SİYASET VE TİYATRO
Selim Gürselgil
İnsanlar, olaylar onların kafalarındaki şablonlara sığmayınca, olan bitene bir mânâ veremeyince “tiyatro” deyip işin içinden sıyrılmak istiyorlar. Lâik kesim bunu 15 Temmuz için yapmıştı: Olan biteni anlamayınca “tiyatro” deyip geçmişti. Oysa ortada bir tiyatro değil, gerçek bir darbe girişimi vardı, akan kanlar boya değildi, ölenler rol icabı değil gerçekten ölmüşlerdi.
Bugün de İslâmî kesimin bir kısmı aynı pozisyonda. Ortada iki tane sevmedikleri güç var. Bunlar arasındaki vuruşmalara bir mânâ veremiyorlar, “tiyatro” deyip geçiştiriyorlar.
Fakat olan biten herkesin gözü önünde oluyor. Gazze’de olanlar nasıl kanlı canlı gerçekse, Lübnan’da, Suriye’de, Yemen’de olanlar da aynı şekilde gerçek. İran’ın İsrail’e gönderdiği füzeler film hilesi değil, gerçek füzeler. İsrail (ve ABD) İran’a karşılık verirse bu da aynı şekilde gerçek bir karşılık olacak.
Öncelikle bu gerçeği bir görmek gerekiyor. Ama gördüğüne inanmak istemeyenlere bunu anlatamazsın. Tiyatro olduğuna inanan inanmaya devam edebilir; benim onlara aksini kanıtlamak gibi bir amacım olmadığı gibi tartışmak da istemiyorum.
Olayların kafa karıştırıcı olduğunu kabul ediyorum. Basit ezberlere ve küçük şablonlara sığmayan esrarlı bir tarafı olduğu doğru. Sözgelimi -birkaç gündür işitiyorum- “Suriye’de Türkiye’ye hava sahasını kapatan Rusya, İsrail’e niye ses çıkarmıyor?” diyorlar. Aslında cevabı o kadar zor değil, ama ABD ile kedi-köpek gibi olan Rusya’nın İsrail’e neden ses çıkarmadığı kafaları karıştırıyor. Öncelikle Rusya İsrail ile iyidir. Ticaret hacimleri de oldukça yüksektir. İsrail’in bir ricası ile Rusya Hizbullah’ı feda edebilir; ki kesinlikle bilgi verilmiş olmalıdır. Bununla beraber Rusya’nın Suriye’de İsrail’e karşı koyacak kadar gücü de yoktur. Rusya eğer İsrail’e karşı koyarsa, ABD gemilerine karşı kendi askerini koruyamaz. Onun için ses çıkarmıyor, görmezden geliyor. Ama bu, bu güçlerin hiçbir zaman savaşmayacaklarını, hep bir denge pozisyonunda duracaklarını göstermiyor. Yani Ortada bir tiyatro yok; siyasetin ve çıkarların silâhlı ve silâhsız uygulanma alanları var. Hepsi gerçek; yüzde yüz gerçek.
Peki tiyatro hiç mi yok? Sanata tamamen kapılar kapalı mı? Hayır, tiyatro da çok var. Meselâ İsrail’e gönderilen gemiler, Filistin’e gönderiliyor gibi gösteriliyorsa işte bu tiyatrodur. Bulgaristan’a, Yunanistan’a, Romanya’ya yapılıyormuş gibi gösterilen ticaret aslında İsrail’e yapılıyorsa bu bir film hilesidir. İran asarız keseriz diye atıp tutuyor, ABD gemilerini görünce barış çağrıları yapıyorsa bu da rol icabı görülebilir.
Kısacası tiyatro, hayatın kendisinde bir miktar hep vardır. Sanat, gerçeğe tutunmuş, onda gizlenmiş bir şeydir. Onu oradan çekip ayırana da sanatkâr derler; çekip ayıramıyorsa şabloncu olur. İşin bizcesi budur.
Not: Yazarımızın yazısını olduğu gibi yayınlarken, Rusya’nın İsrail’in bir ricasıyla Hizbullah’ı feda edebileceği gibi kimi görüşlere de katılmadığımızı belirtiriz.










