmanın altında yatan nedenleri net bir şekilde görmemiz gerekiyor. Bunlar, her şeyden önce Rusya’nın Kiev rejiminin sadece sınırlarımızın değil, aynı zamanda başkentimizin yakın çevresinde, zira modern bir füze için Ukrayna topraklarından Moskova’ya uçuş süresi sadece birkaç dakikadır, ulusal güvenliğine yönelik doğrudan bir tehdit haline dönüşmesini kabullenmemesidir. Ayrıca Ukrayna rejiminin Rusça olan her şeye, dile, eğitime, kültüre ve en önemlisi de ataları tarafından işlenen topraklarda yüzyıllar boyunca yaşayan Ruslara yönelik kitlesel bir saldırı için kullanılmasını da kabullenmedik.

Doğal olarak tüm bunlar, nihai çözüm formülleri hazırlanırken de titiz bir şekilde hesap yapılmasını gerektirecektir.

İkincisi, tamamen teknik olarak, herhangi bir çatışmanın sona erdirilmesi için müzakereler yapılması gerekir, ancak Kiev’dekiler de tam olarak müzakereleri istemiyor, Rusya’nın muharebe sahasında “stratejik yenilgi” alması üzerine bahis oynuyor ve bu arada da, Rusya ile her türlü müzakereler Zelensky’nin kararnamesiyle yasaklanmış durumda. Her halükarda, top bizim tarafımızda değil.

Üçüncüsü, tamamen açık olmak gerekirse, Ukrayna’nın eğemenliğine olan tüm saygımla beraber, neyi nasıl yapacağı doğrudan Batı’dan dikte edilen Kiev’deki mevcut yönetimin dış politik bağımsızlığından ciddi bir şekilde bahsetmek pek mümkün değil. Bu arada, ABD ve onun başlıca Avrupalı müttefikleri şu anda adil bir barışçıl çözüme en ufak bir ilgi göstermiyor. Tam tersine, Kırım’ın bombalanması çağrıları da dahil olmak üzere gerilimin daha da tırmanması yönünde sesler duyuluyor.

Soru: Devlet Başkanı Putin geçtiğimiz günlerde ABD’li gazeteci Tucker Carlson’a, İstanbul müzakereleri sırasında tarafların neredeyse barış anlaşmasına vardığını söyledi. Peki müzakereler neden başarısız oldu ve Ukrayna ile Rusya’nın temsilcilerini İstanbul’da yeniden bir araya getirerek bir barış anlaşması oluşturma umudu var mı?

Cevap. Hem Devlet Başkanı Vladimir Putin hem de Dışişleri Bakanımız Sergey Lavrov bu konuda açık konuştu: Nisan 2022’de İstanbul’da Dolmabahçe Sarayı’nda yapılan müzakerelerin ardından, Türk yönetiminin ve bizzat Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın desteğiyle çatışmanın çözümüne ilişkin Rusya-Ukrayna anlaşmaları üzerinde mutabık kalınmıştı. Fakat daha sonra, tam olarak bir gün sonra, Boris Johnson (muhtemelen birileri daha) Kiev’e uçtu ve Anglo-Saksonlar Kiev’in zaten prensipte hazır olan bu belgeyi imzalamasını ve uygulama koymasını yasakladı. Daha önce de söylediğim gibi, Ukrayna tarafı artık müzakere istemiyor veya yapamıyor. Görünüşe göre savaşmayı çok istiyorlar.

Soru: Moskova, Türkiye’nin iki yıldır devam eden çatışmalarda Rusya ile Ukrayna arasındaki arabuluculuk rolünü nasıl değerlendiriyor? Rusya devam eden çatışmaları sona erdirmek için Türkiye’den daha neler bekliyor? Her iki başkan, Putin ve Erdoğan, bölgesel gerilimleri hafifletmek için birçok konu üzerinde çalıştı. Bu açıdan bakıldığında başkanlarımızın bu çatışmaya birlikte son verebileceklerini düşünüyor musunuz?

Türkiye’nin, müzakerelerin düzenlenmesi ve belirli çözüm formüllerine ulaşılması konusunda çatışmanın taraflarına pratik katkı sunma arzusu, kesinlikle olumlu bir değerlendirmeyi hak ediyor. Bunu bir kez Türkiye’nin yardımıyla yapmayı başardık fakat anlaşma bölge dışı güçler tarafından engellendi.

Ayrıca, Türkiye’nin sözde “Karadeniz Girişimi”ndeki proaktif rolünün de farkındayız, bu arada, bu girişimin süresinin uzatılması, “tahıl anlaşması”nın Rusya ile ilgili hükümlerinin yerine getirilmemesi için her türlü çabayı gösteren aynı bölge dışı güçler tarafından imkansız hale getirildi.

Genel olarak Ankara’nın barış yapıcı potansiyelini çok iyi biliyoruz. Bu gelecekte kullanılabilir mi? Stalin’in dediği gibi, “eğer dışlanmadıysa, mümkün demektir.” Ancak, şu anda kan dökülmesinin devam etmesi ve Rusya’nın “stratejik yenilgisi” üzerine bahse girenlerin, barışı engellemeye çalışacaklarından en ufak bir şüphem yok. Bunlar, şu anda Ukrayna çatışmasında “çıkar merkezleri” arasında denge kurmaya çalışan devletleri Zelensky’nin kötü şöhretli “barış formülü” gibi kurnaz dış politika maceralarına çekmeye çalışacaklar. Onları tarafsızlık ve arabuluculukla pek de bağdaşmayan bir şekilde Kiev’e askeri ve askeri-teknik yardım sağlamaya zorlayacaklar. Burada tüm umudumuz, ortaklarımızın bilgeliği, mevcut durumu aklıselim bir şekilde algılayışları ve en önemlisi de, Rusya’nın yenilgisini hiçbir şekilde öngörmeyen gelecek perspektiflerine ilişkin net vizyonlarıdır.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin