MAFYA İRADESİNİN DÜZENİ

Selim GÜRSELGİL

Vuran vurana… Kim kimi vurabilirse… Herkes kendi çapında mafya… Herkes gözüne kestirdiğine racon kesiyor… Herkesin elinde bir silâh… Ve herkes usta atıcı; 100 m’den sineği gözünden vurmayana şöyle böyle diyorlar.

Atalarımız güzel söylemiş: Ne ekersen onu biçersin.

Mafyaya sevgiler, saygılar, itibarlar ektin; her yer mafya doldu. Siyaset öldü. Siyaset yapanlar en büyük düşman bellendi; vatan haini sayıldı. Siyaset sadece zenginlerin, dalkavukların, vurguncuların -yeni modasıyla- kaçakçıların bir çatı altına toplanıp yapabilecekleri bir şey addedildi. Ama mafya öyle mi? Tümü “vatanına milletine bağlı insanlar”dı. Enayi mi mafyacı? Niye vatanına milletine bağlı insanlarız nutuğu atmasın ki? Bu tılsımlı sözü söyledi mi, işlediği bütün suçlara göz yumulabiliyor, ön kapıdan alınıp arka kapıdan salınabiliyor, mehtap gibi.

Mafyayı vatansever kabul edip siyaseti vatan haini sayan bu bozuk zihniyet ülkeyi bu hâle getirdi. Bugün sokaklarda her sıkılan mermide, her tutulan kabzada onun parmak izi var. Onun ne adalet içinden çıkabiliyor, ne emniyet. Bu zihniyet ülkeyi kaosa sürüklüyor.

Bu zihniyetin mafyası bitmediği gibi hocaefendisi de hiç bitmiyor. Dün F. Gülen’di, bugün Rasputin Hz. İkbâlini düzenin bekasına ısmarlamış, bugün kimi ihbar etsem de kendimi sahiplerime sevdirsem tasasından başka hiçbir endişe taşımıyor. Düzen beka bulunca o da ikbâle erecek; ölme eşeğim ölme yaza yonca bitecek. Ama küçük bir sorun var; winter is coming!

Bu zihniyet ister istemez değişecek. Bir gün, er geç o gün gelecek, fikrin hürriyet kapıları açılacak; suça, zorbalığa öldürücü yumruk indirilecek. O gün Türkiye’de siyaset bambaşka bir hâl alacak; zenginlerin, dalkavukların, vurguncuların, kaçakçıların mesleği olmaktan çıkıp, halkın, gençliğin hakikat ve adalet için icra ettiği bir sanat olacak. O gün şeriatın geldiği gün olarak yıllarca kutlanacak.

Ama önümüz kış. İster istemez öyle. Büyük ve küçük günâhların tabiatın yalçın hakikatine toslayacağı, tarihin kendisine ihanet edenlere bedel ödeteceği, şiddetin ve soğuğun gittikçe artacağı bir mevsim. Bu mevsimde ne yazık ki güzel gün yok; varsa da parmakla sayılıp akılda tutulacak kadar az. Her güzelliğin çevresine bir vahşetin tüneyeceği, her şeyin tadının kaçacağı ve bu her şeyi saran karanlıktan az veya çok herkesin nasibini alacağı bir meşakkat günü. Onu yaşayacağız. Yaşıyoruz. Bizi bunu yaşamaktan alıkoyacak ne yazık ki hiçbir irade yok. Tek irade mafyanın iradesi, düzensizliğin, kaosun iradesi.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin