MAVİ MÜREKKEP
Burhan Halit KOŞAN
Yaptığımız veya yapacağımız tercihlerle hayat serencamımıza ya yeni yeni bir öğe ekler ya yeni bir unsur ekleriz. Takdir hakkımızı kullandığımız veya kullanacağımız tercih şıkları, aynı zamanda zihniyet dünyamızı, kültür kodlarımızı ve duygularımızın parametrelerini de ele verir. Kendi tercihlerimiz olduğu gibi şahsımızla ve fikrimizle alâkası olmadığı hâlde bizim tercihimizmiş gibi, bizim fikrimizmiş gibi gösterilenler de olabilir. Dilinin dikenlerinde boğulan meymenetsizlerin isnat ettiklerinin menfi yansımalarıyla karşılaşıyoruz da.
Müesses nizâmdan aldıkları cesaret ve dış teşvikler karşılığında beşinci kol faaliyeti yapan örgütlü yapıların menfi propagandası karşısındaki suskunluğumuz, bilmediğimizden değil, muhatap almadığımızdan ve uzun soluklu bir savaşı, iradesine hâkim olanın kazanacağını bildiğimizdendir. Elbette ki, çok yakın ve uzak çevremizin müşahitliğini yapan ferasetimiz ve uzak sahillerde çalkantıları etikleyecek şamarımız var.
Malûmun ilâmı olsa da ister fert, ister teşkilât, ister devletler bazında tayin edici ana unsurun, tuz, su ve ekmekten daha aziz olan fikirdir. Aynı zamanda saf fikirden doğma strateji ve stratejiye bağlı taktik unsurunun olduğunu da takdir edersiniz. Biz ki, Oğuz nesliyiz ve Ay ışığında yürüyenleriz; bu yapay çağın karanlığını da Allah’ın el fenerlerinden bir fener olan Kumandan’ın inşa ettiği aziz fikri kuşanarak ve yürüdüğü istikamette yürüyerek aşabiliriz… Ve şöyle buyurdu Üstadımız:
“Geçitlerin, kilitlerin yalnız onda şifresi;
İşte, işte o eteğe sarılmadan geçilmez!”
“Mavi: Kelime-i Tevhidin nuruna işaret eder!” (*)
Aksiyonun heybetli figürü, benim yakışıklı Efem böyle buyurdu ve aksiyonun bu heybetli figürü katledildi. Ancak insan türünün iblisi olan mürteci, yobaz, sahtekâr, fırıldak, politikacı haydutlar ile beşinci kol faaliyeti yapanlar hayatta kaldı ve ne hazindir ki, dünya çapında bir ivme kazanıyor. İskeletle zina eden ve aksiyonun süresini çalan Cumhuriyet cehennemi gibi çeşit çeşit batıl yönetimler ile bu yönetimlerin düzeneği olan ve örümcek ağı hükmündeki beşerî akımlar da insanlığın aksiyon süresini çalıyor ve oyalamaya devam ediyor. Bundan dolayıdır ki, günümüz insanlarının tercihleri siyah ile beyaz veya hak ve batıl arasındaki tercihler değil, şer yelpazesinden seçebileceği bir tercihtir. Bu durum, kuşkusuz her bir insanın gerilmesini tetikliyor ve sinirlendiriyorsa da gerçek durum budur. Hayır hasenat yaparak, Deccalın gelişini geciktirelim!
Reçetesiz her bir tenkit hükümsüz olduğu gibi, mutlak fikre yaslanmayan her bir reçete de nisbî, yani göreceli olmasından dolayı yine hükümsüzdür. Fizikî ve metafizik mânâda sırtını mutlak fikre yaslayan Mavi Bayrağın mirasçısı olduğumuza göre mühür de bizimdir.
İşte bu sağduyudur. Evet, gerçek sağduyu, maddede ve mânâda bütün mukaddes değerlerimizi eşya ve ruhlara nakşetmekle birlikte pusulasını şaşırmış ve istikâmetini yitirmiş bu çağın yalanlarını, yapmacık ve ikircikli dilini sobelemekle alâkalıdır. Yani kötülükleri, iyiliklerinden çok olmasına rağmen iyiliklerini pazarlayanlara aldanmayacağımız gibi, yaptıkları iyilikleri, kötülüklerinden kat be kat fazla olan kalender meşrepli insanlarımızı da yok saymayacağız.
Allah Resûlü’nün vekilharcı ve bu çirkef çağın yakışıklı ve mihver insanı olan Salih Kumandan’ın, “Mavi: Kelime-i Tevhidin nuruna işaret eder!” buyruğu malûmunuzdur. Fizik ile metafiziğin veya matematik ile edebiyatın nadiren buluştuğu ve müşterek oldukları formüllerden biri olan bu formülün yansıması her bir insanda farklı olabileceği gibi çıktıları da farklı olabilir. Hani demem o ki, mavi mürekkebe banmamış cümleler beyhude, mavi mürekkepli mührün onaylamadığı bütün yasalar illegâl ve hukuksuzdur.
Belki bugün belki şu gün, belki bugün belki ilerde değil, sorumluluğumuzun farkındalığı ile hemen şimdi çekirgeleri kovayım. Çirkinliğin ve çirkefliğin bataklığındaki müesses nizâmın doğal âleme olan mesafe, mesafe uzaklığı ve metafiziğe olan nefreti, referans aldığı Batı dünyasının batıl yansımalarıdır. Batıl, ne cennete ait bir fotoğraf karesi ne cennetin çevre peyzajını sunamaz. Batıl, bir resim veya bir fotoğraf karesinden ziyade bulut oluşturur, yani hezeyan, yani şizofren hastasının halüsinasyonlarını vaat ediyor ki bunlar da gerçekdışıdır.
Hani demem o ki, müesses nizâmın kanı ve canı çekiliyor. Can çekişen, ne arayışa girebilir, ne güç birliği yapabilir, ne de başkaldırabilir.
Azizim, son olarak şunu eklemeliyim ki, ruha neşe vermeyen müesses nizâmın getirdiği serkeş sarhoşlukla, iki dünya arasındaki duvarları eriten ve ruha neşe veren Mavi Bayrağın getirdiği cezbe (kendinden geçme) hâli bir değil, apayrı hallerdir.
(*) S.M. – Ölüm Odası, No: 352










