NAH KALKINIRIZ!

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Eski Bakan Erdoğan Bayraktar X hesabından yaptığı paylaşımda kullandı bu ifadeyi. Şöyle dedi:

“Bir ülkenin Köy nüfusunu %30-35 civarında tutmazsanız, şehirde ne varsa”KÖYE” getirmezseniz, hele hele fiilen köy olan yerleşim birimlerine mahalle ismini koyarsanız, nah kalkınmaya devam edebilirsiniz. <Bu mesaj düzenlendi>”

Bayraktar bir inşaatçı olmasına rağmen köye, köylüye ve dolayısıyla tarıma dikkat çekiyor… “Bu mesaj düzenlendi” notuyla da vurgusuna da dikkat etmemizi özellikle istiyor…

Söyledikleri de sapına kadar doğru.

Kalkınmanın temeli köydür, tarımdır, ziraattir.

Büyük Doğu’nun iktisadî temeli de tarıma dayalıdır.

Bugün ise köylü, çiftçi, müstahsilin anasından emdiği süt burnundan getirilmekte.

Çiftçiler ilk defa yollara çıkıyor, eylem yapıyor, yolları trafiğe kapatıyor, seslerini duyurmaya çalışıyor. Sadece bir bölgede de değil, yurdun dört bir tarafında…

Bir tarafta açıklanan taban fiyatlarla çiftçinin emeği hor görülürken, diğer yandan yaşanan susuzluk, kuraklık, enflasyon gibi dertlerle uğraşan çiftçi, ürettiği mala kıymetini verecek alıcı bulamayınca malını dökmeye, bedava dağıtmaya başladı.

Tütünden tut fındığa, buğdaydan tut arpaya, çaydan tut domatese, pamuktan tut patatese, kaysıdan tut mısıra… Aklınıza gelen hemen her ürün çeşidinde durum üç aşağı beş yukarı aynı.

İngiliz Mehmet’in uyguladığı IMF’siz IMF programı gereği bu böyle. Enflasyonu, üretimi destekleyerek düşüreceği ve işsizliği de engelleyeceği ve dolayısıyla da bir sürü içtimai probleme de daha ortaya çıkmadan mani olacağı yerde, maliye ve vergi yoluyla yükü dar gelirlerin sırtına yıkarak, üretimi baltalayarak, altta kalanın canı çıksın diyerek, zengini daha zenginleştirici, kapitalisti koruyup kollayıcı ihanet düzeni… Aç kalan, açıkta kalan insanlar hırsızlığa, fuhşa, mafyalığa, uyuşturucu ticaretine yönelecek, aileler dağılacak, okullar boşalıp kahveler ve cezaevleri dolacak. Köylü şehre moğol akınına devam edecek… Bir zaman sonra nisbeten üst kesimlerde zahirde bazı iyileşmeler görülürken, “başardık” diyecekler ama problem ahlâksızlaşma ve yozlaşma olarak alttan alta devam edecek. Yük fakir fukaraya yıkılmış olacağından, onlar da bu bedeli açlık, sefalet, beslenme geriliği, içtimai yozlaşma olarak ödeyecekler ve itiraz edenlerin sesi polis jopuyla kısılacak… Toplum olarak kapitalizme çoluk çocuklarımızın bir kısmını daha kurban ederek güya bu krizi atlatmış olacağız ve politikacılar da olanca yüzsüzlükleriyle bize başarı hikâyeleri anlatacaklar.

Yıllardan beri uygulanan bu politikalar neticesi köylü toprağına küstürülüyor. Toplum düzeni dinamitleniyor…

Sonra?

İki yıl ekilmeyen topraklar cebren kiralanacakmış.

Artan maliyetler, düşük tutulan taban fiyat ve hak ettiği payın kendisine verilmemesiyle küçük işletmecinin altından kalkamayacağı yük haline gelen, getirilen çiftçilik… Köylüye ulaştırılmayan sosyal imkânlar da cabası… Köyler boşaldı, topraklar ekilmez hale geldi… İnsanlar ekip biçemeyince boş kalan araziler büyük işletmecilere, yabancılara peşkeş çekilecek. “Osmanlı’da da benzer uygulama vardı” demesin kimse. Orada bu türden sistematik politikalarla köylünün toprağından küstürülmesi söz konusu değildi. Arızi durumlar söz konusuydu. Şimdi ise durum arızi değil, sistematik. Köylü sistematik olarak toprağına küstürülüyor ve köylü için yanlış, vurguncu kapitalizm için fayda sağlayacak bu sistemin neticesi, boş kalan topraklar vurguncu kapitalistlere, AKP’nin koruyup kolladığı vurgunculara, milletin şeyine koyarak nirvanaya ulaşanlara peşkeş çekilecek.

“Ordular midesinin üzerinde yürür!”

İHA-SİHA olmadan da savaşırız ama buğday olmadan nah savaşırız!

Her meselede olduğu gibi -resmin bütünü göz önüne alındığında- AKP’nin bu konuda söyledikleri de “Felix Culpa” dan ibaret…

Önemli olan dengeli ve orantılı büyümedir. Organlardan biri aşırı gelişirken diğerleri zayıflıyor ve kangren oluyorsa, aşırı büyüyen organa bakıp övünmek, bunu gösterip sağlık iddiasında bulunmak kadar abes bir şey olabilir mi? Tabi daha işin içindeki katakullilere değinmiyoruz bile. Mesela, o kadar övündükleri bu silahlardan bir tanesini, ABD’nin “satamazsın” dediği tek bir ülkeye satabilmişler mi? Meselâ Rusya’ya veya Filistin’e verebilmişler mi? Biz üretiyoruz ama Amerika’ya veya Amerika’nın müsaade ettiklerine satabiliyoruz. Yani esasında yine Amerika için üretip, bundan dolayı da üretmemize ve para kazanmamıza müsaade edilmiş olunduğunun farkında değil miyiz?

Evet, bunları üreten teknik ekibin başarısına diyeceğimiz yok ama mesele siyasette bitiyor. Teknik ekip ne kadar başarılı olursa olsun, son karar mercii siyaset ve o teknik ekip de siyasetin emrinde.

Meselelere sistem şuuru ile yanaşan siyasî akıl ve irade olmalı.

Nah kalkınırız!

Bu sözü biz söylesek, “bunlar zaten doğuştan reis düşmanı” derlerdi ya, iş bizim söylediğimiz noktaya geldi. Yani biz fikir plânında gidişteki yanlışları söylerken, artık yanlışlar fikirden öte gözle görülür, elle tutulur noktaya geldi ve itirazlar bizzat AKP içinden yükselmeye başladı. Biz yanlışları söylerken, bize olmadık hakaretleri edenler pişkin pişkin vazetmeye devam ediyor.

Ülke elden gidiyor, vatan elden gidiyor, din elden gidiyor ne gam. Düşünmeyi iptal ederek ezberlenmiş sözleri tekrarlamakla bir şey söylediklerini zannedenlerin ülkeyi getirdiği nokta şimdilik burasıdır. Bu kafayla gidilirse bu günler daha iyi günlerimiz…

Ne demişti Kumandan Mirzabeyoğlu:

“Bizsiz olmaz!”

Bu sadece kuru bir lâf değil, arkasında insan ve toplum meselelerini çözmeye dair sistem çapında bir teklife dayanıyor. Sistem çapında teklif ne demek daha bunu bilmiyor, anlamıyorlar. Ondan dolayı da “bizsiz olmaz” sözünü de. Çünkü sistem çapında teklifi olan bizden başkası yok da ondan.

Yukarıda anlatmaya çalıştık, meselenin tek bir boyutu yok. Bir yerdeki arıza, diğer taraflarda başka problemlere sebep oluyor. Çözüm, meseleler sistem bütünlüğü içinde ele alınır ve bu çapta ortaya konulursa mümkün olur ve böyle bir teklifi olan da bizden başkası yok.

Bu kibir değil, doktorun yerde yatan hastanın etrafını sarmış kalabalığa, “açılın, ben doktorum!” nidasıdır… Mesuliyetin gereğidir. Yani doktorluk iddia eden, sistem çapında teklifi olan varsa buyursun, teklifini ortaya koysun…

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin