ÜLKEYİ BU KAFA BATIRIYOR

Alâaddin Bâki AYTEMİZ

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, tv100’e konuk oldu ve canlı yayında Kübra Par’ın sorularını cevapladı.

“Par’ın, “Ticaret Bakanı Ömer Bolat dedi ki ‘Afgan çobanlar olmazsa tarım ve hayvancılık yapılamaz.’ Hakikaten Afganlar olmasa biz çoban bulamayacak mıyız?” sorusuna Yumaklı ”Tarım futbol gibi herkesin bir fikri var. ‘Sizin mutlaka bir köye dönüş projesi geliştirmeniz lazım’ deniyor bana peki o zaman sizin çocuğunuzdan başlayabilir miyiz diyorum ‘Yok benim çocuğum olmasın’ diyorlar demek ki biz gerçeklerden hareket edeceğiz” yanıtını verdi.

Başyücelik rejiminin iktisadî temelini tarım oluşturur. Bu Türkiye’yi gerçekten kalkındırmanın, ekonomisini düzeltmenin de tek yoludur. Bugünkü ekonomik model zaten kriz ve felâket üretmekten başka bir işe yaramıyor. Diğer yandan bu model aynı zamanda Batı’ya köle olmamızın da sebeplerinden biri. Ekonomik bağımlılık, hayatımızın her alanına da sirayet eden yanlış politikaları dikte etmelerine sebep oluyor. Mesela, para vermezler korkusuyla LGBT vs dayatmalarına ses çıkarılamıyor… Kısacası mesele basit bir iş bilmezlik veya belli bir konudaki yetersizlikten ibaret değil ve öyle de kalmıyor. Kapitalizm bir sistem olarak üzerimize çullanıyor ve sistem çapındaki bir saldırıya da ancak sistem çapında bir müdafaa ve karşı taarruzla cevap verilebilir.

Yumaklı’nın, “köye dönüş projesi” diye ifade ettiği şeyin ruhu, köylünün toprakla yeniden barıştırılması. Bunu yapması gereken de iktidar. AKP iktidarı dün başa gelmedi. 22 yıldır iktidardalar ve yaptıkları icraatların neticesi ortada. 22 yıldır iktidar olan bir anlayışın temsilcisi olan Tarım Bakanı, gelinen noktada mazeret sıralıyor… Erdoğan’a sorarsan, çoban isterse tekeden teleme çalar… Lafa gelince bunu söylüyorlar ama kendisi ve bakanlarının ülkeyi getirdiği durum ortada. Mazeret bulmaktan başka bir şey yaptıkları yok.

Mazerete bak: Sen çocuğunu ver desem, “yok, benim çocuğum olmasın!” deniyormuş…

Oysa, “Köye dönüş projemiz o kadar başarılı oldu ki, yığın yığın talep var, talepler arasında seçim yapmakta zorlanıyoruz” demesi gerekirdi.

Bu konuda bir ön çalışma yapıldı. Anadolu’da, bir ilimizde İş Kur bünyesinde çalışan arkadaşlarımız bu yönde bir araştırma yaptı ve olumlu tepkiler, müsbet cevaplar aldı Sayın Bakan… Bir çok işsiz, kendilerine yapılan “kırsalda çalışır mısınız?” teklifine, kendilerine sunulan şartlar dahilinde müsbet cevap verdiler… Halihazırda mevcut olmayan bir projenin tasviri karşısında olumlu cevaplar alınabiliyorsa, böyle bir projenin hayata geçirilip müsbet neticelerinin görülmesi ile nasıl bir teveccühe mazhar olunacağı izahtan varestedir.

Meselenin özü kapitalizm. Kapitalizm bize güvenlik sağlamıyor; Lübana’da patlayan elektronik cihazların işaret ettiği mânâlardan biri de bu. Ekonomimiz zaten bir türlü düzelebilmiş değil. İçtimaî düzenimizi bozuyor oluşu ayrı felâketken siyaseten de bağımlığımıza sebep olması tam felâket… Nasıl kurtulacağız? (İmam Hatip açmakla kapitalist tüketim toplumu olmaktan kurtulunmaz. İmam Hatip’li tüketiciler, kapitalizmin abdestli namazlı müritleri yetiştirilir ancak. Bu açıdan bakılacak olursa, Hulusi Akar’ın söylediklerinin de içi boş. Kapitalist sistemde ahlâk eğitimi olmaz, öğretimi olabilir. 22 yıldır niye yapamadılar hem, akılları yeni mi başlarına gelmiş?) Bakan da kapitalist sistemin kölelerinden biri ve kapitalizme kafa tutamaz. Tutacak olsa zaten orada olamaz. AKP de iktidarda kalamaz… Yani kapitalistlere istediği gibi hayt-huyt efelenebilir, bağırıp çağırabilir ama kapitalizmin gereklerini yerine getirdikten, yani bir mafya düzeni olan kapitalizmde “baba”ya haracını verdikten sonra, bu tür efelenmeleri takmaz kapitalizm. Hatta haracı almaya devam edebilmek için, adamın kendisine karşı koyuyor gözükmesini gerekli de bulur ve bu tür sözde kafa tutuyor hamlelerini, tolere edilebilir marjlar içinde görür ve değerlendirir. (Netenyahu’nun, “Amerika bana istediğim silâhları versin de istedikleri kadar sövsünler” lafını unutmayalım) Ama tek laf etmese, haracı vermeye itiraz etse, her şey değişir. Bakan burada bir şeyi doğru söylüyor, istemeden itiraf ediyor, köye dönüş projesi kapitalizmin “gerçekleri” karşısında, kendileri gibi kapitalizmden başka kuş tanımayanlar nezdinde uygulanabilir değil. Yani, “baba”ya haracı vermeye devam edeceğiz itirafı…

AKP iktidarı, Büyük Doğu’yu gerçekleştirmeyi değil, ihanetini temsil eder. Hem kapitalist kalıp hem de Büyük Doğu’yu gerçekleştirme iddiası yalanların en büyüğü olsa gerek.

Tarım, bizim için hayatî önemi haiz. Ülkemiz için en stratejik sektör. Mânâmızın tezahür edebilmesi için gerekli madde şartının başında tarım gelmekte. Maddesine tahakküm edemeyen ruhu ruhtan saymayan anlayışımızla, bu ülkenin gerçek kalkınma hamlesinin dayanağını da tarım oluşturacaktır. Gerçek bir Büyük Doğu projesi bunu gerektirir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin