CİNNET VE CİNAYET REJİMİNİN AĞIR FATURASINI ÇOCUKLARIMIZ ÖDERKEN

Ahmet ÖLÇÜLÜ

Önce Urfa’dan gelen haberle sarsılmışken, birkaç saat önce Maraş’ta meydana gelen vaka ile adeta yıkıldık.

Ve bütün gözler okullara, eğitim sistemine dikildi.

Biz ise aile olarak Cuma gününden itibaren, liseye giden çocuğumuzun yaşadıklarından dolayı, eğitim sistemi kaynaklı olarak zaten sıkıntılı günler yaşamaktaydık… Üstüne bir de bu hadise geldi…

Tabiî bizim yaşadıklarımız Urfa ve Maraş’ta yaşananlara göre pek hafif kalır ama, Urfa ve Maraş’ta yaşananlar cinsinden vakaların, bizim yaşadığımız cinsten basit ve hafif hadiselerin birikmesi, pişmesi ve nihayetinde patlaması neticesi yaşanmadığını kim söyleyebilir?

İlk çocuğumuzun okula başlamış olmasından bu yana 18 sene geçmiş… O günden itibaren eğitim sistemi ile karşı karşıyayız.

Okullarda, öğretmenlerde, sistemde, velilerde, öğrencilerde… Problemler bitmiyor…

Hiç değilse, toplumda yaşanan problemler okullara aksediyor, o da gelip bizim çocuğumuzu bulabiliyor…

Bu problemlerin çözümüne bir nebze de olsa katkımız olsun diye okul aile birliklerinde de görev aldık. İyi ki de almışız. Böylece yaşanan problemlerin sebebinin, kaynağının çok derin ve çetrefilli olduğunu ve mevcut anlayışla da bunların çözülemeyeceğini bizzat yaşayarak görmüş olduk.

Okullar eğitime değil de öğütüme hizmet ediyor. Başarı diye sunulanlar da aradan çıkan istisnalar. Öyle olmasa, bugün yaşanan menfiliklerden çok müspet gelişmeleri konuşuyor olurduk. Ama en çok konuştuklarımız menfi hadiseler…

Eğitim dediğimiz şey, “nasıl bir insan tipi yetiştireceğiz?” sualine verilen cevaba göre şekillenir. Nasıl bir insan tipi yetiştirmek istiyorsak, eğitim de ona göre şekillenir. İdeâl bir insan tipi yetiştirmek istiyorsak, o tip nedir, kimdir, remz şahsiyet olarak topluma kimi göstermekteyiz?

Lafı uzatmadan söyleyeyim, İslâm medeniytinin incisi olması gereken İstanbul’u finans merkezi yapmakla övünen zihniyetin yetiştireceği insan tipi, küçük Amerika olmaya hizmet eder, bu mentaliteyle yetiştirilecek insan tipi Amerika’da yetiştirilen insan tipine benzer ve neticede de Amerika’da yaşanan okul katliamlarını biz de tatmaya başladık…

İstanbul’u finans merkezi yapmakla övünerek doğru bir şey yaptığını zannedenler, finans merkezi olmakla okullarda katliamlar yaşanması arasındaki ilişkiyi kuramayacak idrak fukaralarıdır. Kültür ve anlayış yoksunlarıdır. Hain değillerse haklarında söylenebilecek en hafif tabir budur.

Şimdi sen finans merkezi dediğinde, gençlik de kendini ona göre yetiştirmek için çabalayacak. Mevcut hâliyle finans dediğin şey, birbirinin gözünü oymak, çalışmadan haksız kazanç elde etmek, yol kesmeden milletin cebindeki parayı çalmak demek. Bunun da başında Yahudi var elbette. Orada kazanılacak para son merhalede Yahudi’nin cebine akacak, o da senin sırtından kazandığı para ile Gazze’de katliam yapmaya devam edecek. Burada çalışacak çocuklarımız da Gazze’ye ah-vah derken, İsrail’e hizmet edecekler, ettirilecekler… Yahudi ile el ele dünyayı soyacaksın, aradan üç beş kuruş da cebine giriyor diye sevineceksin, sonra da Yahudi’ye kafa mı tutacaksın? Bu sistem İsrail içindir, İsrail’e karşı değil. Bu sistemi hedefleyenler İsrail’e gerçekte kaşrı koyamaz. Ancak laf, retorik… Hani İran için diyorlardı ya, danışıklı dövüş…

Bu misaller şunun için…

İnsan ve toplum meselelerinin çözümünün ancak sistem çapında ele alındığında mümkün olduğunu anlayamayan, bu anlayışın gereği olarak da eğitim sistemini dahil -ekonomi, hukuk, idare vs- her şeyi bu bütüne göre dizayn etme gerektiğini bilmeyen, ama bütün bunları anlamadığı ve bilmediği hâlde, bunları anlaması ve bilmesi gerektiğini de bilmeden, kendi müktesebatına güvenerek meseleleri çözecek birikime sahip olduğunu zannederek icraata yeltenenlerin ülkeyi sürüklediği felâket yolculuğunda, kötünün de kötüsüne doğru gidiş…

Daha da kötüye doğru gidileceğini nereden mi biliyoruz?

“Doğru düşünce olmadan doğru düşünce faaliyeti olmaz” ölçüsünden…

İnsan ve toplum meselelerinin bütünlük arzetmesine nazaran da, doğru düşüncenin sistem çapında ortaya konulması gerekir. Rastgele, kısmî doğru düşünce olmaz…

Kısacası, sistem çapında ortaya konulmuş doğru düşünceden bahsedemiyorsak, kötüye gitmek kaçınılmaz… Yani o hafızmış, beriki imam hatipliymiş… Bunlar, doğru düşüncenin kendisi bile değil… Hele doğru düşünce sistemi hiç değil… Doğru düşünce, o hıfzedilenlerden de istifade edilerek kurulur. Bütün anlayış, mimarî bir proje olmadan, yapı elemanalrını üst üste koyarak bina inşa edilemez… Ölçüleri bilmek ve bunları ezbere sıralmakla ölçüye uyulmuş olmaz. Ölçü, muhatap anlayış için kurmayı tasarladığı sisteme dayanak teşkil der, ölçü sistemin kendisi değildir.

BOP İslâmcıları, hem istismarcı, hem de bilmediğini de bilmeyecek derecede çapsızken, bir de bildiğini zannederek ukalâlık yapmaktalar…

İnsan ve toplum meselelerini çözmeye dair sistem çapında bir teklifleri yok! Sistem çapında teklifleri olmadığı gibi, bunun gerek olmadığını da bilmiyorlar. Sonra da karşı sistemin unsurları içinde hayat hakkı aramaya kalkılıyor.

Netice…

Ya BOP İslamcılığında çocuklarımızın finans merkezlerinde kölelştirilmesine, mankurtlaştırılmasına, sokaklarda, okullarda katledilerek yok edilmesine seyirci kalacağız ya da bu gidişata dur diyeceğiz.

Okullarda yaşanan katliamlar karşısında, kuru kuruya, “ah, bağrımız yanıyor!” diye timsah gözyaşları dökenlere karşılık, bu vatanın gerçek bağrı yananları olarak, çözüm teklifini sistem çapında ortaya koyanlardanız… Yapılması gerekeni yapmak yerine kuru kuruya ahlanıp vahlanmak, başa gelecek felâketlere kapıyı açık tutmak demektir.

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin