SAVAŞ, İSRAİL ORDUSUNA ZOR GELMEYE BAŞLADI
Lübnan’a karadan işgal etmeye çalışan İsrail ordusu, ağır kayıplar verdi. İsrail ordusunun verilerine göre, Lübnan’daki kara saldırılarındaki çatışmalarda 33 İsrail askeri öldü. Üstelik Lübnan’a yönelik saldırılarının gerekçesi olan İsrail’in kuzeyindeki toplulukların evlerine dönmeleri sağlanamadığı gibi durum, İsrail açısından daha da kötüleşti. Lübnan’dan İsrail’e atılan füzeler ve İHA saldırıları İsrail’in iç kesimlerine yayıldı ve bu saldırılar her gün İsrail’in kuzeyi başta olmak üzere onlarca yerleşim yerinde sirenlerin çalması ve insanların sığınakları koşmasına neden oluyor.
“Artık siyasi çözüm mümkün”
Bu gelişmeler ışığında İsrail ordusu “Lübnan’da hedeflerin çoğuna ulaşıldığına” yönelik haberler servis etmeye başladı. İbranice yayın yapan Walla’da yer alan habere göre İsrail ordusu artık Lübnan’da siyasi bir çözüme varılmasının mümkün olduğuna inanıyor.
Kuzey Komutanlığı’na göre, Lübnan-İsrail sınırına yakın sıcak temasın yaşandığı köylerdeki Hizbullah altyapısının büyük kısmı ile silahların çoğu sahada imha edildi.
İsrail ordusunun bu açıklamalarını, nihai olarak savaşın devamına veya bittiğine karar verecek olan İsrail hükümetine bir mesaj olarak okumak gerekiyor. İsrail ordusunun, Gazze cephesinde savaş devam ederken Lübnan’a kara operasyonu düzenlemesine itiraz ettiği biliniyordu.
İsrail ordusunun asker bulamamakta sıkıntı çekmesi de başlıca sebeplerden…
Gazze Şeridi’ne yönelik İsrail işgalinin üzerinden bir yıldan fazla zaman geçerken İsrail ordusunun yedek askerleri tükenmiş durumda. Geçtiğimiz ay Lübnan’da yeni bir cephe açan İsrail, savaştıracak asker bulmakta zorlanıyor.
7 Ekim 2023’ten bu yana yaklaşık 300 bin yedek asker savaşa çağrıldı. Bunların yüzde 18’ini, normal şartlarda muaf tutulması gereken 40 yaş üstü erkekler oluşturuyor.
İsrail’in resmi açıklamalarına göre 7 Ekim 2023’ten bu yana 777 asker öldürüldü. Çatışmalarda binlerce İsrail askeri de yaralanarak savaş dışı kaldı.
Asker krizi sebebiyle yedek askerlik süreleri uzatıldı. Bazı yedek askerler 6 aya varan sürelerle normal hayatlarına devam edemiyor olmaktan şikayetçi.
İsrailli bir yedek asker olan Ariel Seri-Levy, binlerce kez paylaşılan bir sosyal medya paylaşımında “Boğuluyoruz” dedi. Seri-Levy, 7 Ekim saldırısından bu yana dört kez askere çağrıldığını söyledi ve İsrail’in “Lübnan ve Gazze’de kalmasını” isteyenlere seslendi:
“Bu savaşı sona erdirmek zorundayız çünkü askerimiz kalmadı. Ülkeme hizmet etmem gerektiğine hala inanıyorum ancak verdiğimiz tavizler çok büyük.”
İki çocuk babası bir başka yedek asker de AFP’ye isminin açıklanmaması koşuluyla konuştu ve “yorgunluk ve moral bozukluğuna bir de işimi kaybetmem eklendi” dedi.
İsrail yönetimi yedek askerler için asgari bir gelir garantisi verse bile, birçok serbest çalışan savaş nedeniyle iş yerlerini kapatmak zorunda kaldı.
Devam eden savaş, birçoğu askerlik hizmetinden muaf tutulan Ultra-Ortodoks Yahudilerin askere alınmasına ilişkin kamuoyu tartışmalarını artırdı.
İsrail Demokrasi Enstitüsü’ne (IDI) göre Ultra-Ortodokslar İsrail’deki Yahudi nüfusunun yüzde 14’ünü oluşturuyor ve yaklaşık 1.3 milyon kişilik bir nüfusa sahipler. Askerlik çağına gelen Ultra-Ortodokslardan yaklaşık 66 bini muaf tutuluyor.
Harici ve Mepa News’te yayınlanan yukarıdaki haberlere biz de şunu ekleyelim: Lübnan’da verilen zayiatların İsrail ordusu açısından olağanüstü seviyelerde seyretmesi karşısında İsrail ordusu savaştan kaçmak için ne gerekiyorsa yapıyor. Şayet savaşta istediklerini alıyor olabilselerdi, hiç böyle davranırlar mıydı?
Hatırlanacağı üzere, İsrail’in Lübnan’a karşı kara harekatını başlattığını duyurmasıyla birlikte, “ocak şimdi kızıştı” tesbitinde bulunmuştuk. Hizbullah’ın 2006 zaferinin tecrübesi ve envantere ekledikleri yeni silâh ve mühimmatlarla çok daha öldürücü bir savaş makinası inşa ettiği, o günden bu güne kazdıkları tünellerle çok daha hazırlıklı olduğu apaçık ortadaydı. Ve savaş, her ne kadar teknolojik hava üstünlüğü İsrail’in elinde olsa da, göğüz göğüse yaşanacak çarpışmalar ve gerilla tipi asimetrik savaşta İsrail ordusunun avantajı pek kalmıyor. Bundan dolayı da durmadan sivil yerleşim yerlerini bombalayarak ve lider kadrosuna suikast düzenleyerek netice almaya çalışıyorlar. Bu suikast politikası, Hizbullah gibi devletleşmiş-kurumsallaşmış bir yapıya İsrail’in propaganda ettiği çapta bir zarar veremez. Neticeyi, göğüs göğüse yaşanacak muharebeler belirleyecektir ki Hizbullah 2006’da kazanmıştı, şimdi kazanmaya daha yakın…










