RUHUN DEVRİMİ (II) – DARYA DUGİNA’NIN ANISINA

Prenses Vittoria Alliata di Villafranca

Moskova’daki Çok Kutupluluk Forumu’nda yaptığı konuşma, 26 Şubat 2024

Sözünü ettiğimiz merhamet, Kur’an’ın her sûresinin başına damgasını vuran bu rahmet, XVII. yüzyılın ünlü Katolik papazları ve Fransız teologları tarafından “gerçek hayırseverlik” veya “en saf sevgi” olarak tercüme edilmiştir. Haçlılar tarafından Filistin’deki Sarazenler arasında keşfedilen büyük bir kadın azizden söz edildiğini duymuşlar ve onun bir Hıristiyan olduğuna inanarak, Rabi’a el-Adeviyye’den başkası olmayan bu kadına anıtsal methiyeler düzmüşler ve onu “gerçek merhametin portresi” olarak tanımlamışlardır. Tutkulu şiirleri Malezya’dan Moretanya’ya kadar hâlâ ezberlenen ve terennüm edilen bu olağanüstü kadın, İslâm’da şehidetü’l-‘ışkı’l-ilahi, yani Allah’ın sevgisinin gerçek şahidi olarak bilinir.

Ancak şehid Arapça’da sadece şahit anlamına gelmez. Tıpkı Yunanca’da tanık anlamına gelen martys kelimesinin Yeni Ahit’te şehit anlamına gelmesi gibi, Kur’an’daki şehid kelimesi de Allah’a bağlılık uğruna ölen kişiyi ifade eder. İslâm’ın ilk şehidi bir kadın olan Sümeyye’dir. (Hz.) Muhammed’e vahyin gelmeye başlamasından hemen sonra inancı benimseyen altıncı kişiydi. Mekke müşrikleri tarafından kızgın güneşin altında günlerce işkence gördü ve sonunda küçük oğlunun önünde bir mızrakla bıçaklanıp kazığa oturtuldu. Ama o kararlılığını sürdürdü ve İslâm’ın ebedî ilk şahidi olarak şehit düştü.

Ülkem Sicilya’da, kutsal örtüleri depremlerden, volkanik patlamalardan, göğüs kanserinden ve tecavüzden koruyan mucizevi şifacılar olan koruyucu azizlerin hepsi kadındır; açlıktan ölen, kör edilen, diri diri yakılan ya da metanetleri ve kararlılıkları nedeniyle parçalanan genç bakirelerdir. Onların ışıklı yolu halkımızda hâlâ çok canlıdır.

Bu nedenle, Doğu’da olduğu gibi Batı’da da çağlar boyunca ve dinler arasında şefkat, gerçek sevgi, hakikate tanıklık etme ve onun için ölme erdemlerinin esasen kadınsı bir meslek olarak kabul edildiği görülmektedir.

Yine de, bir buçuk yıl önce, Yunan metafiziği ile Hıristiyan geleneğini kaynaştırma becerisiyle Avrupa’yı en iyi şekilde temsil eden genç filozof Darya Dugina bir terörist saldırıda vahşice öldürüldüğünde, hiçbir Romalı din adamı onu adanmışlığın şampiyonu olarak kutlamadı, öfkeli hiçbir feminist bu suç için uluslararası yaptırım çağrısında bulunmadı, hiçbir STK onu insan hakları ödülüne aday göstermedi.

Neden? Darya Rus olduğu ve “merhamet ve empati yeteneğine sahip” olarak tanımladığı bir ulusun parçası olmaktan gurur duyduğu için mi? Ona göre, rakip Batılı “kurt adam”ın aksine, Rus ruhu bir yumuşaklığa, katı bir rasyonaliteden yoksunluğa sahip olduğu ve bunu güce dönüştürerek dünyayı yeniden birbirine bağladığı ve yaralarını iyileştirdiği için mi?

Hayır. Öyle değil. Hiç kimse, aynı zamanda atletik, zarif, sanatsal, modern bir kadın olan bu olağanüstü çok dilli filozofu dinleme zahmetine katlanmamıştı. Darya’nın mükemmellik ve güzellik arzusu ve Hakikatin mutlak özünü düşünme hevesi, genç bir gazeteci görünümünün ardına gizlenmişti. Şehit (*) edilen tüm selefleri gibi o da bir ancilla abscondita’ydı, normalliğin perdesi arkasında korunan Tanrı’nın sadık bir hizmetkârıydı.

Darya ancak Kaos İmparatorluğu’na karşı Platonova adını bir bayrak gibi yükselterek günümüzde kadın olmanın iki zıt arketip arasında seçim yapmak anlamına geldiğini ortaya koyduğunda düşman onu fark etti. Çünkü o, bugün tüm kadınları bekleyen zorunlu seçimi ortaya koymuştu. Toplumsal cinsiyet meseleleri ve feminist şikâyetler altında gizli kalması gereken ölümcül ve zorlayıcı yüzleşme. Ya sevgilisi Aeneas’ı ilahî görevinden uzaklaştırmayı başaramayacak olsa da onu şeytanî bir ayinle lânetlemek için yeraltı dünyasının güçlerini çağıran Fenike kraliçesi Dido’nun muzaffer rol modelinin cazibesine kapılacak; ya da Dante’nin Beatrice’inin, erkeğini Cennet’in en yüksek seviyelerinin ötesine, Kutsal Taht’ın tefekkürüne götüren Mükemmel Varlık’ın kutsal yolunu büyük bir riskle takip etmeyi tercih edecekti…

(*) Yazar burada davası için kendisini feda eden yüce ruhluluktan yola çıkarak İslâm itikadındaki şehit kavramıyla analoji kurmaya çalışıyor olsa da, şehid kavramı herhangi bir inanç için kendini feda eden en yüce ruhlar için bile kullanılamaz; kavram sadece İslâm’a, müslümanlara aittir. (Adımlar)

Kaynak: geopolitika

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin