DÜŞMANIN YERİ, DENİZİN DİBİ – AMERİKA’SIZ ORTADOĞU

İran dinî lideri Mücteba Hamaney, Deccaliyet komitesinin 28 Şubatta başlattığı saldırının ikinci ayında yaptığı açıklamada, meydanda yendikleri Deccaliyete meydan okumaya devam ederek, bir İslâm ülkesi liderinden Amerika ve İsrail’e karşı duymayı beklediğimiz şekilde, yani kuru sıkı sallayarak değil de meydanda verdiği mücadeleyi kelâmla zarflayıcı bir konuşma yaptı.

Devlet televizyonunda yayımlanan mesajında Basra Körfezi’ni bölgedeki Müslüman uluslar için “bir lütuf” olarak nitelendiren Hamaney, körfez ve Hürmüz Boğazı’nın “kimliklerini ve medeniyetlerinin bir parçasını şekillendirdiğini” belirtirken, körfezin uluslar için bir bağlantı noktası olmasının yanı sıra küresel ekonomi için hayati ve eşsiz bir rota oluşturduğunu belirtti. Hamaney, Fars Körfezi’ndeki tarihsel yabancı müdahalelerini ve son ABD-İsrail saldırılarını, bölge halkına yönelik küresel bir komplo ve “haydutluk” olarak nitelendirdi. Fars Körfezi’nin en uzun kara kıyısına sahip olan İran halkının, körfezin bağımsızlığı ve saldırganlarla mücadele uğruna “en büyük fedakarlıkları” yaptığını belirten Hamaney; tarihte Haçlılarla gerçekleştirdikleri mücadeleler cümlesinden olarak Portekizlilerin kovulmasından Hürmüz Boğazı’nın özgürleştirilmesine, Hollanda sömürgeciliğiyle mücadeleden İngiliz sömürgeciliğine karşı direniş destanlarına kadar pek çok örnek verdi. İran Devrimi’nin, “müstekbir güçlerin ellerini bölgeden kesme konusunda bu direnişlerin dönüm noktası” olduğunu vurguladı. Hamaney mesajına şöyle devam etti: “Bugün, dünyanın zorbalarının bölgeye yönelik en büyük askeri sevkiyat ve saldırısının üzerinden iki ay geçmişken ve Amerika kendi komplosunda aşağılayıcı bir yenilgi almışken; Fars Körfezi ve Hürmüz Boğazı için yeni bir sayfa açılmaktadır.”

“Düşmanlara suların dibinden başka yer yok”

40 gün süren savaşta İran’ın misilleme amaçlı füze ve İHA saldırılarıyla sarsılan ABD üslerine atıfta bulunan dinî lider, şu vurguyu yaptı: “Amerika’nın o içi boş üsleri artık kendilerini bile koruyacak kabiliyette değil; kaldı ki müttefiklerine güvenlik sağlayabileceği yönünde bir umut olsun.”

Ülkenin “nükleer ve füze kabiliyetlerini” ulusal bir değer olarak gördüklerini belirten Hamaney, “Halkımız, ülkemizin sularını ve topraklarını koruduğu gibi bunları da koruyacaktır” ifadelerini kullandı.

“Parlak gelecek Amerikasız olacak”

Basra Körfezi’nin geleceğinin ABD varlığı olmadan “parlak” olacağını belirten Hamaney, İran’ın komşularıyla “ortak bir kaderi” paylaştığını yazdı: “Ancak binlerce kilometre öteden gelip burada açgözlülükle zulüm işleyen düşmanların, suların dibinden başka bir yeri yoktur.”

İran halkının uyanışının sadece vatanı için canını feda etmeye hazır on milyonlarla sınırlı olmadığını belirten Hamaney (saldırılar sırasında 30 milyondan fazla İranlının gönüllü kampanyasına katılmasına atıfta bulunarak), şunları ekledi: “Bugün, içerideki ve dışarıdaki 90 milyon onurlu İranlı; nanoteknolojiden biyoteknolojiye, nükleer enerjiden füze kabiliyetine kadar tüm kimliksel, bilimsel ve teknolojik kapasitelerini ulusal varlıkları olarak görmekte ve bunları tıpkı deniz, kara ve hava sınırlarını korudukları gibi savunmaktadırlar.”

Hürmüz Boğazı’nda “yeni yönetim”

Hamaney, mesajını şu sert ve net uyarıyla tamamladı: “ İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim hakkının fiili bir şükrü olarak, bölgeyi güvenli hale getirecek ve düşmanın bu su yolunu suistimal etmesini engelleyecektir. Hürmüz Boğazı’nın yeni yönetim ve hukuki kuralları, bölgedeki tüm ulusların çıkarına olacak şekilde refah ve ilerleme getirecek; ekonomik lütufları halkın yüreğine su serpecektir. Allah’ın izniyle, kâfirler hoşlanmasa da bu böyle olacaktır.”

Bir Cevap Yazın

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Adımlar Dergisi sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin