ŞERİATÇI MI TIMARHANELİK Mİ?

Selim Gürselgil

Şeriat diyorsan ‘İslâm İnkılâbı’ diye bir davan olacak. Öyle köşene çekilip günlük dualarını yaparak şeriat olmaz. Şeriat, Allah’ın insanlığa sunduğu topyekûn kurtuluş reçetesidir; İslâm düzeni ölçüleridir. Onu hayata hâkim kılmanın, yeryüzüne hâkim kılmanın davası (inkılâp davası) olmadan şeriat palavradan ibarettir; göz boyamadır; çıkar aracıdır.

Şeriat diyorsan ‘İslâmî dünya görüşü’ diye bir meselen olacak. Dersen ki, “şeriatın bir eksikliği mi var da bir de İslâmî dünya görüşü diye bir mesele olsun?”… Biz de sana deriz ki, mesele şeriatın eksikliği, ona ekleme ve ondan çıkarma meselesi değildir; mesele şeriata bakış açısı ve ona muhatap olma meselesidir. Nasıl ki mezhepler, fetvalar, hattâ hadisler, şeriatta bir eksikliği gidermek üzere ortaya çıkmadılar; ondaki gizlilikleri açık etmek ve ona bakış açısını sistematize etmek üzere ortaya çıktılar. İslâmî dünya görüşü de şeriatı hayata hâkim kılmanın vasıta sistemi ve bunun idrakıdır ki, Büyük Doğu-İbda bu idrakın ürünüdür.

    Bu idrak olmazsa ne olur? İki şey olur: Birincisi, şeriat diye insanlara ilkel bir zorbalığı dayatırsın. Şeriatı, pazar yerlerinde sopa ile dolaşıp namaz kılmayanları tekme tokat camie götürmek sanırsın. Kadınları eve tıktık mı, şeriat tamamdır sanırsın. Zamanın getirdiği bütün yeni meselelere sırtını dönersin. Ne İslâmî bir ekonomi modeli, ne hukuk düzeni tutturamazsın. İşte Vehhabilerin yaptığı gibi, hayvanı bağlasan durmayacak bir disiplin kurarsın.

    İkincisi, muhafazakâr demokrasi gibi, bütün dünya görüşü icaplarını dışarıdan alırsın. Kapitalizmin en çarpık modelini, hukukun en yozlaşmış biçimini, ahlâkî değerlerin en soysuzlaşmış örneklerini halka sunar, kendin masanın arkasında namazını kılar, iki yılda bir hacca gidersin. Bunu da dinî bir şey yapmak zannedersin. Bu, dinî bir şey yapmak değil, yapamamaktır. Yapamamanın ızdırabı varsa ne âlâ; o da yoksa fenâ!

    İslâmî dünya görüşü (Büyük Doğu-İbda) şeriat arzusunun yanında muhakkak şuuruna varılması gereken bir ihtiyaçtır. Bu olmadan, yok Kürtleri asimile edersek, yok Alevîleri Sünnîleştirirsek, zırvala dur. Tabiî Kürtler ve Alevîlerle bitmeyeceğini de bilmiyor ki… Ateistleri imân ettirmen, dağları düze indirmen, denizleri kurutup kara yapman falan lâzım… Tımarhanelik resmen!

    Bir Cevap Yazın

    Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

    Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

    Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

    Okumaya Devam Edin