TARİHTE TÜRKLÜK
Selim Gürselgil
Abbasî dönemine gelindiğinde Türkler İslâm dünyasında iyiden iyiye kendilerinden söz ettirmeye başlamışlardı. Fakat onlardan tek söz edilme biçimi askerlikleriydi. Türkler iyi askerler, iyi savaşçılar olarak bilinirlerdi. Hangi imparatorluk yahut sultan onları yanına çekerse o rakiplerine daha kolay üstünlük sağlayabiliyordu. Fakat onlar büsbütün sadık sayılmazlardı. Sık sık itaatsizlik, disiplinsizlik, kargaşalık çıkarırlardı. Bu yüzden Abbasî döneminde Türklerin yararından çok zararı olduğunu savunan pek çok kimse vardı.
Bu dönemden itibaren Türklerin birtakım kitaplara girmeye başladığını görüyoruz. Yine dediğimiz gibi, askerî yönleriyle bahsolunuyor ve ferdî bir hasletinden söz edilmiyor. Türkler arasından bir âlim, bir sanatkâr çıkması beklenmiyor. Onlar sadece orduda yer verilmesi gereken iyi savaşçılar. O dönemde Türklerin en gelişmişi olan Hazarların bile bir tane yazarı, tarihçisi bulunmuyor; steplerde itiş kakış halinde yaşıyorlar. Aklınıza Farabî, İbn-i Sina, Birunî gibi isimler gelebilir; ne var ki bunlara biz bugün Türk diyoruz, o gün onlar kendilerini Türk olarak takdim etmiyorlar. Böyle bir gayretleri yok. Hatta kitaplarında Türk ismi geçecek olduğunda “medeniyetsiz, hayvanî yığınlar” olarak geçiyor.
Bugünkü akademisyenlerimiz bu yazarların bu tip ifadelerini genellikle makaslıyorlar. Mesela Birunî, döneminde çok yaygın olan “hayvan tavırlı insanlar” kategorisinde Türkler ve Habeşleri zikreder; onları insan ve hayvan arasında görür. Fars ve Arap yazarların kitapları Türkler hakkında bu tür küçümseyici ve aşağılayıcı ifadelerle doludur. Hepsinin ismini vermek istemiyorum. Bilhassa Ehl-i Sünnet dışı akımlarda beliren muharrirler, felasife ve diğerleri diyelim. Bu çığırın en sonunda gelen İbn-i Teymiyye ve İbn-i Haldun zaten koyu Arap milliyetçisi ve Emevici bir tutum takınırlar. İbn-i Teymiyye, İslâm’ı kabûl eden Moğollara karşı cihad ilan eder; İbn-i Haldun ise Türklerin nüfûz ettiği Mısır’ın doğusunu yok edilmesi gereken diyar olarak görür.
Zaman zaman Ehl-i Sünnet âlimlerinin kitaplarına da Türkler hakkında bu tür küçümseyici ifadelerin girdiğini görüyoruz. Şunu diyebiliriz ki, Türkler hakkında, onların gelecekte tarihte oynayacakları büyük rol hakkında yazan -bildiğimiz- tek âlim, Muhiddin-i Arabî’dir. Türkler, İslâm âlemindeki Büveyhî istilasına son verdikten sonra ve bilhassa Malazgirt Zaferi’nin ardından İslâm dünyasında siyasî olarak önemli bir konuma geleceklerini hissettirmişlerdi. Fakar Araplar ve Farslar’dan sonra üçüncü olarak “medeniyet kurucu” bir rol oynayacaklarını -Kaşgarlı Mahmud’u saymazsak- ilk hisseden ve bu hususta yazan Muhiddin-i Arabî’dir.
Türkler hakkında küçümseyici ifadeler, kitaplarda, Türkler Anadolu’ya girdikleri sıralarda hâlen devam ediyordu. Osmanlı döneminde yazıp çizen, kökeni Türk olan bazı kimselerin satırlarına da bu ifadeler yansıdı. Ancak şu bir gerçek ki, Osmanlı döneminden itibaren “Türk” kelimesi, İslam dünyasında “barbar” anlamını yitirerek “asil” anlamını kazandı. Bir çok Araplar bile kendi soyluluklarını vurgulamak için kendilerini Türk soyundan göstermeye başladılar. Bugün Yemen’den Mısır’a kadar Arap ülkelerinin pek çoğunda -hatta Afrika’da- Türk kelimesinin bu yeni anlamının izdüşümlerini görebilirsiniz. Hamas bile yaptığı açıklamalarda Türkler’den bahsederken “asil millet” tabirini sürekli kullanır.
Osmanlı dönemi sadece Türk tarihinin zirvesi olmakla kalmadı, İslâm tarihinin de -Asr-ı Saadetten sonra- en görkemli atılımı oldu. Osmanlı ile beraber Türk ismi bütün dünyada “güç” ve “asalet” ile birlikte anıldı. Batılılar Türk olmayan Osmanlı unsurlarına, Araplara bile “Türk”, “Turko” dediler. Müslüman olan nice kavimler de kendilerini Türk olarak bildiler. Türk isminin yeniden hor görücü ve aşağılayıcı bir sıfat haline gelmesi yenidir; son yüzyılda oluşmuştur.
Türkler, geçmişte yıkıcı, adeta yıkmak için yaratılmış bir kavimdi. Osmanlı ile birlikte yapmanın, oldurmanın, gerçekleştirmenin de -hiç olmazsa- istidadına sahip olduklarını gösterdiler. Gelecekte tarih sahnesinde yeniden ortaya çıkarlarsa -ki bu ortaya çıkış bugünkü Türk’ü yıkmakla kabildir-, yepyeni bir ileriliğin temsilcisi olacaklarına, “asalet” sıfatlarının yanına aynı zamanda “bilgelik, hikmet” sıfatını da ekleyeceklerine itimat edilebilir. Zira onu bu yönde yoğuracak Büyük Doğu-İbda vardır ve -şimdilik- sadece buradadır.
Türklerin Anadolu’ya girişlerinden bahsederken daha zengin bir literatür sunabilirdim. Moğol istilâsı sırasında, Moğollar -Şiî- Fars bürokrasisini Anadolu’ya hâkim kılarak Türkleri öyle müthiş aşağıladılar ki, Türkçeyi bile yasaklamaya kalkıştılar. Türk olmak, en aşağı bir hâl olmak anlamına geliyordu. Farsça tüm Türklere adeta dayatılmıştı. Karamanoğlu Mehmed Bey’in Türkçe için yaptığı çıkış, işte bu aşağılama karşısında bir çıkıştır. Nedense Kemalistler bunun sebebini anlatmıyorlar. Sanki Karamanoğlu Mehmed Bey “Türkçe ibadet” yanlısıymış gibi gösteriyorlar. Hâlbuki o, Memlüklerden aldığı destekle, Türklerin yok edilmeye çalışılmasına tepki gösteriyor.
Bu konuda yapılacak ikinci ilâve, Türk dilinin ve kimliğinin Çağatay döneminden itibaren oturmaya başladığıdır. Hatta Osmanlılar başlangıçta tüm kültür varlıklarını Timur’un çocuklarından aldılar; şiirde, musikide, şivede onları taklit ettiler. Bağımsız bir Türk kimliği Osmanlıların yükseliş dönemiyle birlikte gelişti.
Barish (@darkwooder21)
Yani kavmi asabiyet saikiyle mi Ibn Teymiyye r.h. Moğola kılıç çekti? Üstad,insaf ve adl Allah için. Tespitlerini beğenerek okuyorum lakin Şeyhe karşı amansız ve nâhak bir menfi tutum görüyorum yazılarında.
Selim Gürselgil (@gurselgil)
Yok atrniyet mümkün değil.
Kavmi asabiyet demeyelim de mevali olarak görüyor, benim anladığım kadarıyla.
Barish (@darkwooder21)
Üstadım şayet menfi bir mevâli algısı söz konusu olsa benzer tutumu Türkmen Memluk sultanlarına göstermesi gerekmez miydi? Bakınız hususen Sultan Kalavun’a olan hürmeti ve bağlılığı. Sizden hususen istirhamım yeniden bir İbn Teymiyye okuması yapmanız.
Selim Gürselgil (@gurselgil)
Tavsiyeniz için teşekkür ediyorum. İlk fırsatta yeniden okuyacağımdan emin olabilirsiniz. Çünkü bu bilgiler -haklısınız- bende epey eskidi.
Barish (@darkwooder21)
Eyvallah üstadım. Birikiminiz yanında bu zarif yanıtınız mesrur etti.










