İSRAİL PROBLEMİNİN NORMATİF ÇERÇEVESİ: İSRAİL’İN TANINMASININ GERİ ÇEKİLMESİ ÜZERİNE…
Adnan DEMİR
Uluslararası toplum, İsrail meselesine yarım yüzyıldır “iki devletli çözüm” penceresinden bakmaktadır. İki devletli çözüm yaklaşımı, mevcut durumda işgâl rejimini meşrulaştıran bir rol oynar. Çözüm, devletlerin İsrail’i tanıma kararlarını geri çekmesi gerektiğidir. Uluslararası hukuk, ahlâk felsefesi ve sömürgecilik sonrası teoriler de İsrail’in tanınmaması gerektiğini doğrulamaktadır…
- Giriş: Meşruiyet Krizi
İsrail meselesi yalnızca bir toprak ihtilâfı değil, bir meşruiyet krizidir. İsrail’in kuruluşu, 1948’de yaklaşık 750.000 Filistinlinin zorunlu göçe maruz kaldığı Nakba süreciyle başlamış[1], sonrasında sistematik bir şekilde yerleşimci kolonizasyon ve mülksüzleştirme politikalarıyla devam etmiştir[2]. - Uluslararası Hukuk Perspektifi
Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi’nin raporları, İsrail’in işgâl altındaki topraklarda “ayrımcı bir rejim” sürdürdüğünü açıkça belirtmektedir[3]. İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) ve Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International) 2021 yılında yayımladıkları kapsamlı raporlarda İsrail’i açıkça apartheid suçu işlemekle itham etmiştir[4]. Apartheid, Roma Statüsü’ne göre insanlığa karşı suç kategorisinde tanımlanır[5].
Bu noktada temel bir soru ortaya çıkar:
Bir devlet, insanlığa karşı suç işleyen bir rejimi tanımaya devam ederek kendi hukuk düzeniyle çelişkiye düşmez mi?
- Normatif Tez: Tanımanın Geri Çekilmesi
Tanıma, devletler hukukunda yalnızca diplomatik bir jest değil, meşruiyet aktarımıdır. Eğer bir devlet sürekli olarak uluslararası hukuku ihlâl ediyorsa, bu tanımanın sürdürülmesi, de facto bir ortak suçluluk doğurur[6].
Bu bağlamda, İBDA Mimarı Salih Mirzabeyoğlu’nun şu sözü normatif bir manifesto olarak da karşımıza çıkar:
“Ortadoğu’da İsrail diye bir devlete yer yoktur.”
Bu cümle, İsrail’in varlık meselesini fiziksel ve meşruiyet dahil tüm yönleriyle tartışmaya açar. Burada öncelikli hedef, İsrail’in “yok edilmesi” değil, Ortadoğu’daki varlığıdır. Tıpkı Filistinlilere, kendilerini kabûl edecek başka bir devlet içinde yeniden devlet kurabileceklerinin söylenmesi gibi, İsrail de -meselâ- ABD içinde kendilerine tahsis edilecek bir toprak parçasında, yeni bir devlet kurabilir, varlığını orada sürdürebilir. Diğer yandan, böyle bir gayrı meşrû yapılanmanın mevcut uluslararası düzenin kendi normlarıyla çelişmesinden dolayı da İsrail’in bir devlet olarak tanınmaktan vazgeçilmesi gerektiğine de işaret eder.
- Post-Kolonyal Okuma
Edward Said’in işaret ettiği üzere, İsrail meselesi klâsik bir sömürgecilik sonrası krizdir[7]. İsrail’in yerleşim politikaları, Patrick Wolfe’un tanımladığı “yerleşimci sömürgecilik” modeline birebir uyar: “Bu tür sömürgecilik, yerli halkın yok edilmesini yapısal bir zorunluluk olarak içerir”[8].
Dolayısıyla İsrail’in mevcut varoluş biçimi, küresel sömürgecilik tarihinin hâlâ kapanmamış bir dosyasıdır. Filistin’in özgürleşmesi yalnızca bölgesel bir mesele değil, 21. Yüzyıl’da uluslararası düzenin ahlâkî tutarlılığının bir sınavıdır. İsrail’den “normal” davranış beklemek, normal bir devlet olabileceğini iddia etmek, İsrail’in kendi varoluş ilkelerine ters bir ahlâksızlıktır. Esasen kolonizasyon ve mülksüzleştirme politikalarıyla varolabilen sunî bir devlet olan İsrail, sunî ve sömürgeci bir rejim muamelesinden başka bir şeyi hak etmez.
- Sonuç ve Tartışma Çağrısı
Bu makale, cesur bir tez ortaya koymaktadır: İsrail’in tanınması geri çekilmelidir. Bu çağrı, öncelikle uluslararası sistemin kendi koyduğu normlara sadakatini talep eder.
Bu noktada dünya entelektüellerine, hukukçularına ve filozoflarına bir soru yöneltilmelidir:
Uluslararası toplum, ırkçı bir apartheid rejimini tanımaya devam ederek kendi ahlâkî zeminini nasıl koruyabilir?
Kaynakça :
· [1] Morris, B. (2004). The Birth of the Palestinian Refugee Problem Revisited. Cambridge University Press.
· [2] Pappe, I. (2006). The Ethnic Cleansing of Palestine. Oneworld Publications.
· [3] UN Human Rights Council (2022). Report of the Independent International Commission of Inquiry on the Occupied Palestinian Territory, including East Jerusalem, and Israel. A/HRC/50/21.
· [4] Human Rights Watch (2021). A Threshold Crossed: Israeli Authorities and the Crimes of Apartheid and Persecution.; Amnesty International (2022). Israel’s Apartheid Against Palestinians: Cruel System of Domination and Crime Against Humanity.
· [5] Rome Statute of the International Criminal Court, Article 7(1)(j).
· [6] Crawford, J. (2012). Brownlie’s Principles of Public International Law. Oxford University Press.
· [7] Said, E. (1979). The Question of Palestine. Vintage Books.
· [8] Wolfe, P. (2006). Settler Colonialism and the Elimination of the Native. Journal of Genocide Research, 8(4), 387–409.










