KILIÇDAROĞLU’NDAN SAMİMİ BİR ADIM!
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı, Sayın Fatih Erbakan’ın temsil ettiği camia adına BOP İktidarını ve politikalarını ortaya koyan Twitter paylaşımıyla eş zamanlı olarak, CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, temsil ettiği kesimin sahtekârı Uğur Dündar’a hitâp eden bir açıklama yayınladı.
CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Twitter hesabından “Uğur Dündar” ile ilgili yaptığı açıklamayı kıymetli alâkalarınıza sunuyoruz.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun “Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim!” şeklinde başladığı, “açık mektup”un muhatabı her ne kadar Uğur Dündar olsa da, bu tipin şahsında, çerçevesi çizilen ikiyüzlü düzenbaz karaktersizlikleriyle bütün kesimler içerisinde yer alan sahtekârlardır…
Kemalizm adına yapılan samimi bir muhasebeyi işaret eden ifadeler hâlinde Sayın Kılıçdaroğlu’nun geçmişten bugüne tablolaştırdığı bu “insan tipi”, hemen bütün kesimler içerisinde yer alan “her kesimin sahtekârı” ifademize denk gelir.
İBDA – Adımlar çizgisinin 2007 yazından başlayarak Türk siyasetine getirdiği açılımın temel ilkelerinin bir görünüşü olarak görülebilecek bu çıkış, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun parti içerisindeki provokatörlerden başlayarak, Cumhuriyet Halk Partisi’nin başında sistemli bir şekilde yürüttüğü sürece işaret etmektedir.
Adımlar Fikir – Kültür – Siyaset Platformu’nun;
– “Her kesimin, diğer kesimlerin kırmızı çizgilerine dikkat ederek müspet politika yürütmek” ve bu çerçevede “dile dikkat etmek” diye formüle ettiği;
– “BOP iktidarının, kesimler arası kutuplaşmayı kaşıyarak kendisine hayat hakkı bulduğu” ve bu çerçevede, “her kesimin içerisinde yer alan sahtekârların, samimi olanları tasfiye ederek BOP iktidarına alan açtıkları” gerçeği;
– “Bir tarafta Cumhuriyet, diğer tarafta Akit şeklinde karşılıklı birbirini dileyen, temsil ettiği kesimin sahtekârı yayınlarca kitlelerin BOP iktidarı lehine yönlendirilmeye çalışıldığı” ihtarları;
– Ve bunun gereği olarak, perde önünde dövüşür görünürken, perde ardında el ele veren sahtekârlar karşısında, davasında samimi olan her kesin komplekse kapılmadan omuz omuza vererek; “Ortak Düşman Amerika ve Onun Yerli İşbirlikçileri”nin bu ayrıştırma ve düşmanlaştırma oyununu bozucu politikalar yürütme zorunluğunu dile getiren yayınlarımızın bir görünüşü olarak:
Sayın Kılıçdaroğlu’nun CHP içerisinde “İslâm düşmanlığı söylemi”ne set çekici tutumu… İslâm adına, iktidarın, her fırsatta İslâm’ı istismar edici söylemlerini dile getirmesi;
Partisi içerisinde iktidarın oluşturduğu “sahte kutuplaşma”yı kaşıyıcı kişi ve zümreleri tasfiye etmesi;
Özellikle İslâm ve İslâmcılık davasının tek samimi ferdi ve hareketinin lideri Salih Mirzabeyoğlu’na yapılan Telegram işkencesi ve haksız mahkûmiyet kararlarını bizzat kendisi ve değerli vekilleriyle TBMM ve medya platformlarında dile getirmesi;
90’lardan beri Erdoğan’ın ve BOP İktidarının “bizim Uğur”u olan Uğur Dündar hakkında yazdıklarını, içerisinde bulunduğumuz “bin yıllık tarihi süreç” çerçevesinde, düşmanın açtığı sinsi gediğe taşın konması şeklinde samimi bir aksiyon olarak karşımıza çıkarıyor.
Büyük Ortadoğu Projesi kodlu Anglo-Sakson hegemonya saldırısının uluslararası çapta; birbirine komşu devletlerin, milletlerin ve inanışların kırmızı çizgilerini öne çıkararak, provoke ederek elde ettiği “sahte kutuplaşma” iklimini eş zamanlı olarak Anadolu coğrafyasında yer alan bütün kesimlerde icrâ eden “iktidar”ın bölücü, ayrıştırıcı dili karşısında, birleştirici ve bütünleyici her çıkış desteklenmeli ve cesaretlendirilmelidir.
Türkiye’nin bölgemizde tarihinden gelen misyonu göz önüne alınınca soru şudur:
Türkiye’nin tarihî misyonu nedir ve bu misyona uygun olarak birlik ve bütünlük sağlamaya dönük politikalar yürütülüyor mu?
Birlik olunmadan güçlü, güçlü olunmadan da bölgemizde söz sahibi olabilecek bir güçlü devlet olunamaz!
Dolayısıyla sözde değil, özde “birlik olma”yı çağrıştıran, “birlik olma” yolunda atılan her adımı destekliyoruz.
Uluslararası ilişkilerde söz sahibi olabilmek için toplumsal – içtimaî birliği sağlamak gerekir. Dolayısıyla gerçek mânâda bir Millî Birlik Ruhu’nun ortaya koyacağı bu birliğin önünde duran her engel, herkes, kim olursa olsun ve hangi “kutsal”a sığınırsa sığınsın, sahtekârdır!
BOP Düzeni, her kesimin sahtekârları, satılmışları ve teslimiyetçilerinin birlik ve beraberliği ile kuruldu!
Uğur Dündar da, Sayın Kılıçdaroğlu’nun da tablolaştırdığı gibi, Kemalist kesimin sahtekârları içerisinde yer almaktadır ki; tam bağımsızlıkçı Kemalistler (Ergenekon operasyonları başta olmak üzere) tutuklanırken, Uğur Dündar’ın durduğu yer, tuttuğu mevzii ortaya koymaya yeterdir.
Hangi kesimden olursa olsun; bu kesimin yobazı ile o kesimin yobazı, bu sahte kutuplaşma ve gerginliği içerisinde, iktidarın açtığı alanda rant elde ediyor. İktidarda hangi kesimin yobazı ve sahtekârının olduğunun bir önemi yok. Dikkat: BOP Düzeninin iktidar oyunu, bu gerginlik ve sahte kutuplaşma içerisinde oynanıyor. Elindeki medya gücü ile, samimi olanları da manipüle ederek bu oyuna dahil ediyor.
Sayın Kılıçdaroğlu’nun kaleme aldığı metinde, 80 öncesinden bugüne gelen süreçte bütün kesimler, kendi hainlerini, sahtekârlarını, mürted ve işbirlikçi münafıklarını bulabilirler.
Allah’a ve Resûlü’ne hakaret ve küfredilmesini dileyen, hakaret edildikçe seçim meydanlarında bunu kendisine yakıt yapan BOP anlayışının işbirlikçisi olan Uğur Dündarlara lânet!
ADIMLAR
Kılıçdaroğlu’nun mezkur mektubu:
Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim!
Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…
Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik -kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken- ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar…
“Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…
Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey.
Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik… Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik.
1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…
Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik.
Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz!
Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım.
Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de…
Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de…
Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de…
Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de…
Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük.
Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük…
Pislikler döküldü yürüdük…
Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.
Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz.
Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.
Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem.
Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım.
Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.
Tarih kimi affedecek, kimi affetmeyecek? Bu soruyu da not düşelim zaman göstersin…
Bu vesileyle de vatanperver gazetecimiz Sayın Mehmet Ali Birand’ı saygıyla anmış olalım. Onun şahsında bütün gerçek gazetecilere selam olsun…
“Bizim Uğur”lar sizin olsun, Tarıklar bizimdir…
Kalın sağlıcakla…
KEMAL KILIÇDAROĞLU
Cumhuriyet Halk Partisi 7. Genel Başkanı / Anadolu’nun Kemâl’i










