DEPREM ÇİLESİ BİTMEDİ
Alâaddin Bâkî AYTEMİZ
Deprem bölgesinden yazmaya devam…
Deprem oldu, ölenler öldü. Allah rahmet eylesin…
Depremde ölmeyip sağ kalanlar, kimi yaralı, kimi bir şey olmadan atlattı depremi. İnsanlar bir taraftan acılarını dindirmeye, yaralılar yaralarını tedavi etme derdine düştü. Deprem bitti ama hayatta kalma savaşı başladı… Deprem bitti ama çilesi başladı…
Hatta yenileri ekleniyor bu çilelere…
Depremden etkilenmeyenler, yersiz, hatalı, yanlış politikalardan etkileniyor.
Depremden etkilenip verilen sözlere umut bağlayanlar, sözlerin yerine getirilmemesi, eksik getirilmesi, aldatıcı neticelerin ortaya çıkması ile bir kez daha yıkılıyor.
Verilen ilk söz, bir sene içinde deprem konutlarının yapılıp teslim edileceğiydi. Kimse inanamadı zaten… Pek bir hayal kırıklığı da olmadı dolayısıyla. Ama gel zaman git zaman, üçüncü seneye girdik… Bu defa bu sene sonunda tüm konutların teslim edileceği söylendi, göreceğiz…
Bir kısım konutlar teslim edildi… Kiminde doğalgaz yok, kiminde yol… Kiminde internet yok, kiminde okul… İnsanlar okula giden çocuklarını düşünüyor. Yol uzak, ulaşım masraflı ve zaman alıcı… Kirayı, konteynırları bırakıp gidemiyor…
Rezerv Alan rezilliklerinin ise bini bir para…

Mesela, Murat Kurum’un önünün kesen bir vatandaşla, Kurum arasında geçen diyalog, Umur Talu’nun aktarımıyla şöyle:
Vatandaş: Antakya’da ben anne babamı kaybettim. Tüm malımı mülkümü kaybettim. Rezerv alan ve riskli alan ilan ettiğiniz alanda, sizin Çevre ve Şehircilik Bakanı olarak ilan ettiğiniz alanda her şeyimi kaybettim.
Kurum: (Şaşkın bakışlar)
Vatandaş: 50 milyon dolarımı kaybettim.
Kurum: (Kafa sallıyor, belki meblağ büyük olduğu için)
Vatandaş: Devlet el koydu. Hiçbir şekilde şu an ne kira veriyorsunuz ne bir şey yapıyorsunuz. Beni hayata mahkûm ettiniz.
Kurum: Öyle olmaz.
Vatandaş: Öyle oldu ama. 5 kuruş alamıyorum.
Kurum: Hayır şey…
Vatandaş: Babamdan kalan yer üzerine 404 tane dükkân yapıldı. Bir tane dükkân vermediniz bana. Vali bana diyor ki ‘Babanın malından mı istiyorsun.’ Evet, babamın malından istiyorum.
Kurum: Bakalım yani, böyle olmaması gerekir.
Vatandaş: Yıkılmayan yerlerim yıkıldı.
Kurum: Bakalım. İlgili ilgili ilgili arkadaşlarımla görüşeyim.
Vatandaş: Ben AK Parti’de üyeyim. Bana bu yapıldıktan sonra başka vatandaşa neler yapılmaz.
Sonra ne oldu acaba?
Geçelim…
Maraş merkezde neredeyse her yeri rezerv alan ilân ettiler. Devlet, rezerv alan ilân ettiğinden dolayı, evleri yıkılacak olanlara 1 sene kira yardımı yapacağı, bunu da toplu olarak ödeyeceği sözünü vermişti. İnsanlar bu paraya güvenerek borçlandı, kimi bağ evi yapmaya girişti, kimi farklı çözüm arayışına girdi. Fakat sonradan rezerv alanların büyük kısmı iptal edildi…
Niye?
Bu projelerin altından kalkacak para yok…
Ama insanlar yıkılması muhtemel gördüğünüzden rezerv alan ilân ettiğiniz, yıkacağız, yıkılması gerek dediğiniz evlerde oturmaya devam mı etsin yani?
Ses yok…
E peki bu insanlar size güvenip borçlandı, başlarını sokacak bir yer yapmak için teşebbüste bulundu; onlar ne olacak?
Ses yok…
Deprem mahkemeleri…
En yakınlarını, sevdiklerini kaybeden insanlar soluğu mahkeme kapısında aldı…
Mahkemelerin uzun sürmesine mi yanarsınız, müteahhitlerin pişkinliğine mi yoksa mezara dönen projelere izin veren yetkililere dokunulamadığına mı? Bu binaların depremde yıkılacağı bilindiği hâlde binaları zamanında dönüştürmeyenler nerede?
Çamur içindeki yolları, depremin yıldönümünde bakanlar geliyor diye hızla yapanlar, depremden önce niye tedbir almadılar?
9 milyon kişinin imar affından faydalandığı ile övünüyorlardı, utanıyorlar mı?
Ne diyor vatandaş:
Ben AK Parti’de üyeyim. Bana bu yapıldıktan sonra başka vatandaşa neler yapılmaz.










