ŞİMDİ OCAK KIZIŞTI

Alâaddin Bâki AYTEMİZ

Üstadım’ın gözleriyle hâdiseyi değerlendirdiğim zaman, söylenecek tek söz şudur: “İşte şimdi ocak kızıştı!”…Biliyorsunuz Allah Resûlü, Huneyn gazasında İslâm ordusunun bir anlık dağılışını tek başına ileri atılışla taarruza döndürürken böyle demişti… “İşte şimdi ocak kızıştı!”… Kendisine yapılacak işkence sırasını beklerken, “Kumandan’a işkence yapıyorlar!” diye ağlayan gençleri görünce, kalbime taşkın bir heyecanla bu mânâ dolmuştu…” (Adımlar – Salih Mirzabeyoğlu)

İsrail dün gece Lübnan’a kara harekatına başladığını duyurduğunda benim de kalbime dolan mânâ bu oldu: Şimdi ocak kızıştı…

7 Ekim 2023’te Aksa Tufanı ile başlayan süreç…

Husiler, Hizbullah, Irak ve Suriye’deki direniş gruplarının Gazze’ye destek için devreye girmeleri… Tabiî ki Batı Şeria’nın da…

Suriye ve Irak direnişinin Amerikan üslerini hedef alışı, ölen coniler. Yine Irak ve Suriye’den İsrail’in içlerine, limanlarına yönelik dron ve füze saldırıları.

Yemen’den Ensarullah’ın gerçekleştirdiği operasyonlar ABD donanmasını rezil edişleri, diz çöktürüşleri. İsrail’e uyguladıkları ambargo… İsrail limanlarına yaptıkları füze atışları ile Elyat’ın adeta hayalet limana dönmesi… Yine Amerikan uçak gemisi ve zırhlılarını vuruşları ki Amerika, bunların çoğunu fiyakası bozulmasın diye sakladı…

İsrail’in İran elçiliğini vurması akabinde İran’ın İsrail’e düzenlediği füze atışları ile İsrail’in fiyakası tam bozuldu. İsrail’in dokunulmazlığının nihayete erdiğinin altı kalınca çizilmiş oldu. Tek kurtarıcısı ABD ve işbirlikçileri. Onlar olmasa İsrail olamayacak… Ortaya çıkan realite buydu.

Hizbullah…

Düzenli ve istikrarlı bir şekilde İsrail’in askerî hedeflerini, gözetleme ve dinleme istasyonlarını vurdular. Adeta İsrail’i kuzeyde kör ve sağır ettiler. Kuzeydeki işgâlci yerleşimcilerden onbinler, hatta yüzbinlercesi toprakları terketmek, köyleri, kasabaları boşaltmak zorunda kaldı. Hizbullah’ın bu kararlı eylemleri karşısında İsrail daha fazla dayanamadı ve ağırlığı Gazze’den Hizbullah’a çevirmek zorunda kaldı..

İsrail’in konsepti şu: Savaş her zaman var ama hayat devam eder. Cephede savaş sürerken insanlar işlerine, eğlenceye, alışverişe, plajlara gitmekte beis görmez. Üretim ve tüketim devam eder. İşte Hizbullah buna son verdi. Hayat akışı durdu İsrail’in işgâl ettiği toprakların kuzeyinde. Hizbullah’ın yaptığında kabul edilemez nokta burası. Hani birileri Hizbullah füze attıkça, “danışıklı dövüş” diyordu ya utanmadan, ahlâksızca… Hizbullah’ın füzeleri İsrail’in sonunu getirecek bir süreci açmıştı oysa. Ve zaten süreç Nasrallah suikasti ardından kara savaşına evriliyor. Hani danışıklı dövüşüyordu Hizbullah İsrail’le? Tabiî bu utanmaz ahlâksızlar yediklerini muza ve hıyara tevilde mahirdir. Ne desen boş bu ruhu piçleşmişlere… İnsan olan utanır ve takkesini önüne alıp düşünür… Bunlar bu üstün analizlerle müslümanlığı temsil edecekler, İslâm’ı dünyaya hâkim kılacaklar bir de… İnsan olan bunlardan utanır ve iğrenir…

Biz devam edelim…

Eylül’ün 17’sinde çağrı cihazları suikastleri geldi. Peşinden yine bombalamalar, suikastler derken ayın 27’sinde bu defa Hasan Nasrallah’ın katledildiği saldırı gerçekleştirildi. Sonrasında yine bir iki suikast saldırısı derken dün, 30 Eylül’de kara harekâtının başladığı haberi…

Hizbullah istikrarlı bir şekilde gerçekleştirdiği saldırıların meyvesini toplama noktası gelmiş oldu. Zira daha önce de belirttik, Hizbullah’ın İsrail’e kara harekatı yapması mümkün değil. Oysa İsrail kışkırtılabilir ve kara harekatına zorlanabilir. Bu da oldu.

1999’da Kumandan Mirzabeyoğlu’nun, 11 Eylül’de El Kaide’nin ve yine 2006’da Hizbullah’ın yaptıklarıyla muhataplarını kara harekâtına zorlamaları gibi…

Düşmanın üzerine gidecek imkânın yoksa, onu kışkırt, üzerine çek, o sana gelsin…

Şimdi İsrail bir kere daha Hizbullah’ın üzerine gidiyor, gitmeye mecbur kalıyor…

Niye?

Onca suikast, bombalama, güç gösterisine rağmen netice alamıyor…

Kim almış ki?

Suikastlerle, uzaktan bombalamalarla netice alınacak yer var, alınamayacak yer var. Netice alınamayacak yerde bunlar yetmez. Böylesi durumlarda netice kara harekâtına bağlıdır. Şayet netice alınamayacak yerde iş sadece suikast seviyesinden ibaret kalırsa, akıbet Hasan Sabbah’ınki gibi olur…

Yani tarih boyunca suikast taktikleri denenmiş ve bundan sonra da denenecektir ama bu taktiklerle alınacak neticenin bir haddi vardır. Uzaktan bombalamalar, teknolojik suikastler vs, tüm bunlar, kara harekâtının gerek olduğu yerde, bunun yerini tutmaz.

Dolayısıyla bu taktiklerdeki başarı ne olursa olsun, kendi haddi içinde değerlendirmek gerekir.

One thought on “ŞİMDİ OCAK KIZIŞTI

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin