KÖPEK TERÖRÜ NEDEN ENGELLENMEZ?
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Ülkemizde son sürat devam eden köpek terörü ile ilgili her geçen gün yeni bir haber duymaktayız. En son gelen habere göre Adana’da iki çocuk, teröristler tarafından parçalanmaktan esnafın müdahalesi sayesinde kurtulmuş…
AKP iktidarına sorarsanız köpek terörünü bitirmek için elinden geleni yapmaktadır, bu konuda kanun bile çıkarmışlardır.
Ama hiçbir kanun kendi başına caydırıcı değildir.
Hiçbir terörist, parçalamak için bir çocuğa saldırmadan önce, “kanun çıktı, artık saldırmamalıyım!” diyerek saldırıdan vazgeçmez. Kanun çıkarttık, elimizden gelen her şeyi yaptık diyenler bunu mu demek istiyor?
Kanun uygulanması için, sosyal ve ahlâkî şartların uygunluğu yanında uygulayacak kadro, müessese ve kararlılık gerektirir.
“Saldım çayıra, mevlam kayıra” zihniyetiyle, “kanun çıkarttık, saldık çayıra, uygulayan uygulaya” demekle, iş yapmış olunmaz.
Yani bir düşünün…
Bu teröristler tepedekilerin, balkondakilerin çocuklarına, torunlarına bir saldıracak olsalar, akıbetleri milletin çocuklarına saldırdıkları ile aynı mı olur?
Niye hep garibanların çocukları bu teröristlerin saldırısına hedef oluyor?
Türkiye’de bir kanunun uygulanması için gerekli kadro, müessese ve kararlılığı ancak balkondakiler, onların çocukları ve yakınları söz konusu olunca görürüz.
Milleti takan, insan olarak gören yoktur. Zihniyetin yansıması olması bakımından , Bolu’da çıkan otel yangının da evladını kaybedene, “ağlama sesleriniz Vali Bey’e ulaşıyor ve üzülmesine sebep oluyor, ağlamayın!” denebiliyor.
Köpek terörü neden engellenmez?
Millet insan olarak görülmediğinden.
İnsan olan, diğer insanları da kendinden gören, milletle kendini aynı gören bir zihniyet, kendine ve yakınlarına olmasına müsaade etmeyeceği bir şeyin başkasına yapılmasını, “el elin eşeğini türkü çığırarak arar” havasında ele alamaz.
Mesele, bir sivilcenin vücudu saran kanser hastalığının alâmeti olması keyfiyetini haizdir.
Mesele köpek terörü meselesi değildir.
Mesele bizim insanlık mücadelemizdir.
Varoluş mücadelemizdir.
Çocuklarımızın köpeklere yem olmasına göz yuman bir zihniyete katlanacak mıyız yoksa insanca yaşamanın yolunu mu bulacağız?
İnsanca yaşamak ve yaşatmak isteyip istememe meselesidir.
Kuru kuru şikâyet ederek değil, hastalığın gerçek sebebini görüp teşhis ederek gerekli tedaviyi göze alıp alamama meselesidir.










