İSRAİL’E SALDIRAN İRAN’A DESTEK
Selim Gürselgil
Selâmün aleyküm kardeşlerim, sabah-I şerifiniz hayrolsun. Bir defa daha denememe müsaade buyurun inşallah;
- İran ve Türkiye’nin savunma işbirliğini savunmak, Şiî-Sünnî birleşmesini savunmak demek değildir.
Böyle olsaydı gerçekten de aptalca olurdu. Ortada Sünnîligin temsilcisi yok. Kim kiminle birleşiyor?
- Siyonizme karşı tarafsızlığı savunmaktan daha kötü bir taraf olamaz.
Çünkü Siyonizm insanlığın başına gelmiş en büyük kötülüktür. Türkiye için yakın tehdit ve en büyük tehlikedir.
Siyonizm’e karşı çıkanın Şii, Vehhabi, Durzi, hristiyan, (hatta Yahudi), komünist, ateist ne olduğuna bakmaksızın desteklenmelidir.
- 11 Eylül, 15 Temmuz, İran-Israil savaşı, bunların tümü kanlı canlı gerçektir. Realitedir. İnanın bak!
Hadi tiyatro olsun, yalan olsun. Burada senin tavrın gerçek ya, sen ona bak. “Tiyatrolar da bize yarar.” Nerede ne yapacağını bilen kimse için, gerçek de bahanedir, yalan da.
- İdeolojik tavır, her zaman politik tavır anlamına gelmez. Her doğru her yerde söylenmez. Bazen Hristiyanla yanyana Hristiyana karşı dövüşürsün. Bu senin Hristiyan olmanı gerektirmez. Hristiyanlarla Muslumanların birleşmesini savunduğun anlamına da gelmez. İdeoloji senin ideâllerini toplamıdır: politika ise vaktin icabı.
Başka anlaşılmayan bir yer olursa yine itiraz edebilirsiniz. Aynı şeyleri söyleyin farketmez. Demek ki en çok orası anlaşılmıyor.










