PATRİKHANEYE TESLİM OLANLAR, SURİYE’Yİ FETHEDİYORMUŞ….

Lozan Artık “Paramparça”ymış!..

Müyesser YILDIZ

Patrik’in Son Unvanı

Yüzlerce kez yazdık; Fener Rum Patriği Bartholomeos, Lozan’a aykırı olarak “Ekümenik” unvanını kullanıyor, yani dünyadaki 300 milyon Ortodoksun dini lideri olduğunu iddia ediyor.

Maalesef, ABD başta olmak üzere AB ve dünyanın hemen hemen tüm ülkeleri de onu “Ekümenik” sayıp“devlet başkanı” olarak ağırlıyor. Dahası; artık Erdoğan’ın Sarayı’na da “Ekümenik” unvanıyla davet ediliyor.

2 yıl önce Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli, “Türkiye’de ekümenik diye bir kurum ve görev tanımı yoktur. Lozan Antlaşması gereğince, Fener Rum Patriği’nin siyasi ve idari işlerle uğraşmaması, ülkemizdeki Rum-Ortodoks vatandaşlarımıza ruhani hizmet vermesi hüküm altına alınırken, Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir din görevlisi olmasının dışında hiçbir statüsü de olamayacaktır.” şeklinde tepki gösterdi

Patrikhane’nin bağlı olduğu Fatih Kaymakamlığı, “ekümeniklik iddiasının hukuki gerçeklerle bağdaşmadığını” açıkladı

Ve dahi Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “Fener Rum Patrikhanesi’nin konumuna ilişkin devlet politikamızda herhangi bir değişiklik olmadığı izahtan varestedir.” dedi…

Ama Patrik Bartholomeos ve dünya bildiğini okuyup “ekümenik” demeye, Ankara da seyretmeye devam ediyor!..

Buyurun, iki sıcak örnek:

Ayın 13’ünde “Dünya Politikası Konferansı” için “ekümenik” unvanıyla Birleşik Arap Emirlikleri’ne giden Bartholomeos’u Dubai Havaalanı’nda Yunanlı yetkililerin yanı sıra Konsolosumuz Onur Şaylan karşılayıp uğurladı. Büyükelçimiz Tugay Tunçer, Bartholomeos onuruna akşam yemeği verdi.

Artık bunlar vaka-ı adiyeden.

Patrik Bartholomeos 20 Aralık’ta bir de Noel açıklaması yaptı. Açıklamada hangi unvanı kullandı, biliyor musunuz?

Hellenic Archbishop of Constantinople-New Rome and Ecumenical Patriarch”; yani “Konstantinopol-Yeni Roma Helenik Başpiskoposu ve Ekümenik Patrik” unvanını!..

Erdoğan’a Kim “Rica” Edebilir?

Asıl meseleye gelelim.

Üç gün önce Cumhurbaşkanlığı, Erdoğan’ın “Fener Rum Patriği Bartholomeos’u kabul ettiğini” duyurdu. Başka da bir açıklama yapılmadı. Patrikhane ise uzun bir açıklamayla neler görüşüldüğünü anlattı.

Yaklaşık yarım saat süren görüşmede Patrik Bartholomeos, “Antakya Patrikliği ile aralarındaki tarihi bağlardan bahsedip Suriye’deki tüm azınlıkların güvenliğinin sağlanması konusunda destek rica etmiş”… Erdoğan’a “Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılabilmesine yönelik çalışmaların başlatılmasından dolayı teşekkürlerini iletmiş”“işlemlerin hızlandırılması hususunda da yardım ricasında bulunmuş”… Keza 2025’te 1700’üncü yılı kutlanacak olan Birinci İznik Konsili’ne bizzat Bartholomeos’un daveti üzerine katılacak olan Papa Francesco’nun ziyareti konuşulmuş.

Medyamız da Fener Rum Patrikhanesi’nin yaptığı “I. Bartholomeos Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü” başlıklı bu Türkçe açıklamayı kullandı. Ancak Patrikhane’nin aynı konuda yaptığı Rumca bir açıklama daha vardı.

Bu açıklamanın ise hem başlığında hem içeriğinde, “Ekümenik Patrik” denilirken; Erdoğan’ın Ruhban Okulu konusunda, “tam destek sözü verdiği” vurgulandı.

Şimdi o açıklamaların ayrıntılarını yorumlayalım.

Rica” ifadesi, eşit statüdeki kişiler tarafından kullanılır. Veya üst kademedeki, alt kademedeki birisine “rica” eder. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde hangi Türk vatandaşı Erdoğan’a “rica”da bulunabilir?!

Bartholomeos’a ziyaretinde Kadıköy Metropoliti Emmanuel ve Rum cemaatinin önde gelen isimlerinden Laki Vingas refakat ederken, Erdoğan’ın yanında Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan’ın yanı sıra Cumhurbaşkanlığı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç vardı.

Neden Patrikhane Fatih Kaymakamlığı’na bağlı olduğu halde İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya değil de Dış Politika Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç?

Başlı başına şu tablo, Lozan’ın hilafına, aynen emperyalistlerin istediği üzere Fener Rum Patrikhanesi’nin, “ekümenikliğin”, Ruhban Okulu’nun bir “dış politika” konusu olduğunun kabul edildiği anlamına gelmiyor mu?!

Bahçeli Bu Anlaşmaya Ne Diyor?

İktidara geldiklerinden bu yana AKP’nin Yunanistan ve ABD’ye “açma” sözü verdiği Ruhban Okulu meselesine geçelim.

Emperyalistlerin bu okulun hangi şartlarda açılmasını istediğini, Türkiye’nin ise Anayasa ve Tevhid-i Tedrisat Kanunu’nu deldirmemek için o şartlara karşı çıktığını bilenler biliyor.

Ama Erdoğan “söz” verdi ya, yıllardır bu okulu açmanın yolu aranıyor. Şimdilerde işin öncülüğünü de neredeyse tüm okulları tarikat ve cemaatlere teslim eden Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin yapıyor.

Türkiye’nin bundan pek haberi olmadı; geçtiğimiz 5 Kasım’da Fener Rum Patrikhanesi’nden bir heyet “ilgili makamlarla koordinasyonunun” ardından Bakan Tekin’i ziyaret etti. Ziyaretin sebeb-i hikmetinin, “53 yıldır kapalı olan Ruhban Okulu’nun yeniden açılmasına gösterdikleri ilgiden dolayı hem Bakan Tekin’e hem de Erdoğan’a teşekkür etmek” olduğu belirtilirken şu dikkat çekici bilgiler verildi:

Kilise heyeti, Bakan ve ekibi tarafından sıcak bir şekilde karşılandı. Ekümenik Patrikhane’nin, Ruhban Okulu’nu devletin daha önce planladığı gibi bir ruhban okulu (İmam Hatip Okulu benzeri) olarak değil, iki fakülteli özel bir Vakıf Üniversitesi olarak yeniden açma niyetinde olduğu teyit edildi. Bakan bu öneriye katıldığını ifade etti ve Patrikhane’nin önerilerini, yapılan karşılıklı fikir ve görüş alışverişiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’na ileteceği sözünü verdi.”

Sözkonusu formülün anlamı herhalde önümüzdeki günlerde netleşecektir. Şimdilik sadece, “Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin de bundan haberi, daha önemlisi onayı var mı?” diye sormakla yetinelim.

Bahçeli’nin görüşü neden mi önemli?

Eğer bu konuda da fikir değiştirmediyse; en başından bugüne kadar hep şunları söyleyegeldiği için:

AKP hükümetinin Yunanistan’ın ve AB’nin dayatmasını kabul etmesinin hukuki ve siyasi anlamı ve sonuçları şu olacaktır: Bir Türk kurumu olan Patrikhane’nin başındaki Patriğin tüm dünya Ortodokslarının ruhani lideri olarak her türlü idari ve siyasi tasarrufları Türkiye tarafından resmen tanınacak, bu tasarrufların Türk iç hukuku bakımından yansımaları ve doğuracağı hukuki sonuçlar kabul edilecek, Patrikhane tüzel kişilik kazanarak Lozan’da belirlenen çerçeve dışında her türlü faaliyetlerde bulunacak ve böylece Lozan Antlaşması delinerek Patrikhane siyasi bir statüye kavuşacaktır.”29 Ocak 2008

Ekümenik Patrikhane tanımından rahatsızlık duymamak, Heybeliada Ruhban Okulu’nu açma teşebbüsleri… düşkünlüğün yapı taşlarıdır.”25 Mayıs 2010

Bilinmelidir ki, Fener Rum Patriğinin sözde Ekümenik unvanı devletimizin kurucu anlaşması Lozan’a tamamen aykırıdır… İstanbul’un Vatikan benzeri bir minyatür veya şehir devleti haline getirilerek ele geçirilmesi amacının ısrarla sürdürüldüğünü görmemek için de kör olmak gerektiği kanaatindeyiz. Bunun yanı sıra, Heybeliada Papaz okulunun açılması için AKP ve dostları fırsat kollamaktadır… Bizim; kalbinde kilise, ağzında cami olanlara verilecek vatanımız, feda edilecek insanımız, heba edilecek değerimiz olmayacaktır… Biz Ekümenik’i bilmeyiz, Papaz okulundan anlamayız; son yurdumuzda meydanı boş bulan misyonerlerin, diyalogcuların, görünmez kilise havarilerinin tezgahına katiyen düşmeyiz.”2 Aralık 2014

Kaynak: Müyesser Yıldız

29 Aralık 2024

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin