RÜŞVET ALGISI VEHAMETİ
Ahmet ÖLÇÜLÜ
Eskiler, kimi suçlar veya gayrı ahlâkî durumların toplumda konuşulmaya başlanması hususunda, “şuyuu vukuundan beter” tabiri kullanırlardı. Şimdi böyle bir tabloyla karşı karşıyayız. Şöyle:
Bir aile, komşuları tarafından “AB fonuyla yüksek kazanç sağlayabilirsiniz ama Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Oktay Saral rüşvet istiyor” denilerek dolandırılıyor. Mağdurlar “Dolandırıldığımızı Oktay Saral’a ulaşınca anladık” diyorlar…
İnsan bu, dolandırabilir de dolandırılabilir de…
Her ne kadar dolandırıcılık insanlığa sığmasa da…
Ama bu hadisede en vahim olan, Cumhurbaşkanı Başdanışmanının rüşvet alabileceğine dair millette oluşmuş algı, intiba. Adamı Cumhurbaşkanı Başdanışmanı rüşvet istiyor diye dolandırmışlar. Demek ki bu millet Cumhurbaşkanı Başdanışmanının rüşvet alabileceğine ve bunun da normal olduğuna kanaat getirmiş. “Cumhurbaşkanı Başdanışmanı rüşvet alamaz, bu adam bizi dolandırmak için yalan söylüyor” dememiş. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı elbette rüşvet almıyor ama, bu ne cüret, bu ne cesarettir ki, adı kullanılabiliyor ve onun adını kullananlar, “Cumhurbaşkanı Başdanışmanı rüşvet almaz” denmeyeceğinden eminler. Oluşan içtmaî algı, hadisenin vukuundan beter…
Her taraf dolandırıcı dolu ve milletin nazarında Cumhurbaşkanı Başdanışmanı bile rüşvet alabilir…
Millette oluşan bu yanlış intibaı düzeltmek için ne yapılıyor, ne yapılması düşünülüyor?
Bu yanlış intibaın sebebi nedir?
Bu intiba bir günde oluşmadı herhalde…
Böyle bir intibaın oluşmasından dolayı utanması gerekenler kimler?
“Biz ne yaptık da millet bizi rüşvetçi görüyor” diye utanırlar mı?
“Biz ne yapıyoruz da millet bizi bu gözle görüyor” diye, nefs muhasebesine yanaşırlar mı?
Torpil eleştirisi sonrasında, “utanmıyor musunuz?” sorusuna, “utanmıyoruz!” demediler mi!..
Şayet içlerinde utanacak olan varsa, milletin kendilerini nasıl gördüğü ortada.
Hastalıktan kurtulmanın ilk şartı, hastalığını kabûl etmektir. Hastalığı kabûl etmeyen tedaviye de yanaşmaz…
O hastalık toplumu içten çürütüyorsa?..
Toplum kendini hastalıktan korumak için gerekli tedbirleri almak zorunda kalır.
O gün elbet gelir!










