İBDA DİYALEKTİĞİNİN ZARURET OLUŞU
Selim GÜRSELGİL
Bu nokta üzerinde biraz daha duralım: İslâmî dünya görüşü (İbda Diyalektiği) niçin gereklidir? Aslında dinde fıkhın, mezheplerin gerekliliğini anlayanlar, dine dayalı dünyayı kavrayış sistemi olarak İbda Diyalektiği’nin gerekliliğini de kolayca anlayacaklardır.
Bazıları der, “ben Kur’ân’la amel ederim!” Edemezsin. Bazıları der, “ben hadisle amel ederim!” Sen de edemezsin. Ama fıkıhla amel edersin. Fıkıh da Kur’ân ve sünnetin aydınlattığı noktalarda ittifak, müphem bıraktığı noktalarda da içtihat gerektiren bir sistem şuurudur. İşte bundan hak mezhepler doğar.
Mezhep bir zarurettir, ondan kaçamazsın. Mezhepleri yıkmak isteyenler bile, kafalarına göre mezheplere tabi olmak zorunda kalırlar. Ben geçmişte kendine “Kur’ân müslümanı” diyen bir tiple tartışmıştım. Dedim namaz kılıyor musun? Dedi kılıyorum. Dedim kıldığın namaz bizimkine benziyor mu? Dedi aynısı. Dedim o zaman niye İmam-ı Azam’a b.. atıyorsun? Demek ki adam doğru söylüyor. Bu durumda ben niye senin anlayışına uyayım? Öyle ya, koskoca İmam-ı Azam, senin bildiğin Kur’ân’ı bilmiyor mu yani?
İslâmî dünya görüşü de bunun gibidir. Yalnız onun alanı dinin kendisi değil, dünyadır, beşerî fikirler ve sanatlardır, onların dine nisbet edilmesidir. İbda Diyalektiği bunun sistematiğidir. İbda Diyalektiği’ni reddeden kimse de bundan muaf değildir. Sözgelimi C. Taslaman: bir tür Kur’ân müslümanı! Ama evrim konusuna baktığında Kur’ân’la amel edemiyor, Batılı filozofların açıklamalarına ihtiyaç duyuyor. Darwinizmi bilmeden, Kur’ân’a bakarak evrim konuşamıyor. Kur’ân’ı Darwin’le takviye etmek, ikisini uzlaştırmaya çalışmak zorunda kalıyor. Bu çok acıklı bir eklektisizmdir ve İbda Diyalektiği’nden kaçanların, hangi alanda çalışıyor olursa olsun, içine düşmekten kurtulamayacağı bir fikirsizlik örneğidir. En radikal bir Vehhabiyi alın, Batı tefekküründen veya beşeriyetten tümüyle kaçınabilir mi? Kaçınamadığı için de kendi hükmünü kendiyle yalanlıyor. “Kâfirden ilim almak küfürdür” diyor. Sonra bakıyorsun, cihad etmek için bile kâfirin ilmine muhtaç. Kendi hükmüyle kendini küfre sokuyor.
Şeytan kendini lânetlemiştir. Kitaplarda geçtiğine göre, ortaya çıkacak münkirin kendi olduğunu bilmeden 1000 sene lânet okumuş, sonunda kendi kazdığı kuyuya düşmüştür.
İşbu hâle düşmemek için, İbda Diyalektiği bir kurtuluş yoludur. “Meal + Batılı filozof = din” veya “hadis + kâfirin ilmi = din” dememek içindir. “Din işleri ayrı dünya işleri ayrı” bataklığına düşmemek içindir; küfrün ve bâtılın İslâm tasavvufu önünde muhasebesi ve kavranış usûlüdür. Dindışının dine nisbet edilmesi ve dinî kılınmasıdır. Elini şeriata atıp küfür doğuranlara mukabil, “elini küfre değdirse şeriat doğar” sırrıdır, bunun sistem şuurudur.
Nasıl ki dine tabi olmak için mezhepten kaçamıyorsan, dine dayalı dünya kavrayışı için de İslâmî dünya görüşünün gerekliliğinden kaçamazsın. Bu kaçınılmazlığı ergeç tüm Müslümanlar farkedeceklerdir. Çünkü başka çıkış yolu yoktur. Çıkış diye sarılınan her yol, biraz derinleştirilince, çıkmaz olarak belirmektedir. Ama sığlık da çıkıştır, o başka.










