KATLİAMIN ARKASINDA ABD VAR

Rusya’nın BM Daimi Temsilci Vasily Alekseyevich Nebenzya’nın 2 Ekim 2024 tarihli BM Güvenlik Konseyi toplantısında Orta Doğu’daki duruma ilişkin konuşması

Ne yazık ki Orta Doğu bölgesi tam anlamıyla gözümüzün önünde yeni bir büyük savaşın uçurumuna doğru sürükleniyor ve Güvenlik Konseyi de bunu çaresizce izliyor. İsrail’in Gazze’deki insanlık dışı askerî operasyonu, uluslararası toplumun durdurulması yönündeki yoğun taleplerine rağmen devam ediyor. Şiddet sarmalının Lübnan-İsrail sınır bölgesi, Yemen ve Kızıldeniz’deki durumun daha da kötüleşmesine yol açtığı tahmin ediliyor. Ancak İsrail yetkilileri diplomasinin imkânlarını kullanmak yerine dertlerini zorla çözme yolunu tercih etti. Ve Amerikalı suç ortakları her konuda onlarla birlikte hareket ederek Güvenlik Konseyi’nin çalışmalarını felce uğratıyor.

Sonuç olarak Lübnan, İsrail askerî makinesinin yeni kurbanı oldu. Lübnan şehirlerinin yoğun bombardımanının ardından, güney komşusu, bu ülkeye kara operasyonu başlattı. Ayrıca Hamas Yürütme Konseyi Başkanı İ. Haniyye, Hizbullah Genel Sekreteri H. Nasrallah ve İsrail karşıtı hareketlerin diğer bazı liderlerinin öldürülmesi de dahil olmak üzere bir dizi siyasî tasfiyeye rağmen tam iki ay boyunca bu koşullar altında olağanüstü bir itidal gösteren İran da çatışmaya katıldı.

Batılı meslektaşlarımızın konuşmalarından, Konseyin bugün karşı karşıya olduğu tek sorunun İran’ın füze saldırısına verilecek yanıt olduğu izlenimi ediniliyor. Durumun böyle bir değerlendirmesiyle diplomatik süreçte hangi role güvenilebileceğini hayal etmek zor. Sanki bütün bunlar “boşlukta” olmuş gibi. Sanki Lübnan’da, Gazze’de, Suriye’de, Yemen’de hiçbir şey olmuyor ve bu da büyüyen Orta Doğu çatışmasının yeni, en tehlikeli turuna yol açıyor.

Rusya, Lübnan’a yönelik saldırıyı şiddetle kınıyor ve İsrail yetkililerine askerî operasyonları derhal durdurmaları ve Lübnan topraklarından askerlerini geri çekmeleri çağrısında bulunuyor. Halihazırda sayıları binlerce olan yeni sivil kayıpları için hiçbir gerekçe görmüyoruz. Silâhlı saldırıya maruz kalan dost Lübnan’ın liderleri ve halkıyla dayanışmamızı ifade ediyoruz. Kurbanların ailelerine ve dostlarına içtenlikle başsağlığı dileriz.

Hem İsrail’in tüm saldırı ve askerî operasyonlarını durdurma, silahlı kuvvetlerini güney Lübnan’dan çekme ve Lübnan topraklarının işgâline son verme yükümlülüklerini hem de Hizbullah’ın Litani Nehri’nin kuzeyindeki birimlerini geri çekme yükümlülüklerini içeren 1701 sayılı Güvenlik Konseyi Kararı’nın tam ve kapsamlı bir şekilde uygulanmasını talep ediyoruz. .

İsrail tarafının, İsrail işgâli nedeniyle öngörülemeyen risklere maruz kalan Lübnan’daki BM Geçici Gücü’nün güvenliğini titizlikle sağlaması gerekiyor. Mavi Miğferliler’in yaşamını ve sağlığını tehdit etmenin savaş suçu teşkil edebileceğini hatırlatırız.

H. Nasrallah’ın öldürülmesini de şiddetle kınıyoruz. Onu ortadan kaldırmak için Lübnan’ın başkentindeki bir yerleşim bölgesine bir ton ağırlığında 80’den fazla bombanın atılması tiksindiricidir. Sonuç olarak 6 çok katlı bina yıkıldı. Bu gibi durumlarda bu eylemin nasıl bir seçiciliğinden bahsedebiliriz? Bu siyasi tasfiye Lübnan ve tüm Ortadoğu için feci sonuçlara gebedir. Batı Kudüs’tekiler bunu anlamazlıktan gelip kasıtlı olarak olayları tırmandırıyor. Dolayısıyla, İsrail tarafı, İsrail nüfusu da dahil olmak üzere, ortaya çıkan tırmanış ve sonuçlarının tüm sorumluluğunu taşımaktadır.

BM Güvenlik Konseyi, uluslararası barış ve güvenliği koruma görevinin bir parçası olarak, İsrail’i düşmanlıkları derhal durdurmaya zorlamalı. Siz ve ben, siyasi ve diplomatik bir çözümün koşullarını oluşturmak için her türlü çabayı göstermekle yükümlüyüz. Bu bağlamda Tahran’ın daha fazla çatışmaya girmek istemediğine dair verdiği sinyali not ediyoruz.

Sayın Başkan,

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi son zamanlarda Filistin-İsrail çatışması alanında şiddeti durdurmadaki yetersizliği nedeniyle sık sık ve haklı olarak eleştirilmektedir.

Aynı zamanda, çalışmalarımızı takip edenler çok iyi bilirler ki Güvenlik Konseyi’nin 15 üyesinden 14’ü çoktan tarafları barışa zorlamak için gerekli tedbirleri almış ve böylece binlerce masum kadın, çocuk ve yaşlının hayatını kurtarmış olurdu. Ve İsrail, ABD’nin koşulsuz ve her şartta koruması altında olduğunu hissetmeseydi, bu kadar küstahça davranamaz ve uluslararası hukuku hiçe sayamazdı. Washington, Ortadoğulu müttefikinin hatırı için Güvenlik Konseyi’ndeki veto hakkını 5 kez kullandı ve Temmuz ayının başından beri meşhur “Biden Plânı”nın ve Hamas ile İsrail arasında bir anlaşma yapmak için yürüttüğü ’sessiz diplomasinin” reklamını yaparak hepimizi kasıtlı olarak yönlendirmeye çalışıyor. Hamas ile İsrail arasında bir anlaşmaya varmak için sessiz diplomasi… Dürüst olmak gerekirse, tüm bunlardan, Washington’un bu dolaylı müzakereleri kendi kendine yaptığı yönünde güçlü bir izlenim ediniliyor.

Bu nedenle İsrail Başbakanı’nın, daha önce BM Genel Kurulu kürsüsünde açıkça militarist bir konuşma yaparak, Hizbullah liderini ortadan kaldırma ve bölgesel gerilimin en tehlikeli turunu New York’tan başlatma emrini vermesi çok semboliktir. İşte tam da böyle bir “düet”le karşı karşıyayız sevgili meslektaşlarım. Mesele sadece ahlâkî ve siyasî destek de değil, aynı zamanda Washington’un 42.000 Filistinlinin yok edilmesine rağmen hiçbir şey olmamış gibi İsrail’e milyarlarca dolarlık silâh göndermeye devam etmesi ve hiçbir arabuluculuk çabasına ihtiyaç duymadan insanlık dışı desteğini sürdürmesidir.

Sonuç olarak, her şeyi tüketen çatışmanın alevleri giderek daha da genişliyor ve İsrail’in bölgedeki komşularını giderek daha fazla tüketiyor. En büyük ve en tehlikeli yanılsama, büyüyen bu ateşten İsrail’in zarar görmeden kalabileceğidir.

Bu alevler, geri kalan İsrailli rehinelerin hayatlarını tüketirken, Batı Kudüs’tekiler, tüm bunlar plânlarının bir parçasıymış gibi davranmaya devam ediyor. Bu arada İsrail kamuoyunu da görmezden geliyorlar.

Bir diğer tehlikeli yanılsama ise İsrail’in, ciddi askerî üstünlüğüyle, kendi sebep olduğu krizle, tek başına baş etmeyi plânladığıdır. Oysa, İsrail liderliğinin, bölgedeki ana rakibi İran ile ABD arasında ne pahasına olursa olsun doğrudan bir çatışmayı kışkırtmaya çalıştığı giderek daha açık hâle geliyor. Washington’un bunu anlayıp anlamadığını söylemek zor ama şu âna kadar bu oyun “İsrail notlarına” göre oynanıyor. Ve eğer son aşamaya ulaşırsa, çatışma hayal edilemeyecek bir boyuta ulaşabilir ve sadece Ortadoğu’yu değil, tüm dünyayı tehdit edebilir. Böyle bir senaryoyu önlemenin ortak çıkarlarımıza olduğuna inanıyoruz. Amerikalı meslektaşlarımızın nihayet “ışığı göreceklerine” ve BM Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi olarak sorumluluklarının tam olarak farkına varacaklarına inanmak isterim.

Sayın Başkan,

Orta Doğu’daki mevcut durumdan çıkmanın tek yolunun, çatışmaların etkili bir şekilde sona erdirilmesini ve mevcut BM Güvenlik Konseyi kararlarının uygulanmasını mümkün kılan Konseyimizin elindeki tüm kapsamlı araçları kullanmak olduğunu düşünüyoruz. Diğer girişimler doğası gereği palyatif olacak ve gerekli etkiyi getirmeyecektir. Çatışmanın taraflarını, rehinelerin ve mahkumların değişimi ve bölgeye tam ve engelsiz insani erişimin organize edilmesiyle birlikte Gazze’de derhal ateşkes sağlamaya zorlamaktan başka bir alternatif görmüyoruz. Bu, Filistin meselesinin, hepimizin sürekli olarak desteklediği “iki devlet” ilkesine dayalı, uluslararası kabul görmüş bir temelde barışçıl çözüm sürecinin yeniden başlatılmasının temelini atacaktır. Çabalarımızın ikinci vektörü de açıktır: Lübnan’ın güneyinde derhal ateşkes yapılması ve genel olarak, çatışmaya doğrudan veya dolaylı olarak katılan tüm tarafların güçlü adımlar, provokasyonlar ve nefret dolu söylemler nedeniyle reddedilmesi.

Sayın Başkan,

Bugünkü BM Genel Sekreteri’nin İsrail’de istenmeyen adam ilan edilmesi haberi, eşi benzeri görülmemiş ve son derece kaba bir karardır. Bu sadece BM’nin değil hepimizin suratına atılmış bir tokattır. Konsey üyelerini ve BM üyelerini bu çirkin adıma yanıt vermeye çağırıyoruz.

Bir kez daha tekrar ediyorum, Konsey bu sorunların çözümü için gerekli araçlara sahiptir. Tek sorun siyasî iradenin varlığıdır. Ve bizde var. Senden ne haber? Herkesi bu soruya mümkün olan en kısa sürede cevap vermeye çağırıyoruz!

İlginiz için teşekkür ederiz.

Kaynak: https://russiaun.ru/ru/news/middleeast0210

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin